Bir şâha kul oldum ki cihân aña gedâdur
Kul ile sultan, ay ile güneş ve Kadir gecesiyle bayram arasında kurulan karşılıklar, sevgiliye bağlılığı hem kozmik hem de dinî zaman imgeleriyle büyütür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir şâha kul oldum ki cihân aña gedâdur
Bir mâha dutuldum ki yüzi şems-i duhâdur
1Öyle bir padişaha kul oldum ki dünya ona dilencidir;
2Öyle bir aya tutuldum ki yüzü kuşluk güneşidir.
- 2
Sevdigüm ise señi günâhum behey âfet
Öldürme beni cevr ile kim ‘ışk belâdur
1Ey afet, seni sevmem günahımsa
2Beni eziyetle öldürme; çünkü aşk başlı başına beladır.
Âşık sevgisini varsayımsal bir günah olarak kabul etse bile sevgilinin cevrini ölçülü olmaya çağırır. Çünkü asıl ceza zaten aşkın kendisidir; belâ kelimesi sevmenin hem sınanma hem yıkım taşıyan yapısını tek başına yüklenir.
- 3
Baş üzre yir itsem yiridür şu‘le-i âha
yâr işigine râh-nümâdur
1Ahımın alevine başımın üstünde yer versem yeridir;
2Ayrılık gecesinde sevgilinin eşiğine giden yolu o gösterir.
Ah, ayrılık gecesinde karanlığı delen bir alev gibi düşünülür ve sevgilinin eşiğine yön gösterir. Âşığın baş üstünde taşıdığı şey bir kandil değil kendi içinden çıkan yakıcı soluktur; acı böylece yolunu bulmasına yarayan tek kılavuz olur.
- 4
‘Îde yüzüñ Kadre saçuñ olalı teşbîh
ile baña ‘îd hemîn subh u mesâdur
1Yüzün bayrama, saçın Kadir gecesine benzetileli beri
2Benim için gece gündüz yalnız Kadir gecesi ve bayramdır.
Yüzün bayram, siyah saçın Kadir gecesi sayılması aydınlık ile karanlığı aynı sevgilide birleştirir. Subh u mesâ boyunca bu iki kutsal vaktin sürmesi, sıradan takvimi kaldırıp âşığın bütün zamanını sevgilinin görünüşüne bağlar.
- 5
Âhum felege irdi yaşum dutdı cihânı
Hâlüme benüm şâhid olan ‘arz u semâdur
1Ahım göğe ulaştı, gözyaşım dünyayı kapladı;
2Benim hâlime yer ve gök tanıktır.
Ahın feleğe, yaşın bütün cihana ulaşması kişisel kederi kozmik ölçekte görünür kılar. Arz ile semânın şahit gösterilmesi bir mahkeme dili de kurar: âşık, çektiği acının inkâr edilemeyeceğini bütün varlık düzenine tasdik ettirir.
- 6
‘Avnî dile zulm eyledüm ol dilberi sevdüm
Cevr ile cefâ baña cezâ olsa sezâdur
1Avnî, gönle zulmettim ve o sevgiliyi sevdim;
2Eziyet ve cefa bana ceza olsa yeridir.
Mahlas beyti suçu sevgiliye değil, onu severek gönlüne zulmeden Avnî’ye yükler. Bu öz-suçlama cevrin adaletini kabul eden paradoksal bir tavırdır; âşık hem eziyetten yakınır hem de onu kendi seçiminin uygun karşılığı sayar.
- 7
Bir dilbere düşürdi beni gerdiş-i eflâk
Kim mâh ü güneş yüzi ziyâsında Sühâdur
1Göklerin dönüşü beni öyle bir sevgiliye düşürdü ki
2Yüzünün ışığı yanında ay ve güneş Süha yıldızı kadar sönük kalır.
Son beyit kaderi göklerin dönüşüyle açıklar; sevgiliye düşmek bireysel iradeden çok kozmik bir sevktir. Ay ve güneş normalde parlaklığın ölçüsüyken onun yüzü yanında zor görülen Süha yıldızına iner, böylece güzelliğin ölçeği ters yüz edilir.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk kaydı şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî beyitleri ve sınırlar bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-018, PDF 43, basılı 39; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şâhın karşısında bütün cihan gedâ iken konuşan kişi kulluğu isteyerek seçer; güç hiyerarşisi sevgi bağına çevrilir. İkinci dizedeki mâh hem sevgilinin yüzünü aylaştırır hem ‘tutulmak’ fiiliyle aşkın kaçınılmaz çekimini gökyüzü olayına yaklaştırır.