Çün sabâ fasl-ı hazânda gülşene dîbâ döşer
Sonbaharın bahçeye serdiği kumaştan hareket eden gazel, gölge, tuğra, güneş ve ay imgelerini işler; yoksula düşen payın gönül tokluğu olduğunu bildirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Çün sabâ fasl-ı hazânda gülşene döşer
Hak budur her nakşı yirinde olup zîbâ düşer
1Sabah yeli sonbaharda gül bahçesine ipekli kumaş serince
2Gerçekten de her desen yerli yerinde güzel görünür.
- 2
Niçe tenhâ âsitânın öpmege fursat bulam
Kûyına ‘azm eylesem sâyem baña düşer
1Eşiğini tek başıma öpmeye nasıl fırsat bulayım?
2Mahallene yönelsem gölgem bile bana yol arkadaşı olur.
Âşık sevgilinin eşiğini kimse görmeden öpmek ister, fakat kendi gölgesi bile ona eşlik eder. Sâye hem fiziksel olarak yalnızlığı bozar hem de âşığın kendinden kaçamayacağını gösterir. Kûya yönelme arzusu, en mahrem ibadeti bile tanıklı bir eyleme dönüştürür.
- 3
Zülfüñüñ vasfında eylesem eş‘ârumı
Kaşlaruñ vasfında olan cümleye düşer
1Saçını anlatan şiirlerimi uzun bir tomar hâline getirsem
2Kaşlarını anlatan şiir, hepsinin üstüne tuğra olur.
Saçın uzunluğu onu anlatan şiirlerin tomarına aktarılır; kaş ise bu tomarın üstündeki hükümdar tuğrası olur. Biçim benzerliği yazı ve beden arasında kurulmuştur. Kaş tasviri, saç hakkında yazılmış bütün sözleri onaylayan ve sahiplenen son işaret konumundadır.
- 4
Mihr ü meh âb içre ‘arz-ı hüsn iderlermiş saña
Lîk kadri anlaruñ bu işden aşağa düşer
1Güneşle ay, su içinde sana güzelliklerini sunarmış;
2Fakat bu yarış yüzünden ikisinin de değeri aşağılara düşer.
Güneş ve ay suya yansıyıp güzelliklerini sevgiliye sunan iki rakip gibi düşünülür. Ancak sevgilinin hüsnü karşısında bu gösteri onları yüceltmez, değerlerini düşürür. Mihr ile meh kozmik büyüklüklerine rağmen beşerî güzelin altında bırakılır.
- 5
Bâğa servini hırâmân itse ol ruhsârı gül
Na‘ra-i bülbülle gülşen sahnına gavgâ düşer
1O gül yanaklı sevgili, servi gibi salınarak bahçeye girse
2Bülbülün çığlığıyla gül bahçesinin ortasında kıyamet kopar.
Sevgili gül yüzüyle ve servi yürüyüşüyle bahçedeki iki ayrı güzellik unsurunu kendinde toplar. Onun gelişi bülbülün nârasını yükseltir ve sakin bahçe gürültülü bir meydana döner. Gavgâ, güzelliğin seyredilmesinden doğan aşk coşkusunun toplu sesidir.
- 6
Ehl-i ‘âlemüñ ma‘mûresin ‘arz itseler
Ehl-i fakruñ hissesine düşer
1Dünya halkının bütün bayındır ülkelerini önlerine koysalar
2Yoksulların payına gönül tokluğu ülkesi düşer.
Bir tarafta dünyanın bütün ma‘mûresi, öte tarafta fakr ehlinin istiğna mülkü vardır. Yoksulun payına maddi ülke değil hiçbir şeye muhtaç olmama hâli düşer. Beyit, mahrumiyeti iç egemenliğe çevirerek servet ve iktidar ölçüsünü tersyüz eder.
- 7
‘Avnîyâ dil virmek ol dildâra düşmezdi baña
Bir düşecek yir arayuban göñül ammâ düşer
1Ey Avnî, o sevgiliye gönül vermek bana düşmezdi;
2Ama gönül düşecek bir yer arayıp sonunda ona düştü.
Düşmek fiili üç kez farklı görevle kullanılır: gönül vermek Avnî’ye yakışmaz, iş ona düşmez; gönül ise düşecek yer arar ve sevgiliye âşık olur. Bu tekrar, iradeyle alınmış bir karar yerine gönlün kendi ağırlığıyla kaçınılmaz biçimde sevgiliye yöneldiğini anlatır.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk metni şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde tahmis eder; bağımsız görsel audit incipit, son ve sonraki kayıt sınırını doğrulamıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), sürüm cevahir-1330-avni-013, PDF 39–40, basılı 35-36; tahmis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, ilk üç Emîrî mısraı dışarıda bırakıldı. Doğan 2023 yalnız kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sonbahar yaprakları, sabah yelinin bahçeye serdiği renkli dîbâya benzetilir. Her yaprağın yere düşmesi rastgele değil, kumaş üzerindeki desenlerin yerli yerine konması gibi görülür. Mevsimsel soluş böylece bozulma değil düzenli bir estetik kompozisyon olur.