Ey pür-gül ü şükûfe yüzüñle behâr-ı hüsn
Sevgilinin yüzünü bahar ve güneş, boyunu güzelliğin yüksek ağacı yapan gazel; cevrin yıktığı gönlün onarılmasını ister, kaş-göz-saç düzenini saray görevlileriyle anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey pür-gül ü şükûfe yüzüñle
Mihr-i rûhuñla rûşen olur rûzgâr-ı hüsn
1Yüzünle güzellik baharı çiçek ve goncalarla doludur;
2Yanağının güneşiyle güzellik zamanı aydınlanır.
- 2
Bâğ-ı cemâl hüsnüñ ile pür-safâdurur
Şâd-âbdur cemâlüñ ile nev-
1Güzellik bahçesi senin güzelliğinle sevinç doludur;
2Yeni güzellik baharı cemalinle bayındırdır.
Bâğ-ı cemâl sevgilinin hüsnüyle safâ bulur, yeni bahar da onun yüzüyle bayındır hâle gelir. Güzellik kişisel bir nitelikten çıkarak çevresini düzenleyen iklime dönüşür; cemal bahçenin hem sevinci hem imarıdır.
- 3
Nahl-i kadüñ ki -ı hüsndür
Oldı bülend kadd-i bülendüñle kâr-ı hüsn
1Boy fidanın güzelliğin başı dik servisidir;
2Yüksek boyunla güzelliğin işi yüceldi.
Boy bir fidan, aynı zamanda başı dik bir servi olarak yükselir. ‘Bülend’ tekrarları sevgilinin fiziksel uzunluğunu güzellik işinin yükselişine bağlar; onun kaddi, hüsnün ulaştığı makamı görünür kılan dikey ölçüdür.
- 4
Yap göñlümüñ harâbesin ey
Bir gün ola harâba vara kâr u bâr-ı hüsn
1Ey cefanın kurucusu, gönlümün harabesini onar;
2Bir gün güzelliğin işi ve kazancı da harap olabilir.
Sevgili ‘cefanın kurucusu’ diye çağrılırken yıkılmış gönlü onarmaya davet edilir. İkinci dize güzelliğin saltanatının da bir gün harap olabileceğini hatırlatır; bugünkü kudret, yarına karşı merhamet sorumluluğu doğurur.
- 5
Sultân-ı hüsn yüzüñ ü hâcibdürür kaşuñ
Cellâd çeşm ü zülf-i siyeh -ı hüsn
1Yüzün güzellik sultanı, kaşın onun kapıcısıdır;
2Göz cellât, siyah saç ise güzelliğin perde bekçisidir.
Güzellik bir saray teşkilatı gibi kurulur: yüz sultan, kaş hâcib, göz cellât, siyah saç perde bekçisidir. Her unsur ayrı görev üstlenir; sevgiliye yaklaşmak bu düzenin kapı, ceza ve örtü engellerini aşmayı gerektirir.
- 6
‘Işk-ı riyâyı terk idemez zâhidi görüñ
Şükr-i Hudâ ki ‘Avnî degül şerm-sâr-ı hüsn
1Gösterişçi aşkı bırakamayan zahidi görün;
2Allah’a şükür, Avnî güzellik karşısında utanmış değildir.
Zahit aşkı bile riyaya dönüştürür ve bu gösterişten vazgeçemez. Avnî ise güzelliğe yönelişinden utanmadığını şükürle söyler; makta dışarıya gösterilen dindarlıkla içten kabul edilen aşk arasında ahlâk farkı kurar.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî gövdesi ve komşu kayıt sınırları bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-057, PDF 71–72, basılı 67-68; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî dizesi aktarıldı, Ali Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgilinin yüzü baharı yalnız temsil etmez, onu çiçek ve goncalarla dolduran kaynak olur. Yanağın güneş gibi ışık vermesiyle hüsnün bütün zamanı aydınlanır; mevsim ve gün ışığı tek yüzde birleşir.