DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Avnî (Fatih Sultan Mehmed)/Gözlerüm hâk-i der-i dildâr ile pür-nûrmış
Gazel · 15. yüzyıl

Gözlerüm hâk-i der-i dildâr ile pür-nûrmış

Sevgilinin ayak toprağı ve ayrılık yarasıyla aydınlanan gazel, harap görünen gönlü cefanın mimarisi sayar; sufinin mazeretini ve saçı gece perdesi yapan görünmezliği tartışır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gözlerüm ile pür-nûrmış

    Hâtırum -ı yâr ile mesrûrmış

    1Gözlerim sevgilinin eşiğinin toprağıyla nurlanmış;

    2Gönlüm de ayrılık yarasıyla sevinçliymiş.

    Gözün nuru sevgilinin ayak toprağından, gönlün sevinci ayrılık yarasından gelir. Normalde kir ve acı sayılan iki unsur olumlu hâle çevrilir; âşık için değer, nesnenin kendisinden değil sevgiliyle temasından doğar.

  2. 2

    Hâne-i dil kim harâb olmış sanurdum ben anı

    Ol cefâ mi‘mârınuñ tarhı-y-ile ma‘mûrmış

    1Gönül evinin yıkılmış olduğunu sanırdım;

    2Meğer o cefa mimarının planıyla bayındırmış.

    Konuşan gönlü yıkık sanırken bu harabenin cefa mimarının bilinçli planı olduğunu öğrenir. Tarh ile ma‘mûr kelimeleri acıya yapı düzeni verir; yıkılmış görünüş, sevgilinin kurduğu farklı bir iç mimarinin sonucu olur.

  3. 3

    N’ola olursa zerre-veş üftâdeler

    Gün gibi ol meh-likânuñ şöhreti meşhûrmış

    1Düşkünler zerre gibi başı dönse ne olur?

    2O ay yüzlünün ünü güneş gibi meşhurmuş.

    Düşkün âşıklar güneş çevresindeki zerreler gibi başı dönerek dolaşır. Meh-likânın şöhreti güneş gibi yayıldığı için ay ve güneş imgeleri tek yüzde birleşir; ser-gerdânlık, bu parlak merkezin çevresindeki zorunlu harekettir.

  4. 4

    Kesret-i meyden sudâ‘ irüp nemâza çıkmadı

    Zâhid-i bu ‘özriyle meger ma‘zûrmış

    1Çok şaraptan başı ağrıyınca namaza çıkmamış;

    2Kendini beğenen zahit bu mazeretle bağışlanmış olmalı.

    Zahit çok şarap içtiği için baş ağrısını namaza gitmeme gerekçesi yapar. Hod-bîn ve ‘özr sözcükleri anlatıcının kuşkusunu belirginleştirir; ma‘zûr hükmü gerçek bir bağışlamadan çok riyakâr davranışa yöneltilmiş ironidir.

  5. 5

    Her zemân ruhsârına olur zülf-i siyâh

    ‘Avnîye göstermeyen gün ol şeb-i deycûrmış

    1Siyah saç her zaman yanağının önüne perde olur;

    2Avnî’ye günü göstermeyen o karanlık geceymiş.

    Siyah saç yanağın önüne her gelişinde gündüzü karanlık geceye çevirir. Avnî’nin göremediği ‘gün’ hem ışık hem baht açıklığıdır; zülf, sevgilinin yüzünü örterken âşığın zamanını da deycûra dönüştürür.

Kavram sözlüğü (7) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Cevâhirü’l-Mülûk kaydı şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî beyitleri ve sınırlar bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.

Atıf kanıtını aç ↗

Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-033, PDF 52, basılı 48; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGözüm yaşı-y-ıla kûy-i nigârı lâle-zâr itdümAvnî (Fatih Sultan Mehmed) · Gazel

Kavram sözlüğü

7 kavram bulundu.

hâk-i der-i dildâr

Sevgilinin kapısının toprağı.

zahm-ı firâk

Ayrılığın açtığı yara.

cefâ mi‘mârı

Gönlü acıyla kuran hayalî mimar, sevgili.

ser-gerdân

Başı dönmüş, şaşkın biçimde dolaşan.

hod-bîn

Kendini beğenen ve yalnız kendini gören.

hâil

Önüne geçip görünmesini engelleyen perde.

şeb-i deycûr

Çok karanlık gece.