Hâsılı çün mezra‘-ı dünyânuñ oldı gam baña
Gazel, dünya tarlasının tek ürünü sayılan gamı gözyaşı, matem, zehir ve mihrap imgeleriyle büyütür; mahlas beyti aşk ile ibadet dilini birleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hâsılı çün mezra‘-ı dünyânuñ oldı gam baña
Yıllar ile ağladı hâlüm görüp baña
1Sonunda dünya tarlasının bana verdiği ürün gam oldu.
2Âdem, hâlimi görüp yıllarca benim için ağladı.
- 2
Şem‘ çün gördi gözüm yaşın derûnum âteşin
Bezm-i gamda akıdur gözyaşını her dem baña
1Mum, gözümün yaşını ve içimdeki ateşi görünce
2Gam meclisinde her an benim için gözyaşı döker.
Mumun gövdesindeki alev, âşığın iç yangınına; eriyen damlalar da gözyaşına benzetilir. Şem‘in âşığı görüp ağlamasıyla cansız nesne duygudaş kılınır. Bezm-i gam tamlaması ise neşeli meclis geleneğini tersine çevirip kederin sürekli yaşandığı bir toplantı kurar.
- 3
Gam şebi efgânum işidilmez olsa za‘fdan
âheng iderse tañ degül a hem baña
1Gam gecesinde iniltim güçsüzlükten işitilmese
2Pes ve tiz sesler bana eşlik etse buna şaşılmaz.
Konuşanın sesi güçsüzlük yüzünden duyulmayacak kadar kısılmıştır; buna karşılık sazın pes ve tiz sesleri onun yerine inler. Zîr ile bem yalnız müzik terimleri değildir: acının bütün ses aralığını kapladığını ve kişisel feryadın çalgıda toplu bir yankı bulduğunu gösterir.
- 4
Cân viricek ‘âkıbet sevdâ-yı zülfüñden señüñ
karalar geysün dutup mâtem baña
1Senin saçının sevdası yüzünden sonunda can verdiğimde
2Gönül ehli matemimi tutup kara giysiler giysin.
Can verme sebebi sevgilinin saçıyla belirtilen kara sevdadır. Ardından ehl-i dilin kara giymesi, saçın siyahlığını cenaze rengine dönüştürür. Böylece bireysel aşk ölümü, gönül ehlinin katıldığı kamusal bir matem sahnesi hâline gelir.
- 5
ye’si ümmîdi müdâm
Zülf ile la‘lüñ firâkında yeter em sem baña
1Ayrılık dikeninin ümitsizliğiyle kavuşma içkisinin ümidi durmadan sürer.
2Saçınla lal dudağından ayrı kalışımda bana hem ilaç hem zehir yeter.
Beyit nîş ile nûşu, yani ayrılık dikeniyle kavuşma içkisini karşı karşıya getirir. Ümitsizlik ve ümit aynı anda sürer; ikinci dizedeki em ile sem de ilaç ve zehir kutuplarını yineler. Sevgilinin saçı ve dudağı bu çelişkili acı-şifa düzeninin kaynağıdır.
- 6
‘Işk içinde kimi yâr idem kime hâlüm diyem
Düşmen oldılar senüñçün dôstum ‘âlem baña
1Aşk içinde kimi dost edineyim, hâlimi kime anlatayım?
2Senin yüzünden dostum da bütün âlem de bana düşman oldu.
İlk dizedeki iki soru, âşığın sırdaş bulamadığını açık eder. İkinci dize bu yalnızlığın sebebini büyütür: sevgili uğruna dost sayılan kişi de bütün dünya da düşmana dönüşmüştür. Aşk, konuşanı sıradan toplumsal bağların dışına çıkaran mutlak bir bağlılık olarak sunulur.
- 7
Ka‘be hakkı ‘Avnî baş egmez nemâza yüz yumaz
Kaşlaruñ mihrâbına secde yeter kıblem baña
1Kâbe hakkı için, Avnî namaza baş eğmez ve yüzünü çevirmez;
2Kaşlarının mihrabına secde etmek bana kıble olarak yeter.
Kâbe ve kıble sözleri ibadet yönünü belirlerken sevgilinin kaşları mihrap biçiminde düşünülür. Avnî’nin baş eğmeyişi ibadeti reddetmekten çok yönünü sevgilinin kaş mihrabına çevirdiğini söyleyen cüretli bir aşk mübalağasıdır; secde ile bakış aynı eksende birleşir.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk metni şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde tahmis eder; bağımsız görsel audit incipit, son ve sonraki kayıt sınırını doğrulamıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), sürüm cevahir-1330-avni-003, PDF 33–34, basılı 29-30; tahmis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, ilk üç Emîrî mısraı dışarıda bırakıldı. Doğan 2023 yalnız kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dünya bir ekin yerine çevrilirken bu tarlanın tek mahsulü gamdır; böylece yaşamak, sevinç devşirmek değil keder biçmek olur. İkinci dizedeki Âdem hem ilk insanı hem de bütün insanlığı çağrıştırır: konuşanın acısı, insanlık tarihi kadar eski ve ortak gösterilir.