Her kaçan seyr ide bâğa ol gül-i ra‘nâ gelür
Sevgilinin bahçeye gelişi bülbülü, servi ve nergisi harekete geçirir; gazel, bu tabiat alayını gözyaşı ve lâl imgesi üzerinden âşığın deliliğine bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Her kaçan seyr ide bâğa ol gelür
Na‘ra-i bülbülle bâğuñ başına gavgâ gelür
1O nazlı gül bahçeyi ne zaman gezse gelir,
2Bülbülün haykırışıyla bahçenin başına bir kargaşa gelir.
- 2
Seyr-i gülzâr eylese serv-i revânlarla nigâr
Râstî bu kaddi anuñ cümleden a‘lâ gelür
1Sevgili, yürüyen servilerle gül bahçesini gezse,
2Doğrusu, onun boyu hepsinden daha yüce görünür.
Servi divan şiirinde zaten düzgün boyun ölçüsüdür; burada çoğul serviler sevgilinin yürüyüşüne eşlik eden bir alaya dönüşür. Râstî sözü hem ‘doğrusu’ hükmünü verir hem de diklik çağrışımıyla onun boyunu tabiatın ölçüsünün üstüne çıkarır.
- 3
Fitnesiyle gözlerüñüñ göñlüme gavgâ düşer
Zülf-i anber-bâruñ ile başuma sevdâ gelür
1Gözlerinin fitnesiyle gönlüme kavga düşer;
2Amber kokulu saçınla başıma kara sevda gelir.
Göz, bakışıyla fitne ve çekişme çıkarırken amber kokulu saç başa yalnız koku değil sevdâ getirir. Başuma gelmek deyimi felaketi sezdirir; böylece güzelliğin iki parçası, gönülde kavga ve zihinde karanlık tutku olarak ayrı etkiler doğurur.
- 4
Göz diküp nergis yola şimşâd durmış muntazır
Seyr-i bâğa gûyiyâ ol gözleri gelür
1Nergis yola göz dikmiş, şimşir ağacı ayakta beklemektedir;
2Sanki o mahmur gözlü sevgili bahçeyi gezmeye gelir.
Nergisin göz gibi yola bakması ve şimşadın dimdik beklemesi, bahçeyi sevgiliyi karşılayan canlı bir topluluğa çevirir. Son dizedeki gûyiyâ, henüz görünmeyen şehlâ bakışlı sevgilinin gelişini beklentiyle kurar; sahne kesinlikten çok özlemle aydınlanır.
- 5
Âteş-i gam yakmasa tañ mı vücûdum şehrini
Gözlerümden göñlüm üstine iki deryâ gelür
1Gam ateşinin varlığımın şehrini yakmasına şaşılır mı?
2Gözlerimden gönlümün üstüne iki deniz akar.
Âşığın bedeni surları olan bir şehir, gam ise onu kuşatan yangındır. Gözlerden akan iki deniz bu ateşi söndürecek yerde gönlün üstüne yığılır; ateş ve suyun aynı acıyı büyütmesi, çaresizliğin fiziksel ölçüsünü olağanüstü kılar.
- 6
Bu bu letâfet kim nigârâ señde var
Her niçe âkil varursa kûyuña şeydâ gelür
1Ey sevgili, sende bulunan bu güzellik ve incelik yüzünden
2Mahallene gelen her akıllı kişi çılgına döner.
Melâhat yüz güzelliğini, letâfet ise davranış ve inceliği birlikte anar; sevgili yalnız görünüşüyle değil bütün hâliyle etkiler. Kûya akıllı giren kişinin şeydâ çıkması, aşk mekânının aklı bozan dönüşümünü kısa bir sebep-sonuç zincirinde gösterir.
- 7
Lâ‘l-i cân-bahşıyle uşşâka hitâb itse nigâr
Mürdeler üzre sanasen Hazret-i ‘Îsâ gelür
1Sevgili, can bağışlayan lâl dudağıyla âşıklara seslense,
2Sanki Hazret-i İsa ölülerin üzerine gelir.
Lâl dudağın sözü can verici sayılınca sevgilinin hitabı İsa’nın diriltme mucizesiyle yan yana gelir. Benzetme dudak renginden daha ileri gider: âşıklar ölülere, sevgilinin sesi ise onları hayata döndüren nefese dönüşür.
- 8
Lâ‘l-i nâbı yâdına nûş eylemek
Kime düşvâr ise ey ‘Avnî baña helvâ gelür
1Onun saf lâl dudağını anıp ciğer kanı içmek
2Kime güç gelirse gelsin, ey Avnî, bana helva gibi tatlı gelir.
Makta, sevgilinin dudağını anarken çekilen acıyı ciğer kanı içmek gibi sert bir deyimle anlatır; fakat Avnî bu acıyı helva sayar. Düşvâr ile helvâ karşıtlığı, aşk uğruna eziyetin tatlı kabul edilmesini mahlasın kişisel hükmüne bağlar.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk kaydı şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî beyitleri ve sınırlar bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-017, PDF 42–43, basılı 38-39; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk beyit sevgilinin bahçeye her girişini düzenli bir gezinti değil, sesle büyüyen bir olay yapar. Gül yüzlü sevgili ilerlerken bülbülün na‘rası bütün bahçeyi karıştırır; gavgâ hem kuşların coşkusunu hem âşığın içindeki sarsıntıyı taşır.