Sâkî pür eyle câm-ı şerâb-ı mugânei
Sâkiden mecusi şarabıyla harap işi onarmasını isteyen gazel, meyhane pirine sır açtırır; kendinden geçiren kadehi, gönül levhasını yıkayan şarabı ve bezme giremese de eşiği öpme arzusunu anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Sâkî pür eyle câm-ı şerâb-ı mugânei
Ma‘mûr kıl harâba varan kâr-hânei
1Saki, Mecusilere özgü şarap kadehini doldur;
2Harap olmaya yüz tutan işi onar.
- 2
Ey ehl-i harâbâtı mahrem it
Keşf eyle bâde sırrını terk it behânei
1Ey meyhane piri, harâbât ehlini sırdaş et;
2Şarabın sırrını aç, bahaneyi bırak.
Pîr-i deyr harâbât ehlini mahrem kabul etmeye ve şarabın saklı bilgisini açmaya çağrılır. ‘Bahaneyi bırak’ buyruğu, sırra erişimi erteleyen dış gerekçeleri kaldırır; meclis bağlılığı açık bir öğretim ilişkisi kazanır.
- 3
itseler eger esrâr-ı câm ile
Mest eyle sunmağ ile mey-i bî-hodânei
1Kadehin sırlarıyla kendilerinden geçerlerse,
2Kendinden geçiren şarabı sunarak onları sarhoş et.
Kadehin esrarı içenleri benliklerinden çıkarırsa saki bu hâli tamamlayacak şarabı sunmalıdır. Bî-hodluk önce sonuç, sonra içkinin niteliği olarak yinelenir; amaç ölçülü neşe değil benlik denetiminin bütünüyle çözülmesidir.
- 4
Ol mey ki levh-i dilden ala şüst ü şûy ile
‘Ayş-ı mugânei vü cefâ-yı zemânei
1O şarap, yıkayıp arındırarak gönül levhasından alsın,
2Mugâne yaşayışı ile zamanın cefasını.
Ala yükleminin ardından gelen ayş-ı mugânei ile cefâ-yı zemânei yüzeyde vü ile yan yana durur. Modern katman bu nedenle ikisini de gönül levhasından yıkanıp alınan iki unsur olarak ihtiyatla bağlar; mugâne yaşayışının yıkama aracı veya biçimi olabileceği alternatif, tek görsel tanıkla kesinleştirilmez.
- 5
Gör mey ferâğını nazar it sakf-ı deyre kim
Nâr-ı Kelîmden diler iseñ zebânei
1Mey ferâğını gör; meyhanenin tavanına bak,
2Musa’nın ateşinden bir alev dili istersen.
İlk emir görsel yüzeydeki mey ferâğını tamlamasını anlamını daraltmadan görmeye çağırır; bunun şarabın verdiği kesin bir ferahlık mı, meyle ilişkili kaygısızlık veya vazgeçiş mi olduğu tek tanıkla seçilmez. Ardından deyrin tavanına yönelen bakış, Musa’nın ateşinden bir alev dili arar ve meyhane mimarisini tecelli sahnesine yaklaştırır.
- 6
‘Avnî o bezme varmağa lâyık degülse ger
Men‘ itmeñüz ki bâri öpe âstânei
1Avnî o meclise girmeye layık değilse bile,
2Engel olmayın; hiç değilse eşiğini öpsün.
Avnî bezme girmeye layık olmadığını kabul eder, fakat bütünüyle uzaklaştırılmak istemez. Eşiği öpmek içeride bulunmanın en alt derecesidir; makta, liyakat iddiası yerine kapıya temas edecek kadar yakınlık talep eder.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî gövdesi ve komşu kayıt sınırları bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-070, PDF 79–80, basılı 75-76; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî dizesi aktarıldı, Ali Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. U4 okuma notu: ala ... ‘Ayş-ı mugânei vü cefâ-yı zemânei yüzeyinde iki öbek vü ile bağlıdır; modern bunları ihtiyatlı biçimde ala yükleminin iki nesnesi tutar, araç/biçim ihtimali kesinleştirilmez. U5 okuma notu: mey ferâğını yüzeyi tanıkta bu biçimdedir; kesin şarabın verdiği ferahlık normalizasyonu yapılmadan literal bırakılmıştır. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sakiye verilen ilk emir kadehi doldurmak, ikincisi harap işi onarmaktır. Şarap burada yıkımı artıran değil, dağılmak üzere olan hayat düzenini ma‘mûr eden araçtır; meyhane dili doğrudan bir tamir talebine bağlanır.