Tañ mıdur itse göñül nâle vü efgân bu gice
Sevgilinin gelmediği bir gecede gönlün feryadını, yanmayan meclis mumunu ve kanlı gözyaşını izleyen gazel; kadehle teselli arar, ayrılık ateşinde yanar ve sözünü Nizâmî, Sa‘dî, Selmân’la yarıştırır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Tañ mıdur itse göñül nâle vü efgân bu gice
Gelmedi meclise ol bu gice
1Gönül bu gece inleyip feryat etse şaşılır mı?
2O fitneci sevgili bu gece meclise gelmedi.
- 2
Tâ seher kalsa göñül zulmet içinde ne ‘aceb
Yanmadı karşuma ol bu gice
1Gönül sabaha dek karanlık içinde kalsa ne şaşılır?
2O gece meclisinin mumu bu gece karşımda yanmadı.
Sevgili şebistanı aydınlatan muma benzetilir; gelmeyince gönül sabaha dek karanlıkta kalır. Yanmadı fiili yalnız ışık eksikliğini değil, âşığın karşısında aşk meclisinin hiç kurulamamasını da bildirir.
- 3
Ne ‘aceb ağlar ise çünki gelüp
Gülüp eglenmedi ol yüzi gülistân bu gice
1Can bülbülü ağlarsa bunda ne şaşılır; çünkü
2Gülüp eğlenmek için o gül bahçesi yüzlü bu gece gelmedi.
Can bülbülü ağlar, çünkü gül bahçesine benzeyen yüz gülüp eğlenmek üzere gelmemiştir. Gülmek ile gül yüz arasındaki yakınlık, sevgilinin neşesini bahçenin açılışına bağlar; yokluğu kuşun sesini şakıma değil yasa çevirir.
- 4
Sâkîyâ itmege peymâne getür
Çün sıdı dilberümüz ‘ahd ile bu gice
1Ey saki, sıkıntıyı gidermek için kadeh getir;
2Çünkü sevgilimiz bu gece sözünü ve ahdini kırdı.
Sevgili ahdini ve peymanını bozunca sakiye düşen görev kadehle melali gidermektir. Peymân ile peymâne ses yakınlığı, kırılan sözü içki kabına dönüştürür; vuslatın yerine meclis tesellisi konur.
- 5
Gelüp ol olmadı yanumca revân
Gözlerüm itdi revân yaşlar ile kan bu gice
1O yürüyen servi gelip yanımda yürümedi;
2Gözlerim bu gece yaşlarla kan akıttı.
Serv-i revânın yanında yürümemesi gözleri başka bir akışa zorlar: yaşla birlikte kan akar. Revân tekrarları sevgilinin gerçekleşmeyen hareketi ile gözyaşının kesintisiz hareketini karşı karşıya getirir.
- 6
Vuslatı şem‘ini çün yakmadı ol yâr gelüp
Fürkati nârına ‘Avnî yüri sen yan bu gice
1O yâr gelip kavuşma mumunu yakmadığı için,
2Ey Avnî, yürü; bu gece ayrılık ateşinde sen yan.
Yâr kavuşma mumunu yakmayınca Avnî’ye ayrılık ateşinde yanmak kalır. Aynı ateş imgesi iki zıt ihtimali taşır: vuslat ışık verecekken firkat yakar; sevgilinin yokluğu şairi kendi alevinin yakıtı yapar.
- 7
Bu kelâm ile Nizâmî işidürse sözüñi
İlteler saña hased Sa‘dî vü Selmân bu gice
1Nizâmî bu sözünü ve söyleyişini işitse,
2Sa‘dî ile Selmân bu gece seni kıskanır.
Son beyit kişisel geceden şiir tarihine sıçrar. Avnî kendi sözünü Nizâmî’ye işittirir ve Sa‘dî ile Selmân’ın hasedini hayal eder; yaşanan hicran, büyük şairlerle rekabet edecek söyleyiş kudretine çevrilir.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî gövdesi ve komşu kayıt sınırları bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-068, PDF 78–79, basılı 74-75; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî dizesi aktarıldı, Ali Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gönlün nâle ve figanı sevgilinin meclise gelmemesinin doğrudan sonucudur. ‘Bu gice’ redifi zamanı her beyitte yeniden daraltır; acı genel bir hicran değil, beklenen buluşmanın gerçekleşmediği belirli gecenin krizidir.