Yüzüñ gülzârı şevkinden gözüm havzı pür-âb olmış
Gözleri havuza, kirpikleri kabarcığa çeviren gazel; saçın kartal pençesinden rakibin ulumasına ve kıyamet boyundaki Kevser dudağa uzanan hareketli bir gönül bahçesi kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yüzüñ gülzârı şevkinden gözüm olmış
İki gözüm kabağı seyr ider anda olmış
1Yüzünün gül bahçesinin özlemiyle gözümün havuzu suyla dolmuş;
2İki göz kapağım da üzerinde kabarcık gibi yüzmektedir.
- 2
Hevâ-yı ‘ışkuñ içre mürg-i cânı sayd kılmağa
Ser-i zülfüñ anuñ çengâlidür zülfüñ ‘ukâb olmış
1Aşkının havasında can kuşunu avlamak için
2Saçının ucu onun çengeli, saçın da kartal olmuştur.
Can kuşu aşkın havasında uçarken sevgilinin saçı hem çengel hem avcı kartaldır. Çengâl ile ‘ukâb aynı saçın iki ölçekteki kuvvetini anlatır; kaçış gökyüzüne açılsa bile av aracı sevgilinin başından uzanır.
- 3
Kerâhetdür mey içmek diyü esrâra rızâ virdüñ
Hezâr ahsent sûfî haylice olmış
1‘Şarap içmek mekruhtur’ deyip esrara, yani haşişe razı oldun;
2Bin aferin sufi, görüşün epeyce doğru olmuş!
Sufi şarabı mekruh sayarken esrara, burada açıkça haşişe, razı olur. ‘Hezâr ahsent’ ve ‘re’y-i savâb’ görünüşte onu över; gerçekte bir sarhoş ediciyi dinî gerekçeyle reddedip ötekini seçmesindeki tutarsızlığı alaya alır. Beytin eleştirisi esrârı ‘sırlar’ diye okumaya değil, bu madde karşıtlığına dayanır.
- 4
uludı âstân-ı yâra varaldan
Tenezzül eylemez ‘âşıklara ‘âlî-cenâb olmış
1Köpek rakip sevgilinin eşiğine varalı uluyup durdu;
2Âşıklara tenezzül etmeyen yüce gönüllü biri olmuş.
Rakip köpeğe benzetilir ve eşikte ulur; buna rağmen sevgiliye yaklaşınca âşıklara yüz vermeyen yüksek makamlı biri kesilir. ‘Âlî-cenâb’ sözü bu yapay yükselişi iğneler, yakınlığın rakibe sağladığı kibri görünür kılar.
- 5
Kıyâmet kâmeti üzre şol âb-ı Kevser-i lâ‘lin
Görüp cân buldı ‘Avnî sanasen olmış
1Kıyameti andıran boyun üzerinde o Kevser suyu olan lâl dudağı
2Avnî görüp can buldu; sanki hesap günü gelmişti.
Sevgilinin boyu kıyametin dikilişi, lâl dudağı Kevser suyudur; Avnî bu ikisini görünce ölümden sonra dirilmiş gibi can bulur. Yevmü’l-hisâb korku günü olmaktan çıkarak yüz ve dudağın aynı anda görüldüğü vuslat sahnesine çevrilir.
Metnin kaynağı
Cevâhirü’l-Mülûk kaydı şiiri Fatih Sultan Mehmed Han Gazi/Avnî bölümünde verir; tam Avnî beyitleri ve sınırlar bağımsız görsel source audit ile doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Ali Emîrî, Cevâhirü’l-Mülûk (1330), cevahir-1330-avni-031, PDF 51, basılı 47; tahmis/tesdis bentlerinin yalnız son iki Avnî mısraı aktarıldı, Emîrî ekleri dışarıda bırakıldı. Doğan yalnız kimlik kontrol tanığıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gözyaşı göz çukurunu havuza dönüştürürken iki kapak su üstündeki habâb gibi düşünülür. Yüzün gül bahçesine duyulan özlem yalnız ağlatmaz; bedenin küçük parçalarını kendi peyzajı olan bir su sahnesine çevirir.