Bahr-ı Vahdet Sâhiline Uğradı Benim Yolum
Fahrî, Hızır'ın elinden tutup götürdüğü vahdet kıyısını ve pîr himmetiyle kalpte açan sümbülleri anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
sâhiline uğradı benim yolum
-i İlâhî irişüb tutdı elim
1Yolum vahdet denizinin kıyısına uğradı;
2ilâhî yardımın Hızır'ı yetişip elimi tuttu.
- 2
Lutf idüp vasfun o bahrun eyledi bir bir
Sem‘-i cânum işidüben eyledi ikrâr dilim
1Lütfedip o denizin niteliklerini bir bir açıkladı;
2can kulağım işitti, dilim kabul etti.
Hızır denizin niteliklerini açıklar; can kulağı işitir ve dil ikrar eder. Bilgi sözlü kabulde tamamlanır. ‘Bir bir’ deyişi açıklamayı toplu bir sezgi değil sayılabilir maddeler dizisi yapar; kulaktan dile uzanan sıra, işitileni ikrarla tamamlar.
- 3
Bâğ-ı vahdet güllerin seyrân ederken nâgehân
Aşk u şevkle cûşa gelüb söyledi cân bülbülüm
1Vahdet bahçesinin güllerini gezerken birden
2can bülbülüm aşk ve özlemle coşup söyledi.
Vahdet gülleri arasında can bülbülü aşk ve özlemle coşar; dış manzara iç sesi harekete geçirir. ‘Nâgehân’ sözü coşkuyu planlı bir seyrin değil ansızın gelen kesintinin ürünü sayar; öten bülbül bahçenin değil konuşanın canınındır.
- 4
Lutf idüp Mevlâ-yı Rahmân bu zaîf bî-çâreye
Fahr-i âlem hürmetine ide âlî menzilim
1Merhametli Mevlâ bu güçsüz çaresize lütfedip
2âlemin övüncü hürmetine menzilimi yüceltsin.
Merhametli Mevlâ'dan güçsüz kulun menzilini peygamber hürmetine yükseltmesi istenir. Yüksek menzil, yolculuğun dua edilen sonraki durağıdır. Dilek doğrudan değil ‘Fahr-i âlem hürmetine’ aracılığıyla iletilir; konuşan kendini ‘zaîf bî-çâre’ diye anarak isteğini kendi liyakatinden ayırır.
- 5
Hamdü-li’llâh himmet-i pîr ile ey Fahrî benim
Bâğ-ı kalbimde açıldı tâze tâze sünbülüm
1Allah'a şükür, ey Fahrî, pîrin himmetiyle
2kalp bahçemde taze taze sümbüller açıldı.
Pîr himmetiyle kalp bahçesinde sümbüller açar; Fahrî kıyıda başlayan yolu iç çiçeklenmeyle bitirir. ‘Tâze tâze’ ikilemesi açılışı tek seferlik bir olaydan çıkarıp sürüp giden bir yetişmeye çevirir; hamd sözü sonucu kendi emeğine değil pîrin himmetine bağlar.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf151-printed142-n103. Bu görüntü aralığında 103 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 10 dizedir; basılı aruz satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bizi Kur’ân-ı Kerîmün hürmetine Yâ Semî‘Mehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Yol vahdet denizinin kıyısına varır ve tevfik Hızırı eli tutar; manevî yolculuk kılavuzla başlar. ‘Uğradı’ fiili kıyıya varışı aranan bir hedef gibi değil, yol üstünde çıkan bir karşılaşma gibi verir; tutulan el yürüyüşün kendi gücüyle olmadığını söyler.