Balıkçı
Azgın denizden ter içinde dönen balıkçı, çocuğunun dinlenme isteğini geçim zorunluluğuyla karşılar; yoksulluk içinde aile sevgisini hem çalışmasının sebebi hem de geceleri bütün yorgunluğunu unutturan teselli olarak anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
— Babacığım, terlemişsin, gel, terini sileyim!.
— Sil bakayım, benim güzel, merhametli meleğim.
— Nerde kaldın?
— Denizdeydim, bugün sular azgındı.
O her zaman küreğime boyun eğen
Çılgın akan bir sel gibi öfkesini artırdı;
Beni epey uğraştırdı, ter içine batırdı.
— Yarın dinlen...
— Ya sizlere kimler ekmek getirir?
Hangi komşu bir küçük tas sıcak çorba yedirir?
Olmaz yavrum, her gün gibi yarın dahi giderim;
Çalışarak ’dan size isterim.
1— Babacığım, terlemişsin; gel terini sileyim.
2— Sil bakalım, benim güzel, merhametli meleğim.
3— Nerede kaldın?
4— Denizdeydim; bugün sular azgındı.
5Her zaman küreğime boyun eğen akıntı
6çılgın akan bir sel gibi öfkesini artırdı;
7beni epey uğraştırıp ter içinde bıraktı.
8— Yarın dinlen...
9— Peki size ekmeği kim getirir?
10Hangi komşu küçük bir tas sıcak çorba verir?
11Olmaz yavrum, yarın da her günkü gibi giderim;
12çalışıp Yaradan’dan sizin için rızık isterim.
- 2
Demek bana yüreciğin acıyor ha?... Hey çocuk!
Biz küçükten mayamızı terler ile yoğurduk.
Bugüne dek ne boralar içersinde çalıştık;
Sen üzülme yavrucuğum, biz zahmete alıştık.
1Demek küçük yüreğin bana acıyor, öyle mi çocuk?
2Biz daha küçükken mayamızı terle yoğurduk.
3Bugüne kadar nice fırtınaların içinde çalıştık;
4sen üzülme yavrucuğum, biz zahmete alıştık.
Balıkçı çocuğun acımasını küçümsemez, fakat kendi hayatını küçük yaştan beri süren emekle açıklar. ‘Mayayı terle yoğurmak’ çalışmayı sonradan edinilmiş bir davranış değil kişiliğin hamuru yapar; geçmiş boralar bugünkü yorgunluğu dayanılabilir gösteren bir tecrübeye dönüşür.
- 3
Biz sefiller, çok vakitler bir parasız kalırız;
O kadar ki yorgan, döşek satıp ekmek alırız.
Lâkin Allah yine bizi esirgemiş, kayırmış;
Biz kullara sizler gibi teselliler ayırmış.
Evet bana tesellisin, zira ki ben her gece
Kulübemin eşiğinden içeriye girince:
Senin bana bir gülüşün her derdimi uyutur;
Ah seninle yorgun gönlüm çektiğini unutur!...
1Biz yoksullar çoğu zaman parasız kalırız;
2öyle ki ekmek almak için yorganımızı, döşeğimizi satarız.
3Yine de Allah bizi koruyup gözetmiş;
4biz kullarına sizin gibi teselliler vermiş.
5Evet, sen benim tesellimsin; çünkü her gece
6kulübemin eşiğinden içeri girince
7senin bir gülüşün bütün dertlerimi uyutur;
8seninle yorgun gönlüm çektiği acıları unutur.
Son bent yoksulluğun ölçüsünü yorgan ve döşeğin ekmek için satılmasına kadar indirir; geçim sıkıntısı soyut değil evin en temel eşyasına dokunur. Buna karşı çocuğun tek gülüşü babanın dertlerini uyutan bir teselli olur: emek aileyi yaşatırken aile sevgisi de emekçinin yorgunluğunu taşınabilir kılar.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 165414 numaralı sabit revizyonu ile bu revizyonun bağlı olduğu Türk Sazı.pdf 101–102. sayfalar şiiri ve bent sınırlarını verir. Kaynak ölçünün adını basmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
— Sen kalpsizsin; hani senin gençliğinin hayatı?Mehmet Emin Yurdakul · Sone→
Çocuğun ter silme isteğiyle başlayan şefkatli konuşma, denizin o günkü öfkesine ve sofranın geçim hesabına açılır. Balıkçı akıntıyla mücadelesini anlatsa da dinlenmeyi reddetmesinin asıl nedeni kahramanlık değil, çalışmadığı gün çocuğuna ekmek ve sıcak çorba getiremeyecek oluşudur.