Bana Kimsin Diye Sorma Meleğim
Konuşan kendisini bir soruya cevap olarak tanıtır: adı, şiirle ilişkisi, ekmek ve meslek durumu, on iki yıllık okul bekleyişi, Bâbıâli, Ahmed İhsan yanında düzeltmenlik ve Mekteb-i Sultânî'de hocalık art arda gelir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bana kimsin diye sorma meleğim
Pek güzel dinle de izah edeyim
1Bana kim olduğumu sorma meleğim,
2iyice dinle de anlatayım.
- 2
Nam-ı naçizime `Fikret' derler
Şi're de nisbetimi söylerler
1Değersiz adıma "Fikret" derler;
2şiirle olan bağımı da söylerler.
Mahlas bir tanıtım kartı gibi veriliyor. "Nâm-ı nâçîz" klasik tevazu kalıbıdır; ardından gelen "nisbet" ise aidiyet demek. Şair olduğunu kendi söylemiyor, "söylerler" diyor: iddiayı başkalarının ağzına bırakarak tevazuyu ikinci kez tekrarlıyor.
- 3
Kaldığım varsa da gah ekmeksiz
Kalmadım şimdiye dek mesleksiz
1Kimi zaman ekmeksiz kaldıysam da
2bugüne dek mesleksiz kalmadım.
‘Ekmeksiz / mesleksiz’ kafiyesi iki yoksunluğu ayırır: konuşan zaman zaman ekmeksiz kaldığını, fakat şimdiye dek mesleksiz kalmadığını söyler. Beyit, şiirin dışındaki iş veya geçim tarihini kanıt diye eklemez.
- 4
Nur bekler gibi nısf-ı şebde
Bekledim on iki yıl mektebde
1Gece yarısı ışık bekler gibi
2on iki yıl mektepte bekledim.
Gece yarısı ışık bekleme görüntüsü, mektepte geçirilen on iki yıla benzetilir. ‘Nur’ ışık ve aydınlanma çağrışımını birlikte taşır; okul, uzun bir bekleme mekânı olarak anlatılır.
- 5
Sonra çıktım ne için bilmeyerek
Bu da bir olsa gerek
1Sonra ne için olduğunu bilmeden çıktım;
2bu da bahtın bir oyunu olsa gerek.
Konuşan okuldan niçin çıktığını bilmediğini söyler ve bunu bahtın bir cilvesi sayar. Beyit çıkışın dış tarihini açıklamaz; belirsizliği kendi ‘bilmeyerek’ sözüyle korur.
- 6
'ye müdavimlendim
Ehl-i namus diye mimlendim
1Bâbıâli'ye devam etmeye başladım;
2namuslu adam diye fişlendim.
Bâbıâli'ye devam etmeye başlayan konuşan, ‘namus ehli’ diye mimlendiğini söyler. ‘Mimlenmek’ olumlu sıfatı bile bir işaretlenme ve kayıt altına alınma sözüne çevirir; belirli bir dönem kurumu dışarıdan eklenmez.
- 7
Şimdi bir hayli eser sahibiyim
`Ahmed Ihsan'da gibiyim
1Şimdi hayli eser sahibiyim;
2Ahmed İhsan'ın yanında düzeltmen gibiyim.
Konuşan önce birçok eser sahibi olduğunu, hemen ardından Ahmed İhsan'ın yanında düzeltmen gibi çalıştığını söyler. ‘Gibiyim’ sözü ikinci işi kesin bir unvandan çok kendi konumunu küçülten bir benzetme olarak verir.
- 8
Saye-i lutf-i cihan-banide
Hocayım Mekteb-i Sultani'de...
1Padişahın lütfunun gölgesinde
2Mekteb-i Sultânî'de hocayım…
Son beyitte ‘cihanı koruyanın lütuf gölgesi’ altında Mekteb-i Sultânî'de hoca olduğunu söyler. Manzume, öğrencilikteki mektep sözünden hocalık sözüne dönerek ve üç noktayla kapanır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 157255 numaralı sürüm esas alındı. Metin şapkasız dizilmiş (nam-ı naçiz, nısf-ı şeb, saye-i lutf); imlâ olduğu gibi korundu. Kaynakta tırnak açılışları ters vurgu imiyle dizilmiş (Fikret', Ahmed Ihsan'da gibi), düzeltilmedi. Birkaç dize bu dizgide vezni tam doldurmuyor; müdahale edilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sâkin, soruyordun bana : "Giryân ne demektir?"Tevfik Fikret · Manzume→
Manzume bir soruya verilen cevap olarak kuruluyor; karşısındaki "meleğim" diye çağrılan biri, konuşan ise kendi künyesini sayacak olan şair. "İzah edeyim" fiili kalem odalarının dilinden: Fikret hayat hikâyesini bir arzuhâl düzeniyle anlatmaya başlıyor.