DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bana kudret bilgisini anlayışla öğrettiler
Şiir · 17. yüzyıl

Bana kudret bilgisini anlayışla öğrettiler

Şair kendisine kudret ve hikmet bilgisinin öğretildiğini, şiirin anahtarının yeteneğine teslim edildiğini söyler. Kalbi yıldızlar gibi aydınlanır; sanatlar, akıl ve gönül birbirini yüceltir. Verilen armağana karşı her varını harcamaya hazırdır. Ömer’in sözünü dinleyen gezegenler, şiiri göksel bir mecliste paylaşır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bana kudret ilmini fehmile ettiler

    Sırr-ı hikmet fazlını asliye tefhîm ettiler

    1Bana kudret bilgisini anlayışla öğrettiler.

    2Hikmet sırrının erdemini aslıyla kavrattılar.

    Kudret bilgisinin anlayışla öğretilmesi, kuru ezberden farklı bir kavrayış sürecidir. Hikmetin sırrı ve erdemi aslıyla açıklanarak şairin bilgisinin kaynağına dayalı olduğu söylenir.

  2. 2

    Remzile hissettiler endişe-i ibrahimi

    Hâsılı teb’a teslîm ettiler

    1İbrahim’in düşüncesini işaretle sezdirip hissettirdiler.

    2Sonunda şiirin anahtarını yaratıcı yeteneğe teslim ettiler.

    İbrahim’in düşüncesi açık cümleyle değil işaret yoluyla sezdirilir. Şiirin anahtarının yeteneğe verilmesi, alınan gizli bilgiyi nazma dönüştürme sorumluluğunu şairin yaradılışına bırakır.

  3. 3

    Kalbime verdi ziyâ gûyâ ki encümler gibi

    Cism-i mecrûha irişti merhemi emler gibi

    1Kalbime yıldızlar gibi bir ışık verdi.

    2Yaralı bedene merhemlerin ulaşması gibi şifa erişti.

    Yıldız ışığı kalbin karanlığını giderirken merhem yaralı bedeni iyileştirir. Bilgi hem zihinsel aydınlanma hem fiziksel şifa gibi işleyerek kişinin bütün varlığını toparlar.

  4. 4

    Nakl ü istihrâc edüp kâmil müneccimler gibi

    Külliye levh-i tomarın resmi takvîm ettiler

    1Yetkin müneccimler gibi aktarıp sonuç çıkardılar.

    2Bütün tomar levhasının resmini takvim hâline getirdiler.

    Müneccimlerin aktarma ve çıkarım yapması, gök bilgisiyle metin okumasını birleştirir. Tomarın takvime çevrilmesi, dağınık işaretleri düzenli zamansal bilgi hâline getirme hareketidir.

  5. 5

    Aslımız aslından eltâf-ı Hudâ’dan pâkı zât

    Tâ Elest bezminde resm-i ceyş-i gamda bu midâd

    1Aslımız Tanrı’nın lütuflarından gelen temiz bir köktür.

    2Elest meclisinde gam ordusunun kaydında bu mürekkep vardı.

    Temiz kökün Tanrı lütfundan geldiği söylenir; gam ordusunun kaydı ise Elest’e kadar götürülür. Şair hem yeteneğinin hem acısının ezelî kaynağı bulunduğunu düşünür.

  6. 6

    Ulaşıp İbrâhime feyyâz-ı tab’-ı

    Hüsn-i hulkiyle güzel hoş yahşi tekrîm ettiler

    1Yaradılışa gelen ilhamın bolluğu İbrahim’e ulaştı.

    2Güzel huyuyla onu iyi ve hoş biçimde ağırladılar.

    İlhamın İbrahim’e ulaşması ve güzel huyla ağırlanması, bilgi aktarımını misafir kabulüne benzetir. Soyut varidat, kişinin tabiatında yer bulan bereketli bir konuk olur.

  7. 7

    Bir aceb seyr oldu tab’ım şehrine resm-i fünûn

    Tab’ıma arzolmada her dembedem hikmet nümûn

    1Sanatların düzeni yaradılışımın şehrinde şaşırtıcı bir seyir oldu.

    2Her an yeteneğime hikmet örnekleri sunuldu.

    Sanatlar yaradılış şehrinde dolaşırken her an yeni hikmet örnekleri sunulur. İç dünya, farklı ilimlerin sergilendiği canlı ve şaşırtıcı bir öğrenme mekânına dönüşür.

  8. 8

    Zihn-i pâkim akile hoş yâr olup kalb-i zebûn

    Bir birine izzet edüp hayli ta’zîm ettiler

    1Temiz zihnim akılla dost olup güçsüz kalple birleşti.

    2Birbirlerine değer verip büyük saygı gösterdiler.

    Temiz zihin akılla, ardından güçsüz kalple dost olur; bütün iç yetiler birbirine saygı gösterir. Bilgelik, akıl ile duygunun çatışması değil karşılıklı yüceltmesi biçiminde tanımlanır.

  9. 9

    Ben niçe bezletmeyim böyle atâya varımı

    Dilde etmişim her dembedem Settâr’ımı

    1Böyle bir bağış için bütün varımı nasıl harcamayayım?

    2Kusurları örten Tanrı’yı her an gönlümde kandil yaptım.

    Büyük armağan karşısında bütün varı harcamak şükrün maddi ölçüsüdür. Settâr adının gönülde kandil yapılması, ilahi anışı sürekli iç ışık hâline getirir.

  10. 10

    Ey Ömer gûşeyleyüp seyyâreler güftârımı

    Müşterî Zühre Zuhal şevkile taksîm ettiler

    1Ey Ömer, gezegenler sözümü dinledi.

    2Jüpiter, Venüs ve Satürn onu coşkuyla paylaştı.

    Ömer’in sözünü gezegenlerin dinlemesi şiiri yeryüzünden göğe taşır. Jüpiter, Venüs ve Satürn’ün paylaşımı, şairin güftesini kozmik bir mecliste dolaşan değerli bilgiye dönüştürür.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 19. dize “Ey Ömer gûşeyleyüp seyyâreler güftârımı”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 529 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNe ibret gösteren kaşların var
Bârekâllâh kim zehî ibretnümâdır kaşların
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

ta’lîm

Öğretme.

miftâh-ı nazmı

Şiirin anahtarını.

encüm

Yıldızlar.

müneccim

Yıldız bilgisiyle uğraşanlar.

vâridât

Gönle doğan ilhamlar.

misbâh

Kandil, ışık.