Bayrak
Bir savaş alanındaki ölü askere seslenen şiir, ulusal kimlikleri ve bayrakları karşı karşıya koyduktan sonra gündelik zevkler, yoksulluk ve emek üzerinden düşman ile kardeş arasındaki sınırı sorgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey bir meydanında
Avuçları kanımla dolu,
Kafası gövdemin altında,
Bacağı kolumun üstünde,
Cansız uyuyan insan kardeşim!
Ne adını biliyorum,
Ne günahını.
İhtimal aynı ordunun neferleriyiz,
İhtimal düşman.
Belki de tanırsın beni.
1Ey savaş meydanında
2avuçları kanımla dolu,
3Başı gövdemin altında,
4bacağı kolumun üstünde,
5ölü yatan insan kardeşim!
6Ne adını biliyorum
7ne de günahını.
8Belki aynı ordunun askerleriyiz,
9belki de düşmanız.
10Belki beni tanıyorsundur.
- 2
Ben İstanbulda şarkı söyleyen
Tayyareyle Hamburga düşen,
Majinoda yaralanan,
Atinada açlıktan ölen,
Singapurda esir edilenim.
Alınyazımı kendim yazmadım.
Bununla beraber biliyorum,
O yazıyı yazanlar kadar olsun,
1Ben İstanbul'da şarkı söyleyen,
2uçakla Hamburg'a düşen,
3Maginot'da yaralanan,
4Atina'da açlıktan ölen,
5Singapur'da tutsak edilen kişiyim.
6Kaderimi kendim yazmadım.
7Bununla birlikte biliyorum,
8hiç değilse o yazıyı yazanlar kadar,
İstanbul, Hamburg, Maginot, Atina ve Singapur tek bir ‘ben’in içinde toplanır: konuşan, cephelerin hepsinde aynı anda ölen adsız kişidir. ‘Alınyazımı kendim yazmadım’ dedikten sonra gelen ‘o yazıyı yazanlar kadar olsun’ bir yetersizlik değil, bir eşitlik iddiasıdır — kaderi yazanlar neyi biliyorsa konuşan da hiç değilse onu bilir. Cümle burada bitmez, sonraki bölümdeki zevkler listesine akar.
- 3
Çilekli dondurmanın tadını,
Cazbant sesindeki sevinci,
Meşhur olmanın azametini.
Sen de nimetler tanırsın biliyorum;
Çaydan, simitten,
Kalınca bir paltodan .
Zeytinyağlı enginar, kremalı keklik
Bir kadeh
Black and white viski,
Kıl pıranga kızıl çengi bir esvap.
1çilekli dondurmanın tadını,
2caz müziğindeki sevinci,
3ünlü olmanın görkemini.
4Senin de nimetler bildiğini biliyorum;
5çaydan ve simitten
6ve kalınca bir paltodan başka.
7Zeytinyağlı enginarı, kremalı kekliği,
8bir kadeh
9Black and White viskiyi,
10Kıl pıranga, kızıl çengi bir giysi.
Çay, simit ve kalınca palto gibi sıradan ihtiyaçların karşısına enginar, keklik, viski ve anlamı belirsiz ‘kıl pıranga kızıl çengi’ giysisi çıkar. Konuşan askerin başka nimetleri de bildiğini varsayarken zevk ile yoksunluğu yan yana getirir; kapalı söz öbeği ikinci tanık olmadan çözülmez.
- 4
Yirmi yıllık çalışmanın
Bir kurşunluk hükmü varmış,
Hayata
Harkof bölgesinde atılmakmış ;
Aldırma.
Biz bir bayrak getirdik buraya kadar;
Onu daha ileriye götürürler;
1Yirmi yıllık emeğin
2tek kurşunluk değeri varmış;
3Hayata
4Harkov bölgesinde atılmak nasipmiş.
5Aldırma.
6Biz bir bayrağı buraya kadar getirdik;
7başkaları onu daha ileri taşır.
Yirmi yıllık işçi ömrünün tek kurşun etmesi ve “hayata atılma”nın Harkov cephesine düşmesi, insan yaşamını savaş ekonomisinin acı hesabına indirger. ‘Nasip’ sözü bu ölümü doğal veya hak edilmiş kılmaz; tam tersine toplumsal ömrün bir mermi kadar kolay harcanmasına yönelen karanlık bir ironi kurar.
- 5
Şu dünyada topu topu
İki milyar kişiyiz,
Birbirimizi biliriz.
1Bu dünyada toplam
2iki milyar kişiyiz;
3birbirimizi tanırız.
‘Topu topu’ nicelik bildiren bir küçümseme sözüdür: iki milyar, büyük bir sayı olmaktan çıkıp bir odaya sığacak kadar az gösterilir. Kapanış fiili de şiirin açılışını tersine çevirir — orada ‘ne adını biliyorum’ deniyordu, burada ‘birbirimizi biliriz’. Şiir bir hüküm cümlesi kurmadan biter; söylediği tek şey, bu kadar az kişinin birbirini tanıyor olduğudur.
Metnin kaynağı
Ana eser sayfasının 151796 numaralı sabit revizyonu ile Papirüs taramasının 123421 ve 137812 numaralı sabit Sayfa revizyonları birlikte esas alındı; iki Sayfa tanığı da MediaWiki kalite düzeyi 4 olarak işaretlidir. Papirüs'ün editoryal takdimi metni Orhan Veli'nin el yazısıyla bulduğunu söyler; şiir gövdesinde görünür bir şair imzası yoktur. Başlık ve editoryal takdim atfı taşır; dizeler sessizce düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bakakalırım giden geminin ardından;Orhan Veli Kanık · Kısa serbest şiir→
İlk bölüm savaş alanındaki iki bedenin iç içe geçmiş düzenini tek tek gösterir: ölünün avuçları konuşanın kanıyla doludur, başı konuşanın gövdesinin altında, bacağı kolunun üstündedir. Konuşan bu insan kardeşinin adını, günahını ve hangi ordudan olduğunu bilmez; bedensel yakınlık, düşman kimliğinden önce ortak insanlığı öne çıkarır.