Belâ-yı Ser Ümîd-i Tâc-ı Zerdür Şemle Destâra
Altın taç arzusunu baş belası sayan gazel; kanaati hekimin perhizine, mumun çoğalttığı gölgeleri iki başlı orduya, ayrılık acısını şişe çekmeye ve bilgeyle cahil arasındaki tavır farkını Kıtmîr imgesine bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ümîd-i tâc-ı zerdür şemle destâra
Bu sevdâlar degil mi şem‘-i bezmi hep yakan nâra
1Şemleli sarıkta altın taç umudu baş belasıdır;
2meclisin mumunu ateşe yakan hep bu tutkular değil midir?
- 2
Kanâ‘at sevk ider bir çâre-sâze derdimi açsam
Tabîbiñ ibtidâ-i perhîzdir tedbîri bîmâra
1Derdimi bir çare bulucuya açsam beni kanaate yöneltir;
2hekimin hastaya ilk tedbiri perhizdir.
Derdini çare arayana açan konuşan, kanaate yöneltilir; bunun benzeri hekimin hastaya önce perhiz önermesidir. Tıp benzetmesi ölçülülüğün mantığını açıklar, beyit güncel bir teşhis veya tedavi talimatı vermez.
- 3
Ziyâ-yı şem‘atiñ ikiler ehl-i meclisiñ zıllıñ
Mukarrerdür halel bu vechile cünd-i dü ser-dâra
1Mumunun ışığı meclistekilerin gölgesini ikiye çıkarır;
2bu yolla iki başlı bir orduda bozulma kaçınılmazdır.
Mum ışığı meclistekilerin gölgelerini çoğaltınca şair bunu iki komutanlı orduya benzetir. Bir orduda iki başın doğuracağı bozulma, tek ışık kaynağının iki gölge üretmesiyle görünür hâle gelir; siyasal düzen imgesi meclis sahnesine taşınır.
- 4
-ı hecriñ halvet-i mey-hâneden çıkmaz
Bilür kim şîşe çekmekdür müdâmâ derdine çâre
1Ayrılığın tekmesini yiyenler meyhanenin özel köşesinden çıkmaz;
2çünkü derdine sürekli çarenin şişe çekmek olduğunu bilir.
Ayrılığın tekmelerini yiyenler meyhanenin halvetinden çıkmaz. ‘Şîşe çekmek’ hem şişeyle içme hem eski hacamat uygulamasını düşündürebilen bir söz oyunudur; gazel bu çift anlamla derdi ve çareyi aynı meyhane imgesinde buluşturur, tıbbi öneri sunmaz.
- 5
Telattuf eylerim Kıtmîrine dânâlarıñ Yüsrî
idemem sîr olsa nâ-dân-ı murdâre
1Ey Yüsrî, bilge kişilerin Kıtmîr'ine bile incelik gösteririm;
2murdar cahil tok olsa da ona yumuşak davranamam.
Yüsrî, bilgelerin Kıtmîr'ine bile nezaket göstereceğini, fakat tok olsa da kötülenen cahile müdârâ etmeyeceğini söyler. Kıtmîr alçak gönüllü bağlılığın simgesidir; son beyit tarihsel şiirin sert ahlaki karşıtlığını aktarır, güncel bir gruba hüküm kurmaz.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e71aaa83-1018-43b8-b60b-3c54bb86037c:g123-pdf192. Ana edisyonda G123, basılı s.181/PDF 192; tek sayfada beş beyit, basılı kalıp ve mahlaslı son beyit görünür; G124/PDF 193 ile bitiş sınırı denetlendi. Gövdede aparat ihtilafı yoktur; kaynak biçimleri sessizce düzeltilmedi. Kaynak başlığındaki “Yüsrî Ahmed Nazif Dede” kesin kimlik değil katalog adıdır; şair 1694'te Şam'da ölen Yüsrî Ahmed ile birleştirilmedi. Öztürk 2020 yalnız kimlik, tarih ve nüsha kontrolünde yalnızca araştırma amacıyla kullanıldı. AVESIS CC BY bağlantısı dosyaya komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Câm âvâre döner bâde sorar dil-dârıYüsrî · Gazel→
Matla, şemleli sarığın altın taç umudunu ‘baş belası’ diye adlandırarak makam ve gösteriş arzusunu eleştirir. İkinci dizedeki meclis mumu ile ateş, bu arzunun kendi ortamını tüketmesini gösterir; belirli bir görev veya kişiye tarihsel atıf kesinleştirilmez.