Ben Dost Hevesine Düştüm
Eşrefoğlu Rûmî dost sevgisine düşünce başka istek, gösterişli zühd, korku, umut, cennet ve dünya kavgasına ihtiyaç duymadığını söyler. Ezelden kurulmuş sözleşme, hiç ayılmayan aşk sarhoşluğu ve iki cihandan vazgeçiş benliğin ilahî varlıkta kalıcılığına bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ben dost hevâsına düştüm
Özge hevâ neme gerek
1Ben dost sevgisine düştüm.
2Başka hevâ neyime gerek.
- 2
Başımda dost sevdâsı var
Dahi sevdâ neme gerek
1Başımda dost sevdâsı var.
2Başka sevdâ neyime gerek.
Başındaki dost sevdası bütün başka sevdaların yerini alır; zihni dolduran tek yöneliş, ikinci dizedeki soruyu gereksizliğe çevirir. Bu vurgu, “Başımda dost sevdâsı var” sözünde belirginleşir.
- 3
Ey
Var zühdünü arz eyleme
1Ey dünyaya tapan zahit.
2Var sofuluğunu gösterme.
Dünyaya düşkün zahide zühdünü sergilememesi söylenir; konuşan, gösterilen ibadet ile gerçek yönelişi ayırır. Zühdün gösterisi hedef alınır. Bu vurgu, “Ey zâhid-i dünyâ perest” sözünde belirginleşir.
- 4
Ben âşık-ı şûrîdeyem
neme gerek
1Ben çılgın âşığım.
2İkiyüzlülük ve gösteriş neyime gerek?
Kendisini taşkın âşık diye tanıtan kişi gösteriş ve ikiyüzlülüğü reddeder; coşkun aşk, toplumsal dindarlık görüntüsüne karşı konur. Bu vurgu, “Ben âşık-ı şûrîdeyem” sözünde belirginleşir.
- 5
Ben dost yolunda nakdimi
Hep oynayup üttürmüşüm
1Ben dost yolunda sermayemi.
2Hep oynayıp yitirmişim.
Dost yolunda elindeki bütün nakdi oyuna sürüp yitiren anlatıcı, maddi kaybı gönüllü bir manevi bahis olarak sunar. Kaybedilen nakit benliğin bedelidir.
- 6
Çün gitti varlığım
neme gerek
1Çünkü gitti bütün varlığım.
2Korku ve umut neyime gerek?
Bütün varlığı gittikten sonra korku ile umuda da ihtiyaç kalmaz; kaybedecek benlik olmayınca iki gelecek duygusu çözülür. Bu vurgu, “Çün gitti küllî varlığım” sözünde belirginleşir.
- 7
Ben lâübâlî giderim
İki cihânı niderim
1Ben kayıtsız giderim.
2İki cihânı ne yapayım.
Bağ tanımadan yürüyen kişi iki dünyayı ne yapacağını sorar; dünya ve ahiret birlikte geride bırakılan yüklerdir. Bağsız yürüyüş dünyaları geride bırakır.
- 8
Meylim yok sekiz uçmağa
Pes mâsivâ neme gerek
1Meylim yok sekiz cennete.
2Allah dışındaki her şey neyime gerek?
Sekiz cennete bile yönelmeyen âşık için Tanrı dışındaki her şey gereksizdir; ödül arzusu da masiva içinde sayılır. Cennet bile dostun yerine geçmez.
- 9
Ben uykumu fikr etmezem
Düş görüp ta’bîr etmezem
1Ben uykumu düşünmem.
2Düş görüp yorumlamam.
Uyku düşünülmeyince düşü yorumlama ihtiyacı da kalkar; şiir, hayalî işareti doğrudan görüşün altında tutar. Açık görüş düş yorumunu aşar. Bu vurgu, “Ben uykumu fikr etmezem” sözünde belirginleşir.
- 10
Ben gelmezem ben gitmezem
Beka fenâ neme gerek
1Ben gelmem, ben gitmem.
2kalıcılık da yok oluş da bana gerekmez.
Gelmek ve gitmek fiilleri reddedildikten sonra kalıcılık ile yok oluş da önemsizleşir; konuşan değişim ölçülerinin dışında durur. Bu vurgu, “Ben gelmezem ben gitmezem” sözünde belirginleşir.
- 11
Ben mest-i ezel gelmişim
Ben tâ ebed mest giderim
1Ben ezelden beri aşk sarhoşuyum.
2Ebediyete kadar sarhoş giderim.
Ezelden sarhoş gelen anlatıcı ebede kadar aynı hâlde gideceğini söyler; aşk sarhoşluğu başlangıç ve son tanımaz. Bu sarhoşluğun ayıklığı yoktur.
- 12
Hiç ayılmaz esrüklüğüm
Zühd ü takvâ neme gerek
1Hiç ayılmaz sarhoşluğum.
2Zühd ü takvâ neyime gerek.
Hiç ayılmayan sarhoşluk karşısında zühd ve takva gereksiz görülür; sürekli aşk hâli, disiplinle kazanılan ayıklığın yerini alır. Bu vurgu, “Hiç ayılmaz esrüklüğüm” sözünde belirginleşir.
- 13
Ben dost ile peymânımı
’ten ön berkitmişim
1Dostla yaptığım sözleşmeyi,
2Elest meclisinden önce sağlamlaştırmışım.
Dostla yapılan sözleşmenin Elest’ten de önce sağlamlaştırılması, bağlılığı tarih öncesine taşıyan bilinçli bir abartıdır. Bu vurgu, “Ben dost ile peymânımı” sözünde belirginleşir.
- 14
Ben dostu ayan görmüşüm
Hayal rüyâ neme gerek
1Ben dostu açıkça görmüşüm.
2Hayal rüyâ neyime gerek.
Dostu açıkça gören kişinin hayal ve rüyaya ihtiyacı kalmaz; dolaysız görüş, temsil ve yorumu hükümsüz bırakır. Ayan olan, düşe ihtiyaç bırakmaz.
- 15
Gerçi sûrette insânım
Ben sultân-ı insü cânım
1Gerçi görünüşte insânım.
2Ben insanların ve cinlerin sultanıyım.
Konuşan görünüşte insan olduğunu, buna karşılık kendisini insanlar ile cinlerin sultanı saydığını söyler; dış suret ile ileri sürdüğü manevî makam arasındaki gerilim öne çıkar.
- 16
Ben -ı dü cihânım
İşbu gavga neme gerek
1Ben iki cihandan vazgeçmişim.
2bu kavga da bana gerekmez.
İki dünyadan el çekmiş kişi onların kavgasını da reddeder; ilgisizlik, çekişmenin tarafı olmamaktan doğar. Feragat gürültüyü uzakta tutar. Bu vurgu, “Ben fârig-ı dü cihânım” sözünde belirginleşir.
- 17
Ben EŞREF OĞLU RUMÎ’yim
Ben bâkîyim kadîmiyim
1Ben EŞREF OĞLU RUMÎ’yim.
2Ben kalıcıyım, ezelîyim.
Eşrefoğlu Rûmî adını söylerken kendisini kalıcı ve kadim ilan eder; mahlas, şiirin zamandan bağımsız benlik iddiasını üstlenir. Bu vurgu, “Ben EŞREF OĞLU RUMÎ’yim” sözünde belirginleşir.
- 18
Ben ol mürg-i Lâhûtîyim
Arz u semâ neme gerek
1Ben ol ilahî âlemin kuşuyum.
2Yer ve gök neyime gerek?
Lahut âlemine ait kuş, yere ve göğe ihtiyaç duymaz; uçuş imgesi konuşanı iki maddi mekânın da dışına çıkarır. Lahut kuşunun yurdu maddi değildir.
Metnin kaynağı
Eşrefoğlu Rûmî mahlası gövdede görünür ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulanmıştır.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Eşrefoğlu Rûmî, basılı No. 3, PDF 196–197; 18 birim/36 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Düşeli aşkın bu cânım ilineEşrefoğlu Rûmî · Aşkın dönüştürücü gücünü anlatan ilahi→
Dost arzusuna düşen konuşan başka hiçbir isteğe gerek duymaz; “heva” sözü ilahî yöneliş ile öteki tutkuları karşı karşıya koyar. Bu vurgu, “Ben dost hevâsına düştüm” sözünde belirginleşir.