DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey sevgili, saçının bağı gönül ve can çocuğunu ağlatır
Şiir · 17. yüzyıl

Ey sevgili, saçının bağı gönül ve can çocuğunu ağlatır

Şair sevgilinin saçını gönül ve canı bağlayan, gözlerini ise dayanma gücü bırakmayan zalim unsurlar olarak anlatır. Her türlü zulme razı olsa da yüz toprağı ve ayrılık onu perişan eder. Sevgilinin az şefkati kısa süre güldürürken çok cefası sürekli ağlatır; Ömer bu düzeni talihsizliğine ve alçak feleğin âdetine bağlar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bend-i zülfün dilberâ tıfl-ı dil ü can ağladır

    Hey ne kalbi kara kâfirdir müsülmân ağladır

    1Ey sevgili, saçının bağı gönül ve can çocuğunu ağlatır.

    2Ne kara kalpli bir inkârcıdır; Müslümanı ağlatır.

    Saçın bağı gönül ile canı savunmasız çocuklar gibi ağlatır; kara kalplilik suçlaması da sevgilinin güzelliğini ahlaki sertlikle karşı karşıya getirir. Bağlanma burada sevinç değil eziyet üretir.

  2. 2

    Hûnî çeşmi her gece çeşmime kılsa bir nigâh

    Zerrece tâkat komaz bîsabr ü imkân ağladır

    1Kan dökücü gözün her gece gözüme bir kez baksa,

    2Zerre kadar dayanma gücü bırakmaz, sabırsız ve çaresiz ağlatır.

    Kan dökücü gözün tek bakışı âşığın en küçük direncini bile yok eder. Sabır ve imkânın birlikte tükenmesi, bakışın yalnız duyguyu değil kişinin kendini koruma araçlarını da elinden aldığını gösterir.

  3. 3

    Ben helâk oldum derim de sana söz kâr eylemez

    Bir suâl et gamzene ettiğin inkâr eylemez

    1Ben öldüm desem de sözüm sana işlemez.

    2Yan bakışına bir sor; yaptığını inkâr etmez.

    Âşığın ‘öldüm’ sözü sevgiliyi etkilemez; yan bakış ise işlediği suçu saklamayan fail gibi gösterilir. Soruşturma dili, aşk acısını kanıtı ve tanığı bulunan açık bir zulüm davasına dönüştürür.

  4. 4

    Kuluna zulmu hakikat ehli inkâr eylemez

    Ağladırsa âşıkı hercâi cânân ağladır

    1Gerçek ehli, kula yapılan zulmü inkâr etmez.

    2Âşığı ağlatıyorsa bunu dönek sevgili yapar.

    Gerçek ehlinin kabul ettiği kul zulmü, sevgilinin dönekliğiyle sonuçlanır. Ağlamanın nedeni belirsiz kader değildir; şiir sorumluluğu doğrudan hercai cananın davranışına yükler.

  5. 5

    Her ne denlu eylesen ben hâke yine

    Her hususta râzıdır senden yine

    1Bana, bu toprağa ne kadar kayıtsız davransan da

    2Çılgın gönül her konuda yine senden razıdır.

    Sevgilinin kayıtsızlığına rağmen çılgın gönül ondan razı kalır. Bu birim, karşılıksız bağlılığın mantıksızlığını gizlemez; tersine hor görülme ile gönüllü teslimiyeti aynı anda açık eder.

  6. 6

    Kâkülün elden bırakmaz gönlümü ammâ yine

    Hâk-i ruhsârın eder hâtır perîşân ağladır

    1Fakat kâkülün gönlümü elden bırakmaz.

    2Yanağının toprağı zihni perişan edip ağlatır.

    Kâkül gönlü serbest bırakmazken yanağın toprağı düşünceyi dağıtır. Saçın bağı ile yüzün eşiği, âşığı hem fiziksel yakınlık arzusunda tutan hem de zihinsel düzenini bozan iki ayrı güçtür.

  7. 7

    Şiddet-i cevrinle ey dilber bahârım solmada

    Firkatinle lâle veş hûn ile bağrım dolmada

    1Ey sevgili, zulmünün şiddetiyle baharım soluyor.

    2Ayrılığınla bağrım lale gibi kanla doluyor.

    Zulüm baharı soldurur, ayrılık ise bağrı lale gibi kanla doldurur. Mevsim ve çiçek imgeleri canlılığı göstermeye değil, güzelliğin cefası altında nasıl renk ve güç kaybettiğini anlatmaya yarar.

  8. 8

    Lûtfuna kahrın senin gittikçe galib olmada

    Şefkatın az güldürür cevrin firâvân ağladır

    1Kahrın giderek lütfuna üstün geliyor.

    2Az şefkatin güldürür, çok zulmün ağlatır.

    Kahrın lütfu aşması sevgilinin terazisini bozar; az şefkat kısa bir gülüş, bol cefa sürekli gözyaşı getirir. Nicelik karşıtlığı âşığın ilişki içindeki eşitsiz payını kesin biçimde görünür kılar.

  9. 9

    Tâli’im yok neyleyim leyl ü nehar bahtım nigûn

    Yaş yerine iki dîdemden revân olmakta hûn

    1Talihim yok; gece gündüz bahtım tersine dönmüş.

    2İki gözümden yaş yerine kan akıyor.

    Ters talih gece gündüz sürerken iki gözden yaş değil kan akar. Şairin bedensel abartısı, bahtsızlığı dış koşul olmaktan çıkarıp yüzünde ve bedeninde taşınan kesintisiz bir yaraya çevirir.

  10. 10

    Gam değil Âşık Ömer âdetidir bu

    Bir murâda irgörünce âdeme kan ağladır

    1Ey Âşık Ömer, üzülme; bu alçak feleğin âdetidir.

    2İnsanı bir murada eriştirince ardından kan ağlatır.

    Ömer alçak feleğin önce murat verip sonra kan ağlatan alışkanlığını tanır. Kapanış, sevgiliye yöneltilen şikâyeti daha geniş bir kader düzenine taşır; kısa sevinç bile yeni acının başlangıcıdır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 19. dize “Gam değil Âşık Ömer âdetidir bu çerh-i dûn”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 541 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBende-i Şûrîdeyim Gülzârına İbrâhim’in
Bende-i şûrîdeyim gülzârına İbrâhim’in
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

bend-i zülf

Saçın bağı.

hûnî çeşm

Kan dökücü göz.

istiğnâ

Kayıtsızlık, tenezzül etmeme.

dil-i şeydâ

Çılgın gönül.

firkat

Ayrılık.

çerh-i dûn

Alçak, güvenilmez felek.