Beni Hecrinle Ey Şûh-ı Cihânım Pür-melâl İtme
Ayrılıkla ezilmemeyi isteyen gazel; sevgilinin kıl kadar ince belini, saç kokusunu, güneş yüzünden ayrı karanlık günü ve gözyaşı denizinde boğulan âşığı sıralar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Beni hecrinle ey şûh-ı cihânım itme
Efendim hasretinle derd-mendin itme
1Ey dünyamın güzeli, ayrılığınla beni kederle doldurma;
2efendim, hasretinle bu dertliyi ayak altında ezme.
- 2
İdersem dikkat-i vasf-ı miyânın infi‘âl itme
Hulûsa kıl kadar mâni‘ degil egri hayâl itme
1İnce belini dikkatle anlatırsam öfkelenme;
2samimiyete kıl kadar engel yoktur, bunu eğri yorumlama.
Beyit şairin kendi işini savunur: ince beli tasvir etmek bir edepsizlik değil, dikkat işidir. ‘Kıl kadar’ deyimi beli anlatan inceliği ölçü birimine çevirir. ‘Egri hayâl itme’ ise okuma biçimini düzeltmeye çalışır; niyet, yorumdan korunmak ister.
- 3
Rakîbe bû-yı misk-i kâkülünden virme
Beni eyleme âşüfte-hâl itme
1Rakibe saçının misk kokusundan ipucu verme;
2beni sevdayla ağzına kadar doldurup perişan etme.
Kıskançlık burada koku üzerinden işler: saçın miski rakibe verilecek bir ‘ser-rişte’, yani ipucu sayılır. İkinci dize âşığı bir kaba benzetir — sevda ağzına kadar dolmuştur. Taşma noktasındaki bu doluluk perişanlığın eşiği olarak gösterilir.
- 4
Olur mihr-i ruhun hecriyle her rûzum
Gam-ı şâm-ı firâkın mâh-tâbım hîç suâl itme
1Güneş gibi yüzünden ayrılıkla her günüm karanlığı artırır;
2ey ay ışığım, ayrılık akşamının gamını hiç sorma.
Yüz bir güneş, ayrılık ise karanlığı artıran bir güçtür; gündüz bile geceye çevrilir. İkinci dize sevgiliyi ay ışığı sayarak onu aynı gökyüzünde tutar. Sorulmaması istenen şey ise acının kendisidir; anlatmak, yeniden yaşamak gibi görünür.
- 5
Çıkup bî-gânelerle seyr-i bahre ‘âşık-ı zârı
İdüp -ı bahr-i eşk-i hasret bî-mecâl itme
1Yabancılarla deniz gezisine çıkıp inleyen âşığı
2hasret gözyaşı denizinde boğarak güçsüz bırakma.
İki deniz aynı beyitte çarpışır: gezinti yapılan gerçek deniz ve âşığın gözyaşından oluşan deniz. Biri eğlence, öteki boğulma yeridir. Yabancılarla çıkılan gezinti âşığı yalnız bırakmakla kalmaz, onu batıran suyu da kendisi doldurur.
- 6
Kadîmî kendi bendendir kapında Râsim-i bî-dil
Efendim hasretinle derd-mendin itme
1Gönülsüz Râsim eskiden beri kapında kendi kulundur;
2efendim, hasretinle bu dertliyi ayak altında ezme.
Makta ilk beytin ikinci dizesini aynen tekrarlayarak gazeli çembere çevirir; yakarış hiç ilerlememiş gibi başa döner. Ondan önceki dize ise bir kıdem iddiasıdır: bu kul yeni değil, eskidir. Sadakat böylece merhametin gerekçesi yapılır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:g31-pdf207-208. Ana açık edisyon G31'i basılı s.194–195/PDF 207–208'de 6 beyit, basılı ölçü satırı ve G32/PDF 208 sınırıyla verir. Ana “misk”, “zârı” ve redifler korunmuştur; İ tanığındaki “müşkin”, “râzı” ve redif eksikleri yalnız aparat olarak açıklanmıştır. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ber-i sîmînine bî-gâne ey meh sînedir dirlerEğrikapılı Mehmed Râsim · Gazel→
Gazel iki olumsuz emirle açılır ve ikisi de aynı fiili paylaşır: itme. İstenen, bir şey verilmesi değil bir şeyin yapılmamasıdır. İkinci dizedeki ‘pâyimâl’, ayrılığı duygusal bir hâl olmaktan çıkarıp ayak altında ezilmeye benzeten fiziksel bir imgedir.