DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Eğrikapılı Mehmed Râsim/Beni Hecrinle Ey Şûh-ı Cihânım Pür-melâl İtme
Gazel · 18. yüzyıl

Beni Hecrinle Ey Şûh-ı Cihânım Pür-melâl İtme

Ayrılıkla ezilmemeyi isteyen gazel; sevgilinin kıl kadar ince belini, saç kokusunu, güneş yüzünden ayrı karanlık günü ve gözyaşı denizinde boğulan âşığı sıralar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Beni hecrinle ey şûh-ı cihânım itme

    Efendim hasretinle derd-mendin itme

    1Ey dünyamın güzeli, ayrılığınla beni kederle doldurma;

    2efendim, hasretinle bu dertliyi ayak altında ezme.

    Gazel iki olumsuz emirle açılır ve ikisi de aynı fiili paylaşır: itme. İstenen, bir şey verilmesi değil bir şeyin yapılmamasıdır. İkinci dizedeki ‘pâyimâl’, ayrılığı duygusal bir hâl olmaktan çıkarıp ayak altında ezilmeye benzeten fiziksel bir imgedir.

  2. 2

    İdersem dikkat-i vasf-ı miyânın infi‘âl itme

    Hulûsa kıl kadar mâni‘ degil egri hayâl itme

    1İnce belini dikkatle anlatırsam öfkelenme;

    2samimiyete kıl kadar engel yoktur, bunu eğri yorumlama.

    Beyit şairin kendi işini savunur: ince beli tasvir etmek bir edepsizlik değil, dikkat işidir. ‘Kıl kadar’ deyimi beli anlatan inceliği ölçü birimine çevirir. ‘Egri hayâl itme’ ise okuma biçimini düzeltmeye çalışır; niyet, yorumdan korunmak ister.

  3. 3

    Rakîbe bû-yı misk-i kâkülünden virme

    Beni eyleme âşüfte-hâl itme

    1Rakibe saçının misk kokusundan ipucu verme;

    2beni sevdayla ağzına kadar doldurup perişan etme.

    Kıskançlık burada koku üzerinden işler: saçın miski rakibe verilecek bir ‘ser-rişte’, yani ipucu sayılır. İkinci dize âşığı bir kaba benzetir — sevda ağzına kadar dolmuştur. Taşma noktasındaki bu doluluk perişanlığın eşiği olarak gösterilir.

  4. 4

    Olur mihr-i ruhun hecriyle her rûzum

    Gam-ı şâm-ı firâkın mâh-tâbım hîç suâl itme

    1Güneş gibi yüzünden ayrılıkla her günüm karanlığı artırır;

    2ey ay ışığım, ayrılık akşamının gamını hiç sorma.

    Yüz bir güneş, ayrılık ise karanlığı artıran bir güçtür; gündüz bile geceye çevrilir. İkinci dize sevgiliyi ay ışığı sayarak onu aynı gökyüzünde tutar. Sorulmaması istenen şey ise acının kendisidir; anlatmak, yeniden yaşamak gibi görünür.

  5. 5

    Çıkup bî-gânelerle seyr-i bahre ‘âşık-ı zârı

    İdüp -ı bahr-i eşk-i hasret bî-mecâl itme

    1Yabancılarla deniz gezisine çıkıp inleyen âşığı

    2hasret gözyaşı denizinde boğarak güçsüz bırakma.

    İki deniz aynı beyitte çarpışır: gezinti yapılan gerçek deniz ve âşığın gözyaşından oluşan deniz. Biri eğlence, öteki boğulma yeridir. Yabancılarla çıkılan gezinti âşığı yalnız bırakmakla kalmaz, onu batıran suyu da kendisi doldurur.

  6. 6

    Kadîmî kendi bendendir kapında Râsim-i bî-dil

    Efendim hasretinle derd-mendin itme

    1Gönülsüz Râsim eskiden beri kapında kendi kulundur;

    2efendim, hasretinle bu dertliyi ayak altında ezme.

    Makta ilk beytin ikinci dizesini aynen tekrarlayarak gazeli çembere çevirir; yakarış hiç ilerlememiş gibi başa döner. Ondan önceki dize ise bir kıdem iddiasıdır: bu kul yeni değil, eskidir. Sadakat böylece merhametin gerekçesi yapılır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:g31-pdf207-208. Ana açık edisyon G31'i basılı s.194–195/PDF 207–208'de 6 beyit, basılı ölçü satırı ve G32/PDF 208 sınırıyla verir. Ana “misk”, “zârı” ve redifler korunmuştur; İ tanığındaki “müşkin”, “râzı” ve redif eksikleri yalnız aparat olarak açıklanmıştır. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBer-i Sîmînine Bî-gâne Ey Meh Sînedir Dirler
Ber-i sîmînine bî-gâne ey meh sînedir dirler
Eğrikapılı Mehmed Râsim · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

pür-melâl

Kederle dolu

pâyimâl

Ayak altında ezilmiş

miyân

Bel; sevgilinin ince beli

ser-rişte

İpucu ve başlangıç ucu

leb-rîz-i sevdâ

Sevdayla ağzına kadar dolu

zulmet-fezâ

Karanlığı artıran

gark-âb

Suya batmış, boğulmuş

kadîmî bende

Eskiden beri bağlı kul