DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kul Himmet/Benim günahım çok senin katında
Nefes · 16.–17. yüzyıl

Benim günahım çok senin katında

Yedi dörtlüğün sonunda yinelenen aman nidası nefesi baştan sona bir af dilemeye çeviriyor. Şair önce Ehl-i Beyt kadınlarını, sonra On İki İmam'ı sırayla anıp her adı aynı yakarışa iliştiriyor; son dörtlükte de kendi ustalığını on iki katarlı bir kervana benzetiyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Benim günahım çok senin katında

    Allah bir Muhammed Ali

    Sen kerem kânısın bâtında

    Allah bir Muhammed Ali

    1Senin katında benim günahım çok,

    2Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    3Sen görünüşte de özde de kerem madenisin,

    4Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    Nefes suçun itirafıyla açılıp hemen affa geçiyor, arada bir gerekçe kurulmuyor. "Kân" maden demek: bağış dilenen bir lütuf değil, kaynağından çıkan bir cevher gibi düşünülüyor. Zâhir-bâtın çifti de bu cömertliğin görünende ve gizlide aynı olduğunu söyleyip isteğe güvence arıyor.

  2. 2

    Fâtıma Hatice Zehra da bile

    Bir dilek dilersen Hasandan dile

    Şah Hüseyin ile girdik bu yola

    Allah bir Muhammed Ali

    1Fâtıma, Hatice, Zehra da beraber;

    2bir dilek dileyeceksen Hasan'dan dile.

    3Bu yola Şah Hüseyin ile girdik,

    4Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    Şefaat halkası önce kadınlarla kuruluyor, sonra dilek Hasan'a, yola girmek Hüseyin'e havale ediliyor: istemenin ve yürümenin ayrı kefilleri var. Zehra, Fâtıma'nın lakabı olduğu hâlde ayrı bir ad gibi sıralanmış; halk nefeslerinde sık rastlanan bir katmerleme.

  3. 3

    Zeynel Bâkır Câfer üçü bir

    Kâzım Mûsa Rıza gözümde tüter

    Deryaya ummana batar

    Allah bir Muhammed Ali

    1Zeynel, Bâkır, Câfer: üçü bir katar;

    2Kâzım, Musa Rıza gözümde tüter.

    3Denize gark olan ummana batar,

    4Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    İmamlar üçer üçer sayılıyor ve "katar" kelimesi onları birbirine bağlı bir deve dizisi gibi gösteriyor; silsile fikri böyle somutlaşıyor. Üçüncü dize sayımı deniz istiaresine bağlıyor: küçük suya batan zaten ummana batmıştır, yani yola girenin varacağı yer baştan bellidir.

  4. 4

    Takî Nakî Şah Askerî dostumuz

    Yine arttı cümbüşümüz cûşumuz

    Mehdî dedem Hak Resuldür başımız

    Allah bir Muhammed Ali

    1Takî, Nakî, Şah Askerî dostumuzdur;

    2coşkumuz, taşkınlığımız yine arttı.

    3Mehdî dedem, Hak Resul başımızdır,

    4Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    Sayım tamamlanırken ton değişiyor, yakarış coşkuya dönüyor. "Cûş" kaynayıp taşmak demektir; cümbüşle yan yana gelince cem meclisinin sesi duyulur olur. Mehdî için "dedem" denmesi de beklenen kurtarıcıyı uzak bir figür olmaktan çıkarıp aile içine alıyor.

  5. 5

    Derdimin dermanı Sultan Yalıncak

    Bağlanıp ta bir ikrara kalmcak

    Şefaat umarım senden ölüncek

    Allah bir Muhammed Ali

    1Derdimin dermanı Sultan Yalıncak,

    2bir ikrara bağlanıp kalınca

    3ölünceye dek senden şefaat umarım,

    4Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    Nefes burada Anadolu'ya iniyor: Sultan Yalıncak, Hacı Bektaş çevresinde anılan bir erendir ve imam silsilesinin hemen ardından anılması Bektaşîliğin kendi soy zincirini kurma biçimidir. İkrar da yola girerken verilen sözdür; şefaat o sözün karşılığı olarak isteniyor.

  6. 6

    Ciğerciğim kebap gibi çevrilür

    Döne döne aşk oduna kavrulur

    Gönlümün evinde harman savrulur

    Allah bir Muhammed Ali

    1Ciğerceğizim kebap gibi çevrilir,

    2döne döne aşk ateşinde kavrulur.

    3Gönlümün evinde harman savrulur,

    4Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    Üç dize de edilgen çatıda kuruluyor: çevrilür, kavrulur, savrulur. Acıyı çeken kendini özne değil, üzerinde iş görülen bir nesne gibi anlatıyor. Ocaktaki kebapla harman yerindeki savurma birleşince yanmak da savrulmak da bir ayıklanma işine benziyor.

  7. 7

    Kul Himmet üstadım on iki

    On iki dükkânda metaın satar

    Tutular kumrular kafeste öter

    Allah bir Muhammed Ali

    1Kul Himmet üstadım on iki katardır,

    2on iki dükkânda malını satar.

    3Tutular, kumrular kafeste öter,

    4Allah bir, Muhammed Ali; aman!

    Mahlas dörtlüğü "on iki" sayısını iki kez tekrarlayarak imam sayısını hem kervanın katarına hem çarşının dükkânına çeviriyor; inanç burada ortaya konan bir metâ gibi anlatılıyor. Kafesteki kuşlar ise nefeslerde bedende tutulan canın alışılmış resmidir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Sadettin Nüzhet Ergun'un "Bektaşî Şairleri ve Nefesleri" derlemesinden; Türkçe Vikikaynak'taki 144021 numaralı sürüm esas alındı, imlâsına dokunulmadı. Beşinci dörtlükteki "kalmcak", dizgide ı ile n'in m okunmasından doğmuş bir bozulmadır (kafiyeye göre "kalıncak") ve düzeltilmeden bırakıldı; "çevrilür", "ölüncek", "garkolan", "metaın" yazımları da kaynaktaki gibidir. Üçüncü ve dördüncü dörtlük kaynakta araya boş satır konmadan dizilmiş; dörtlükler burada ayrıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBiz Muhammed Ali diyenlerdenizKul Himmet · Nefes

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

el’aman

"aman!" — yalvarma ve sığınma nidası

kân

maden, kaynak

zâhir

görünen, dış yüz

bâtın

gizli olan, iç yüz

katar

birbirine bağlanmış deve dizisi

garkolan

batan, boğulan

cûş

kaynayıp taşma, coşku

meta

satılık mal, sermaye