Benim İle Yiyip İçip Gezerken
Abdullah’a doğrudan seslenen âşık, eski dostluğun nasıl soğukluğa ve rakipliğe dönüştüğünü sorar. Kesilen ikramlar, çatılan hilal kaşlar ve yabancı bülbüller; kırgınlığı gündelik hatıralarla keskinleştiren sitemli bir dostluk ağıdı kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Benim ile yiyip içip gezerken
Rakiblerim oldu dostun Abdullah
1Benimle yiyip içerek gezerken
2rakiplerimle dost oldun, Abdullah.
- 2
Cihanda ben seni dostum severken
Neyledim ki bana küstün Abdullah
1Ben bu dünyada seni dostum diye severken
2sana ne yaptım da bana küstün, Abdullah?
Şair Abdullah’ı dünyada dostça sevdiğini hatırlatıp neden küstüğünü sorar. Suçun ne olduğunun bilinmemesi, ayrılığı açıklanabilir bir çatışmadan çıkarıp sürekli zihni kurcalayan haksızlığa dönüştürür.
- 3
Tahammül edemem seni görürken
Evvel bize şeftaliler verirken
1Seni görürken bu ayrılığa dayanamam.
2Eskiden bize şeftaliler verirdin.
Abdullah’ı görmeye dayanamayan şair, onun eskiden kendilerine şeftali verdiği günleri anar. Meyvenin küçük armağanı, kaybolan dostluğun sıcak ve somut hatırasını taşır.
- 4
Mah yüzlere çifte benleri dururken
Şimdi gıdâmızı kestin Abdullah
1Ay yüzlerdeki çifte benler dururken,
2şimdi yiyeceğimizi kestin, Abdullah.
Ay yüzlerdeki çift benler yerindeyken Abdullah’ın şimdi gıdayı kestiği söylenir. Güzellik seyriyle beslenme iç içe geçer; ilgisizlik âşığı hem duygusal hem bedensel açlığa iter.
- 5
Âşıkın ağladan cihanda gülmez
Senin ettiklerin yanına kalmaz
1Âşığını ağlatan kişi dünyada gülmez.
2Yaptıkların yanına kâr kalmaz.
Âşığı ağlatan kişinin dünyada gülemeyeceği ve yaptıklarının yanına kalmayacağı belirtilir. Şair, kendi gözyaşını ahlaki bir karşılık ölçüsüne çevirerek dostunu vicdana çağırır.
- 6
Rahat olup çeşmim yaşını silmez
Kurulu yayımı bastın Abdullah
1Gözüm rahatlayıp yaşını silemiyor.
2Kurulu yayımı bastırdın, Abdullah.
Göz rahat bulup yaşını silemez; Abdullah kurulu yayı bastırmıştır. Gerilim altında bekleyen yay, şairin engellenmiş öfkesini ve harekete geçemeyen gücünü somutlaştırır.
- 7
Karşımızda hilâl kaşların çatar
Bir bizi görünce satar
1Karşımızda hilal kaşlarını çatıyorsun.
2Bizi görünce kendini ağırdan satıyorsun.
Hilal kaşlar karşılarında çatılır, Abdullah onları görünce istiğna satar. Yüzdeki güzel biçim, yakınlık işareti olmak yerine küçümseyen ve mesafe koyan bir tavrın parçası olur.
- 8
Keman kaşı olmuş tîğını atar
Yoksa öldürmek mi kastın Abdullah
1Yay gibi kaşınla kılıç gibi bakış atıyorsun.
2Yoksa beni öldürmeye mi niyetlisin, Abdullah?
Keman gibi kaşın kılıcını atması, Abdullah’ın gerçekten öldürmeyi amaçlayıp amaçlamadığı sorusunu doğurur. Güzellik silahı, mecazdaki zarafeti aşarak ölümcül bir tehdit gibi hissedilir.
- 9
Sînem hançerlerin aldın eline
Cefâya başladın Ömer kuluna
1Göğsümü yaralayacak hançerleri eline aldın.
2Kulun Ömer’e eziyet etmeye başladın.
Sevgili hançerleri eline alıp Ömer kuluna eziyet etmeye başlamıştır. Şair kendini kul diye küçültürken karşı tarafın etkin şiddetini büyütür; eski dostluk efendi-köle dengesine döner.
- 10
Yad bülbüller konmuş senin gülüne
Şimdi göz etmeği kestin Abdullah
1Yabancı bülbüller senin gülüne konmuş.
2Şimdi bize göz ucuyla bakmayı bile kestin, Abdullah.
Yabancı bülbüller Abdullah’ın gülüne konmuş, o da şaire göz etmeyi bırakmıştır. Başkalarının yakınlığı, kaybedilen bakışın sebebi olur ve dostluk şiiri açık bir kıskançlıkla kapanır.
Metnin kaynağı
Ergun’un Âşık Ömer dizisinde basılı No. 41; görünür Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması birlikte doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 41; PDF 130–131; 10 birim/20 dize. Görünür mahlas, sınırlar, aparat ve kanıt kaydı korunmuştur; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bîhûde akıtma gözünden yaşıÂşık Ömer · Destan→
Abdullah eskiden şairle yiyip içerken şimdi rakiplerle dost olmuştur. Sofra arkadaşlığından karşı safa geçiş, basit bir küslük değil, paylaşılan yakınlığın açık ihaneti gibi yaşanır.