DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bezm-i gamda âh-ü nâlem oldu ney sîne rebâb
Şiir · 17. yüzyıl

Bezm-i gamda âh-ü nâlem oldu ney sîne rebâb

Gam meclisinde ah ney, göğüs rebap, kanlı gözyaşı şarap olur; iç yanış muma nispet edilen parlaklık yüzeyiyle anlatılır. Şeker dudaklıya tutulan konuşan, çekme-sert yay-bükülme bağı açık bırakılan bir gayret imgesine geçer ve dertte teselli bulur. Dert ortağı bulunamamasıyla ayrılık vadisinin sonsuzluğu uzun bir kitaba dönüşür; Ömer’in gurbet yükü ve ruh, emmâre, itikâf, karanlık zahmeti arasındaki kapalı bağ tahminle arınma sonucuna bağlanmaz.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    âh-ü nâlem oldu ney

    Hûn-i dilden dîdeler iki kapağındır şerâb

    1Gam meclisinde ahım ve iniltim ney, göğsüm rebap oldu;

    2Gönül kanından gözlerin iki kapağı şaraptır [dizim kapalı].

    Gam bir “bezm”e dönüştüğünde beden çalgılara ayrılır: ah ile nale ney, göğüs rebaptır. Göz kapaklarının şarap oluşu ve “hûn-i dil” ilişkisi kapalı olsa da iç kanın meclis içkisine dönüştüğü kırmızı bir sahne güvenle görülür.

  2. 2

    şem’a nisbet ferrü tâb

    Dâğ-ı sînemde delîl olmuş

    1İç yanışımın alevi muma nispetle ‘ferr ü tâb’dır [yüklem/derece açık];

    2Göğüs yaramda ıstırabın fitili delil olmuştur.

    İç yanışın “şu’le”si muma “nisbet” edilir ve “ferr ü tâb” yüzeyiyle parlaklık alanı kurulur; kaynak görünmeyen ‘ışık verir’ yüklemi veya kesin üstünlük derecesi eklenmez. Göğüsteki dağ ise ıstırabın fitiline delildir; ikinci dizedeki yara-işaret bağı güvenle korunur.

  3. 3

    Gerçi ey dil bir lebi şîrîne meftun olmuşuz

    Çekmeden kat olmuşuz

    1Ey gönül, gerçi şeker dudaklı birine tutulduk;

    2‘Çekmeden saht-ı kemân-ı gayreti kat olmuşuz’ [çekme/sertlik/zaman bağı açık].

    Şeker dudaklı sevgiliye meftunluk ilk dizede açıktır. İkinci dizede “çekmeden”, sertlik, gayret yayı ve “kat olmuşuz” parçalarının birbirine bağlanma ve zaman ilişkisi kapanmaz; kesin bir erkenlik sonucu eklenmeden bükülme alanı aparatlı bırakılır.

  4. 4

    Yine bir derd içre bir zevk-i tesellâ olmuşuz

    Gam değil şâd ü ferah eylerse bizden ictinâb

    1Yine bir dert içinde teselli zevki olmuşuz;

    2Bizden kaçınırsa gam değil; şen ve ferah eder [kişi bağı açık].

    Dert yalnız eziyet değil “zevk-i tesellâ” da üretir; konuşan acı içinde teselli tadı bulur. “Bizden ictinâb” sevgilinin kaçınmasını gösterir, ancak şad ve ferah edenin kim olduğu kapanmaz; sitem kesin özne eklenmeden taşınır.

  5. 5

    Bir münâsib hal bilir olmadın

    Kime ağladımsa halimden ebed hiç bulmadın

    1Uygun hâl bilen bir sırdaşa dert ortağı olmadan [dizim kapalı];

    2Kime ağladıysam hâlimden sonsuza dek hiç bulmadın [kişi bağı açık].

    “Hemrâz” sırdaş, “demsâz” nefes ve sohbet ortağıdır; uygun hâl bilen kişiye erişememe yalnızlığı büyütür. Kime ağlanırsa ağlansın karşılık bulunamaması kişi ekleri bakımından kapalıdır, fakat dert anlatısının muhatapsız kaldığı açıktır.

  6. 6

    Vâdi-i hicr ü firâkın intihâsın bulmadım

    Çektiğim âlâm ise oldu mutavyel bir kitâb

    1Ayrılık ve hicran vadisinin sonunu bulamadım;

    2Çektiğim acılar ise uzun bir kitap oldu.

    Ayrılık bir “vâdi”dir ve konuşan bu coğrafyanın “intihâ”sını bulamaz; yol bitimsizdir. Çekilen “âlâm”ın uzun kitaba dönüşmesi, acıyı günler yerine sayfalarla ölçer ve önceki gam meclisini yazılı yaşam tarihine çevirir.

  7. 7

    Ey Ömer çeksen nola

    İ’tikâf-ı rûha ver emmâre renc-i zulmeti

    1Ey Ömer, gurbet belası yükünü çeksen ne olur;

    2‘İ’tikâf-ı rûha ver emmâre renc-i zulmeti’ [özne ve bağlar açık].

    Gurbet “bâr-ı belâ”, yani taşınan bela yüküdür; Ömer’e bunu çekmenin şaşılacak şey olmadığı söylenir. Devamındaki itikâf, ruh, “emmâre” ve karanlık zahmeti parçaları arasındaki özne-nesne bağları kapanmaz; kaynakta görünmeyen ‘nefs’ adı veya kesin arınma sonucu eklenmez.

  8. 8

    Görmeyince niçe demler mâcerâ-yi zulmeti

    Âşık ol nûr-i hayat efzâdan olmaz feyziyâb

    1Karanlık macerasını nice zaman görmeden;

    2Âşık, hayat artıran nurdan feyiz alamaz.

    Karanlığın “mâcerâ”sı görülmeden hayat artıran nurdan feyiz alınamayacağı söylenir. Işık, doğrudan ve kolay ödül değil uzun karanlık deneyiminin ardından erişilen sonuçtur; âşıklık karşıt iki manevi aşamayı birbirine bağlar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.301 gövdesinde “Ey Ömer çeksen nola bâr-ı belâyi gurbeti” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n301-78C7F6C6CDFF. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.301, PDF 248; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBî vefâsın anladım ey dilber-i âlem ne şekÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

bezm-i gamda

Gam meclisinde.

sîne rebâb

Göğsün rebap çalgısına benzetilmesi.

şu’le-i sûz-i derûnum

İç yanışımın alevi.

fitîl-i ıztırâb

Istırabın fitili.

saht-ı kemân-ı gayreti

Gayret/kıskançlık yayının sertliği.

hemrâza demsâz

Sırdaşa nefes/sohbet ortağı.

bâr-ı belâyi gurbeti

Gurbet belası yükü.

nûr-i hayat efzâ

Hayatı artıran nur.