Bilmeyen İnsan Değil Billâh Bu Cânın Kadrini
“Kadrini” redifi üstüne kurulu yedi beyitlik bir gazel. Her beyit, bir şeyin değerini kimin bilemeyeceğini söyleyerek ilerler: acı çekmeyen dertliyi, nâmert merdi, münkir dervişi tanıyamaz. Mahlas beytinde ölçü sözün kendisine döner.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bilmeyen insan değil bu cânın kadrini
Gitmeden bilmek gerek rûh-i revânın kadrini
1Vallahi, bu canın değerini bilmeyen insan değildir
2Gitmeden önce, akıp giden ruhun değerini bilmek gerek
- 2
Lûtf u ihsân eyleyen içre müdâm
oldur bilen dâr-ül-hakanın kadrini
1Fâni yurdun içinde durmadan lütuf ve ihsanda bulunan
2Şüphesiz odur, Hak yurdunun değerini bilen
Beyit iki yurdu karşı karşıya koyar: geçici olan dâr-ı fenâ ile kalıcı olan. Ölçüt inanç değil davranıştır — ebedî yurdun kıymetini bilen, bunu bu dünyada eli açık olmakla gösterir. Kaynaktaki “dâr-ül-hakanın” dizgisi korundu; kafiye “dârü'l-bekā” okunuşuna da elverir.
- 3
Serbeser cismini vîrân etmeyen tâ aşk ile
Bilmemiştir gevher-i genc-i nihânın kadrini
1Bedenini aşkla baştan başa yıkmayan
2Gizli hazinenin cevherinin değerini bilmemiştir
“Genc-i nihân”, “gizli bir hazineydim, bilinmek istedim” kudsî sözüne dayanan mazmundur. Beyit o hazineye giden yolu yıkımdan geçirir: cevheri bulmak için binayı yıkmak gerekir, çünkü hazine cismin altındadır. Aşk burada süs değil, kazma işlevindedir.
- 4
Çekmeyen derd ü belâ vü mihnet ü hicran gamin
Ol ne bilsün derdmend-i nâtüvânın kadrini
1Dert, belâ, sıkıntı ve ayrılık gamı çekmemiş olan
2O, güçsüz dertlinin değerini ne bilsin
İlk dize dört acıyı üst üste yığar ve “vü” bağlarıyla nefes aldırmaz; ikinci dize bu yığının ne işe yaradığını söyler. Acı burada erdem değil, ölçü aletidir: dertliyi ancak dert çekmiş olan tartabilir. Kaynaktaki “gamin” dizgisi olduğu gibi bırakıldı.
- 5
İsteme her şûm-i nâmerd ile nâdandan kerem
Hem yine merdan bilür merd-i Hudâ'nın kadrini
1Her uğursuz nâmertten ve cahilden cömertlik bekleme
2Yine mertlerdir Hak erinin değerini bilen
Beyit önce bir yasak koyar, sonra gerekçesini verir. “Merd” kökü ikinci dizede üç kez döner — nâmerd, merdan, merd-i Hudâ — ve tanımayı cinsiyet değil aynı soydan olmak belirler: kıymeti bilen ile bilinen aynı sözcükten türer.
- 6
Bunca devran geldi geçti bilmedi henûz
Derviş-i bîçâre-i ehl-i duâanın kadrini
1Bunca zaman gelip geçti, inkârcı hâlâ bilmedi
2Dua ehli çaresiz dervişin değerini
“Henûz” sözcüğü beyti bugüne bağlar: geçen bunca devir inkârcıyı eğitmemiştir. İkinci dizede dervişin sıfatları üst üste dizilir — çaresiz, dua ehli — ve bu zayıflık listesi tam da görülmeyen şeyi tarif eder. Kaynaktaki “duâanın” dizgisi korundu.
- 7
Ey Kalender râzını keşf etme her nâmahreme
Değme can bilmez, bilirsin bu beyânın kadrini
1Ey Kalender, sırrını her yabancıya açma
2Sıradan can bilmez; bu sözün değerini sen bilirsin
Makta, gazelin ölçüsünü gazelin kendisine çevirir: değeri ölçülen artık can, hazine ya da derviş değil, “bu beyân”, yani okunan şiirdir. Şair kendi kendine seslenerek sırrı saklamasını söyler; böylece redif, sustuğu yeri de değerlendirmiş olur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 170420 numaralı sürüm esas alındı; Ergun derlemesinin Kalender faslındaki —2— numaralı şiirdir, sıra numarası metne alınmadı. Kaynaktaki dizgi olduğu gibi bırakıldı: “dâr-ül-hakanın” (kafiye “dârü'l-bekā” okunuşuna da açıktır, düzeltilmedi), “duâanın” (duânın), “gamin” (gamını). Dizeler kaynakta boş satırla ayrılmamış; beyit sınırları kafiyeye göre çizildi ve on dört dize yedi beyit sayıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dilberin vechine Bismillâh okuKalender Abdal · Gazel→
Matla insanlığı bir bilgiye bağlar: canın kadrini bilmeyen, insan sayılmaz. İkinci dize buna bir de süre koyar — “gitmeden”, yani ölüm gelmeden. “Rûh-i revân” zaten akıp giden ruh demektir; ismin içindeki hareket, mühletin kısalığını dizenin kendisine yerleştirir.