DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Hûn-ı ciger ki gamzesini mest-i nâz eder
Gazel · 19. yüzyıl

Hûn-ı ciger ki gamzesini mest-i nâz eder

Sevgilinin yan bakışıyla açılan, dördüncü beyitte birden toplumsal bir lanete dönen gazel. Sırrı ele veren gözyaşından güneşin yanağa yenilişine, faziletsiz makam sahibinden vahdet darağacına uzanıyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    ki gamzesini mest-i nâz eder

    âşinâ demeyip keşf-i râz eder

    1Onun yan bakışını naz sarhoşu eden şey ciğer kanıdır;

    2yabancı dost ayırmadan sırrı herkese açar.

    Kanlı gözyaşı âşığın gizlediği şeyi dışarı taşıran tanıktır; beyit onu hem sevgilinin bakışını sarhoş eden içki hem sırrı ifşa eden gammaz yapıyor. Bîgâne ile âşinâ karşıtlığı, ele verilen sırrın kime gittiğinin artık seçilemediğini söyler.

  2. 2

    -ı belâ-yı perçemine kayd olan göñül

    Tig-ı kazâ-yı gamzene arz-ı niyâz eder

    1Perçeminin bela tuzağına bağlanan gönül,

    2gamzenin kaza kılıcına yalvarışını sunar.

    Divan mazmunlarında saç tuzak, gamze kılıçtır; beyit ikisini bir mahkeme sahnesine bağlar. “Kayd” hem bağ hem tutuklama kaydıdır, “arz-ı niyâz” ise resmî bir dilekçe deyimi — tutsak gönül kendisini kesecek kılıca dilekçe veriyor.

  3. 3

    Bir zerre -i ruhunu görse

    Tâ haşre dek vesîle-i eder

    1Güneş, yanağının parıltısını bir zerre görse

    2kıyamete kadar yanıp erimesine bahane eder.

    Zerre ile âftâb divan şiirinin en küçük ile en büyüğü gösteren çiftidir; burada büyük olan yeniliyor. Güneşin yanmasına sebep artık kendi ateşi değil, gördüğü bir kırıntıdır; sûz u güdâz da hem yanma hem eriyip akma demektir.

  4. 4

    La'net o merd-i muhteşem-i bî-fazîlete

    İkbâl-i dehri vâsıta-i imtiyâz eder

    1Lanet olsun o görkemli ama faziletsiz adama:

    2dünyanın kendisine güler yüz göstermesini ayrıcalık aracı sayar.

    Aşk gazelinin ortasında hedef değişir: görkemli fakat faziletsiz kişiye lanet edilir. Sorun makamın kendisi değil, dünyanın verdiği ikbali kişisel üstünlük ve ayrıcalık saymaktır. ‘Muhteşem / bî-fazîlet’ karşıtlığı, ihtişam ile değersizliği aynı kişide toplar.

  5. 5

    Ekrem o dil ki cilvegeh-i haktır ânı aşk

    Ber-dâr-dâr-ı vahdet edip eder

    1Ey Ekrem, hakkın göründüğü yer olan o gönlü aşk

    2vahdet darağacına çekerek başını yüceltir.

    Aşk, Hakk'ın görünme yeri olan gönlü ‘dâr-ı vahdet’e çekip başını yüceltir. ‘Ber-dâr’ asılmayı, ‘ser-firâz’ başı yüce olmayı aynı cümlede buluşturur; ceza ile yücelme yan yana gelir. Metinde adı geçmeyen tarihsel bir kişi yoruma eklenmez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142850 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/Kafiye-i Râ/Beşinci Gazel”dir; künye matlaın ilk dizesiyle kuruldu, baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar atıldı. Son beyitteki “Ber-dâr-dâr-ı vahdet” ibaresinde “dâr” kelimesi mükerrer dizilmiş görünüyor; düzeltilmedi, kaynaktaki hâliyle bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirİhyâ olur zemîn ü zamân nev-bahârdaRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hûn-ı ciger

ciğer kanı, kanlı gözyaşı

gamze

süzgün yan bakış

bîgâne

yabancı, ilgisiz

dâm

tuzak

tâbiş

parıltı, ışıma

âftâb

güneş

sûz u güdâz

yanma ve eriyip akma

ser-firâz

başı yüce, yükseltilmiş