İhyâ olur zemîn ü zamân nev-bahârda
Baharın her şeyi dirilttiği fikri üzerine kurulu, “nev-bahârda” redifiyle yürüyen beş beyit. Gülün gelişi bülbülde feryada dönüşür, sevgilinin bahçe gezintisi âşıkları peşinde döndürür; son beyit şairi mevsimin içine yerleştirip orada bırakır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
olur zemîn ü zamân nev-bahârda
Kesb-i neşât eder dil ü cân nev-bahârda
1Yer de zaman da ilkbaharda dirilir;
2gönül de can da ilkbaharda neşe kazanır.
- 2
Tebşîr edince bâga -i gülü
Bülbüller içre koptu figan nev-bahârda
1Sabâ rüzgârı bahçeye gülün geleceğini müjdeleyince,
2ilkbaharda bülbüllerin arasında feryat koptu.
Müjde ile feryadın aynı beyitte durması işin şakası: iyi haber bülbülde ağlamaya dönüşüyor, çünkü gülün gelişi aynı zamanda ulaşılamazlığın gelişi. “Tebşîr” ve “makdem” resmî karşılama diline ait kelimeler; bahçe bir saray gibi kuruluyor, sabâ da o sarayın habercisi oluyor.
- 3
Uşşâk-ı zârı ardı sıra dört dolandırır
edip o nev-bahârda
1İnleyen âşıkları peşi sıra dört döndürür,
2o gonca ağızlı sevgili ilkbaharda gül bahçesinde gezinirken.
“Dört dolandırmak” konuşma dilinden gelen bir deyiş ve gazelin ağır terkipleri arasında bilerek bırakılmış bir çentik gibi duruyor. Sevgili “gonca-dehân”, yani ağzı gonca kadar küçük; bahçeye çıkınca gerçek goncalarla yarışıyor, âşıklar da onun etrafında dönüp duruyor.
- 4
Yâd etme hicr-i yârı zamân-ı visâlde
Yoktur -ı fikr-i hazân nev-bahârda
1Kavuşma vaktinde sevgiliden ayrı geçen günleri anma;
2ilkbaharda güzü düşünmeye izin yoktur.
Beyit öğüt kipine geçer ve iki zaman çiftini üst üste bindirir: hicran ile vuslat, hazan ile bahar. ‘Mesâg’ izin ve uygunluk bildirir; kavuşma vaktinde ayrılığı, ilkbaharda sonbaharı düşünmeye yer olmadığı söylenir. Şairin başka şiirleriyle bir mizaç karşılaştırması yapılmaz.
- 5
olup şeb ü rûz ile i'tiyâd
Ekrem safâ vü zevke hemân nev-bahârda
1Gül bahçesine yerleşip gece gündüz orada kalmayı alışkanlık edinen
2Ekrem, ilkbaharda hemen safâya ve zevke koyulur.
Mahlas beyti şairi bahçeye taşıyıp orada bırakıyor: “gülşen-nişîn” gül bahçesinde oturan, “şeb ü rûz” ise gece gündüz demek. Alışkanlık kelimesinin seçilmesi belirleyici — zevk anlık bir kaçamak değil, mevsim boyunca sürdürülen bir düzen olarak sunuluyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142916 numaralı sürüm esas alındı. Sayfanın adı “Onuncu Gazel” olduğu hâlde metnin başında “Kafiye-i Hâ/İkinci Gazel” satırı duruyor; bu bir başlık satırı olduğu için metne alınmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Redifi taşıyan beş dizenin beşi de kalıbın son tef'ilesini bir hece eksik, Fa'lün ile kapatıyor — kayıp redifin kendisinde; dizelere ekleme yapılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla beytinin iki dizesi de aynı kalıba dökülmüş: bir özne çifti, bir yüklem, sonra redif. “İhyâ” diriltme demek ve dinî yükü ağır bir kelime; baharı mevsim döngüsünden çıkarıp bir yeniden dirilişe bağlıyor. İkinci dize aynı hareketi dışarıdan içeriye, yer ile zamandan gönle taşıyor.