DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bir âceb gürûha uğradı râhım
Şiir · 17. yüzyıl

Bir âceb gürûha uğradı râhım

Konuşan Ömer; Abdi, Sabit, Hayri ve Salih adlı dört şairin suskun, marifet ve muamma bilgisine sahip meclisini gözlemler. Dört kişinin ayrı söyleyişlerini, defter ve divan okumalarını aktarır; kendisini bu dört kişilik listeye katmaz.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir âceb gürûha uğradı râhım

    ola düştü baht-ı siyâhım

    1Yolum şaşırtıcı bir topluluğa uğradı;

    2‘açılsın’; kara bahtım düştü.

    Konuşanın yolu olağanüstü bir topluluğa çıkar. ‘Küşâd ola’ istek değerini taşırken ‘düştü baht-ı siyâhım’ ayrı bir düşme bildirir; modern satır ikisini açıklanmayan bir ‘umarım’ öznesiyle tek nedensel cümleye bağlamaz, iki hareketi yan yana tutar.

  2. 2

    Yürekten depredüp lisan okurlar

    Kamusu hayrette iyân okurlar

    1Yürekten harekete geçip söz okurlar;

    2hepsi açıkça hayret içinde okurlar.

    Topluluk okumayı yalnız dille değil, yürekten başlayan bir hareketle yapar. Hepsinin hayret içinde oluşu, bilginin tamamlandığı bir üstünlük değil, karşılaşılan hakikat karşısında süren şaşkınlık ve dikkat hâlini gösterir.

  3. 3

    Nazar ettim urup dikkat ile gûş

    Hırkaya ser çekmiş her biri

    1Dikkatle bakıp kulağımı verdim;

    2her biri hırkasını başına çekmiş, sessizdi.

    Şair önce gözle nazar eder, sonra kulağını vererek dikkatini iki duyuya yayar. Hırkanın başa çekilmesi ve sessizlik, topluluğun dış dünyadan geri çekildiğini düşündürür; modern aktarım bunu belirli bir tarikat ritüeli diye adlandırmaz.

  4. 4

    Kıldım sadâlarım gûşuma mengûş

    Dillerinde okurlar

    1Seslerimi kulağıma küpe yaptım;

    2dillerinde ‘Sübhân’ zikrini okurlar.

    Kendi seslerini kulağa küpe yapmak, duyulanı unutulmayacak öğüde çevirmektir. Buna karşılık topluluğun dilindeki sürekli söz ‘Sübhân’dır; böylece şairin kişisel sesleri ile ortak kutsama zikri aynı dinleme sahnesinde buluşur.

  5. 5

    Şerîat ilmine belî demişler

    Ma’rifette serin mum eylemişler

    1Şeriat ilmine ‘evet’ demişler;

    2marifette başlarını mum etmişler.

    Şeriat bilgisine verilen ‘evet’, ilk kabul basamağıdır; marifette başın mum edilmesi ise bilme uğruna erimeyi çağrıştırır. Başın ışık veren ve tükenen muma dönüşmesi, bilginin yalnız zihinsel değil, varlığı harcayan bir deneyim olduğunu anlatır.

  6. 6

    Tarîkat kafında anka demişler

    Hakîkat bâbında nişan okurlar

    1Tarikatın Kaf dağında Anka demişler;

    2hakikat kapısında işaret okurlar.

    Tarikat, efsanevi Kaf dağı ve Anka kuşuyla erişilmesi güç bir arayış olarak resmedilir. Hakikat kapısında okunan nişanlar doğrudan hakikatin kendisi değildir; ona işaret eden belirtilerdir ve topluluk bu işaretleri yorumlar.

  7. 7

    İlm-i muammâdan var mı haberdâr

    Bu rub’-i meskûnda dört şuarâ var

    1Muamma ilminden haberi olan var mı?

    2Bu yaşanan dünyanın dört şairi var.

    Şair birden muamma bilgisine ilişkin açık soru sorar ve bakışı dört şaire çevirir. ‘Rub‘-i meskûn’ yaşanan dünya parçasını belirtir; sayı dört olarak verilir, fakat kişilerin adları sonraki dizelerde açıklanır.

  8. 8

    Ârife iyandır her dürlü esrâr

    Her dem birbirine meydan okurlar

    1Her türlü sır arife açıktır;

    2her an birbirlerine meydan okurlar.

    Sırlar arif için görünür sayılır; bu, herkesin aynı açıklığa sahip olduğu anlamına gelmez. Şairlerin birbirine meydan okuması düşmanlık ilanından çok, muamma ve şiir bilgisini karşılıklı sınayan edebî rekabeti düşündürür.

  9. 9

    Biri Abdi, Sabit birisi Hayri

    Ömer her birinin dilleri ayrı

    1Biri Abdi, biri Sabit, biri Hayri;

    2Ömer, her birinin dili ayrıdır.

    Abdi, Sabit ve Hayri adları tek tek sayılır; Ömer de gözlemci veya meclisin parçası olarak söze girer. Dillerinin ayrı olması, farklı ana dillerden çok üslup ve söyleyiş farkını gösterebilir; modern bunu kesin bir biyografik bilgiye çevirmemiştir.

  10. 10

    Biri Salih bilmem başkasın gayri

    Dördü de defter ü dîvân okurlar

    1Biri Salih; başkasını, gayrısını bilmem;

    2dördü de defter ve divan okurlar.

    Salih dördüncü ad olarak Abdi, Sabit ve Hayri’ye eklenir; konuşan Ömer bu sayımın dışındaki gözlemcidir. ‘Bilmem başkasın gayri’ başka kimse tanımadığını söyler; modern aktarım, ‘ötekinden başka kim var’ gibi ters bir soru üretmez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.121 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n121-9F2752A0C8F7. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.121, PDF 161–162; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘Küşâd ola’ istek yapısı korundu; dört şair Abdi, Sabit, Hayri ve Salih olarak Ömer’den ayrı tutuldu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBir Güzele Tutkunum
Bir cenâna mübtelâyım âh ü zârım var benim
Âşık Ömer · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gürûh

Topluluk, bir araya gelmiş grup.

Küşâd

Açılma ve ferahlama; dizede istek yüzeyiyle geçer.

hâmûş

Sessiz, suskun.

vird-i Sübhân

Tekrarlanan ‘Sübhân’ zikri.

Ma’rifet

Manevî tanıma ve bilme.

Tarîkat kaf

Tarikat yolunun Kaf dağına benzetilen uzaklığı.

İlm-i muammâ

Bilmece ve kapalı anlam çözme bilgisi.

rub’-i meskûn

İnsanların yaşadığı dünya bölgesi.