Bir Güzele Tutkunum
Bir güzele tutulan söyleyen gece gündüz kavuşmayı bekler; sevgili onu bırakıp başkalarına yönelmek ister. Zamanın güzellerinde vefa olmadığını söylese de kendi onuru yüzünden sevgiliyi terk edemez. Sevgili bazen lütufla can verir, bazen Nemrut gibi yüz çevirir; âşık pervane gibi yanar. Son bölüm güzelliğin geçiciliğini ve mahşerin yakınlığını hatırlatır, hakkı Tanrı’ya bırakma söylemiyle kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir cenâna mübtelâyım âh ü zârım var benim
Gice gündüz vuslatına intizârım var benim
1Bir güzele tutulmuşum, ahım ve feryadım var;
2Gece gündüz ona kavuşmayı bekliyorum.
- 2
bendesin terkeyleyüp ağyâra yâr olmak diler
Cevr ü istiğnâsı çok yârım var benim
1Kulunu bırakıp başkalarına sevgili olmak istiyor;
2Eziyeti ve ilgisizliği çok, hercai bir sevgilim var.
Sevgilinin kendi kulunu bırakıp başkalarına yönelmek istemesi sadakat bağını açıkça bozar. Cevr, istiğna ve hercailik art arda gelerek sorunu tek bir davranıştan çıkarır, değişken ve ilgisiz bir karakter niteliğine dönüştürür.
- 3
Bu zamâne dilberinden sanmanız olur vefâ
Salınup bîgânelerle âşıka eyler cefâ
1Bu zamanın güzellerinden vefa beklemeyin;
2Salınıp yabancılarla gezer, âşığa eziyet eder.
Söyleyen yalnız kendi sevgilisini değil zamanın bütün güzellerini vefasızlıkla suçlayan geniş bir hüküm kurar. Yabancılarla salınarak gezme ve âşığa cefa etme, bu hükmü görünür bir toplumsal sahneye bağlar.
- 4
Yok güzellerde hakîkat söylenür kaftan kafa
Ben seni terkedemem ırz ile ârım var benim
1Kaftan kafa söylenir: güzellerde gerçeklik yoktur;
2Ben seni terk edemem, onurum ve utanma duygum var.
Kaftan kafa biçimi tarihî dizede kapalı bir söyleyiş olarak korunur; günümüz Türkçesi onu kanıtsız bir deyime dönüştürmez. Açık ikinci dize, sevgiliyi terk etmeyi onur ve utanma duygusuna aykırı sayar.
- 5
Gâhi gâhî rahmedüp lûtf ile eyler iltifât
Sanasın bu mürde cismime verir tâze hayât
1Bazen merhamet edip iyilikle iltifat eder;
2Sanki bu ölü bedenime yeniden hayat verir.
Sevgilinin ara sıra gösterdiği merhamet, sürekli cefanın içinde kısa fakat güçlü bir değişim yaratır. İltifatın ölü bedene taze hayat vermesi, küçük bir yakınlığın âşık üzerindeki diriltici etkisini abartılı ama açık biçimde gösterir.
- 6
Vakt olur kim yüz çevirüp oluyor
Yanarım pervâne veş şem’inde nârım var benim
1Bazen de yüz çevirip Nemrut yaradılışlı olur;
2Mumunda pervane gibi yanarım, ateşim var.
Yüz çeviren sevgilinin Nemrut’a benzetilmesi merhametin yerini zulmün aldığını bildirir. Âşık kendisini onun mumunda yanan pervane sayarak kaçmak yerine aynı ateşe çekildiğini ve yanışı sevginin ayrılmaz parçası kabul ettiğini söyler.
- 7
Aşk gümânın çekmeyenler âşıka ta’n etmede
Bâki sanma hüsnünü günden güne hâr etmede
1Aşk sıkıntısı çekmeyenler âşığı ayıplar;
2Güzelliğini kalıcı sanma, günden güne harcanıyor.
Aşk acısını yaşamayanların âşığı ayıplaması deneyim ile dış yargı arasındaki farkı kurar. Ardından sevgiliye güzelliğin kalıcı olmadığı söylenir; zamanın tükettiği hüsn, naz ve cefanın sonsuza dek sürmeyeceğini hatırlatır.
- 8
Ey Ömer mahşer yakındır bunda gelen gitmede
Hakkımı hakkeyledim Perverdigârım var benim
1Ey Ömer, mahşer yakındır; burada gelen gidiyor;
2Hakkımı Hakk’a bıraktım; beni yetiştiren Tanrım var.
Mahlaslı öğüt mahşerin yakınlığıyla dünyadaki geliş gidişin geçiciliğini birleştirir. Son tarihî birleşik söyleyiş kesin bir hukuk terimine kapatılmaz; bağlam, Ömer’in hakkını Hakk’a bırakıp yetiştirici Tanrı’ya güvendiğini destekler.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 basılı No. 411 gövdesindeki görünür Ömer veya Âşık Ömer mahlası ve farklı bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 411, PDF 324; 8 beyit/16 dize. 1 kaynak aparat notu kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Tutkunluk ilk anda ah ve feryatla birlikte anılır; sevginin neşesinden önce onun çıkardığı ses duyulur. Gece gündüz kavuşmayı beklemek, isteğin belirli bir saate sığmadığını ve bütün gündelik zamanı kapladığını gösterir.