Bir güzel sevsem ki ben ağyâre minnet olmasa
Şair, rakibe minnet bırakmayan, âşığın değerini bilen, Yusuf yüzlü ve vefalı bir güzel düşler. Kalender meşrep, sözünde duran sevgili çevresinde aşk meclisi kurulur; öğüt, bağlılığı rakibe duyurmamayı ve şeytan yaratılışlı rakibi aradan çıkarmayı ister. Sonunda gönlün sevdasının boş olmadığı ve iradenin elde bulunmadığı açıktır; “gümrâh olaydı aşka” ile “destûr-i gayret” bağı kesinleştirilmez.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir güzel sevsem ki ben olmasa
Kadr-i âşık anlasa sâhib eziyyet olmasa
1Öyle bir güzel sevsem ki yabancılara minnet olmasa;
2Âşığın değerini anlasa, eziyet sahibi olmasa.
- 2
Gün gibi rûşen cemâli verse Yûsuf’tan nişan
Hem âlemde kıymet olmasa
1Gün gibi aydınlık yüzü Yusuf’tan işaret verse;
2Kavuşma malına bu dünyada bir fiyat olmasa.
Yüzün “gün gibi rûşen” oluşu ışık imgesini, Yusuf’tan “nişan” vermesi peygamberî güzellik ölçüsünü getirir. Kavuşmanın “metâ’” diye mala dönüşmesine rağmen fiyatının olmaması, vuslatı hem arzulanan değer hem para ile ölçülemez şey yapar.
- 3
Âşıka mihr ü vefâ yâda cefâ kılsa güzel
Hem tabîat anlasa hem keyfimi kılsa güzel
1Güzel, âşığa sevgi ve vefa, yabancıya cefa etse;
2Hem yaradılışı anlasa hem hâlimi hoş etse.
İdeal güzel davranışını kişiye göre ayırmalıdır: âşığa “mihr ü vefâ”, yabancıya cefa. İkinci dizedeki iki “güzel”den biri sıfat, diğeri sonuç zarfı gibi çalışır; yaradılışı anlamak ve konuşanın keyfini hoş etmek dış davranışla iç hâli bağlar.
- 4
Bir olsa güzel
Va’de-i vuslatte hiç ferdâya niyyet olmasa
1Kalender ve rind yaradılışlı, zamanın oğlu olsa güzel;
2Kavuşma vaadinde hiç yarına niyet etmese.
“Kalender rind meşreb” dünyaya bağlı olmayan, rahat ve hoşgörülü bir yaradılış ister; “ibn-i vakt” ise içinde bulunulan anı değerlendiren kişiyi gösterir. Böyle bir sevgili vuslat sözünü “ferdâ”ya bırakmaz, ideal aşkı ertelenmeyen şimdiki zamana yerleştirir.
- 5
Emrine râm olsalar hep bendeler âzâdeler
Her taraftan aşkına bir bir içeler bâdeler
1Kullar ve özgürler hep buyruğuna uysalar;
2Her yandan aşkına birer birer şarap içseler.
Bende ile âzâdenin aynı emre uyması sevgilinin gücünü toplumsal karşıtlıkların üstüne çıkarır. Aşkına “her taraftan” içilen badeler bu egemenliği meclis neşesine dönüştürür; “bir bir” kalabalığın içinde bireysel bağlılıkları görünür tutar.
- 6
Per yakar mıydı garib pervâne veş üftâdeler
Ol şem’inde şiddet olmasa
1Garip düşkünler pervane gibi kanat yakar mıydı;
2Gönül meclisinin o kandil mumunda şiddet olmasa?
Pervane gibi kanat yakmak düşkün âşıkların alışılmış kaderidir, ancak soru bunun mumdaki “şiddet” yüzünden olup olmadığını arar. “Çerâğ-ı bezm-i dil” gönlü aydınlatan sevgiliyi meclis kandiline çevirir; ışık hem çeker hem yakar.
- 7
İşbu pendim gevherin gûşunda et takın
Yâra meftûn olduğun ağyâra bildirme sakın
1Bu öğüdümün cevherini kulağında küpe et, tak;
2Sevgiliye tutulduğunu yabancılara sakın bildirme.
Öğüt “gevher”dir ve kulağa “mengûş”, yani küpe olarak takılır; değerli söz bedende taşınan süse dönüşür. İçeriği ise ihtiyatlıdır: yâre tutulmayı ağyâra bildirmemek, aşkın mahremiyetini rakibin müdahalesinden korur.
- 8
Ol perî sûret olunca gâhi bir rûha yakın
Ara yerde hiç rakîb-i olmasa
1O peri yüzlü bazen bir ruha yakın olunca;
2Arada şeytan yaratılışlı hiçbir rakip olmasa.
Peri suretli sevgilinin “bir rûha yakın” oluşu bedensel güzelliği manevi yakınlığa açar, fakat “gâhi” bunun süreksizliğini bildirir. Aradaki “dîv sîret” rakip peri ile şeytan karşıtlığını kurar; ideal buluşma ancak bu üçüncü kişi yoksa gerçekleşir.
- 9
Sanma bîhûde çeker sevdâyı bu dîvâne dil
Bir belâ kim sabrı müşkil ihtiyâr elde değil
1Bu divane gönlün sevdayı boş yere çektiğini sanma;
2Öyle bir beladır ki sabrı güç, irade elde değildir.
Gönül “dîvâne” olsa da sevdası “bîhûde” değildir; delilik anlamsızlıkla eşitlenmez. Aşk sabrı güç bir “belâ”dır ve “ihtiyâr elde değil” sözü seçme kudretinin kaybolduğunu açıklar; bağlılık ahlaki karardan önce irade dışı hâl olur.
- 10
Bağlamazdım ey Ömer gümrâh olaydı aşka bil
Dahi sevdiğim güzel olmasa
1Ey Ömer, ‘gümrâh olaydı aşka’ yüzeyiyle bağlanmazdım, bil [kişi/aşk bağı açık];
2Bir de sevdiğim güzelin “destûr-i gayret”i olmasa [terim bağı açık].
Mahlaslı kapanıştaki “gümrâh olaydı aşka” yüzeyi gümrâhlığın kişiye mi aşka mı bağlandığını kesinleştirmez; bu yüzden özne tahminle kapatılmaz. “Destûr-i gayret” de izin, kural veya onur düzeni ihtimalleriyle aparatlı bırakılır; açık sonuç yalnız bağlanmama şartıdır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.295 gövdesinde “Bağlamazdım ey Ömer gümrâh olaydı aşka bil” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n295-AC528A851607. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.295, PDF 244; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir güzeller şâhı gördüm ismini ihfâ okurÂşık Ömer · Şiir→
Açılış bir gerçek sevgiliyi değil “sevsem ki” koşuluyla tasarlanan ideal güzeli anlatır. İlk şart rakibe ya da yabancıya “minnet” bırakmamak, ikincisi âşığın “kadr”ini bilmektir; sevgi böylece güzellikten önce bağımsızlık ve eziyetsizlik ölçüsüyle tanımlanır.