Bir Hatıra
Bir gece boyunca süren dağınık bir sohbetin, konu aşka gelince kesilişini anlatan bir sone. Şiirin ilgisi söylenen sözde değil, söz bittikten sonra bakışların ve dudakların ele verdiğinde.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Senin de belki bu gün hatırındadır hâlâ:
Ne hoş geceydi o şeb ki kemâl-i safvetle,
O hepsi bin zemînde sohbetle,
Beş, altı saati birlikte eyledik...
1Belki bugün senin de hatırındadır hâlâ:
2ne hoş geceydi o gece ki tam bir saflıkla,
3hepsi birbiriyle bağlantısız bin konuda sohbetle,
4beş altı saati birlikte... yok ettik.
- 2
Masal, roman, tuvalet, mûsıkî: bütün bunlar
Musâhebâtımızın zemîni idi!...
Nasılsa sohbetimiz vardı aşk ü hüsne kadar:
Bu fıkra bahsimizin zeyl-i dilnişîni idi.
1Masal, roman, giyim kuşam, müzik: bütün bunlar
2sohbetlerimizin an be an değişen konusuydu!..
3Nasılsa konuşmamız aşka ve güzelliğe kadar geldi:
4bu bahis, konuşmamızın gönle hoş gelen bir ekiydi.
Konu listesi bilinçli olarak sıradan: masal, roman, tuvalet (giyim kuşam), mûsıkî. Bunların “dembedem”, her an değişen zeminler olması sohbetin dağınıklığını ölçüyor. Aşk bahsi ise “zeyl-i dilnişîn” — gönle hoş gelen bir ek — sayılıyor: asıl konu değil, dipnot.
- 3
Şu bahse dalmış idik, ben: cihânda sevdâsız
Nasıl nasıl yaşanır? »derken« «o! dedin bu yaman»
Hitâma erdi bütün bahsimiz... fakat, o zaman
Görürdü birbirine bakmayan nazarlarımız
1Şu bahse dalmıştık; ben: dünyada sevdasız
2nasıl yaşanır? derken, “ah! bu yaman” dedin —
3bütün konuşmamız sona erdi... fakat o zaman
4birbirine bakmayan bakışlarımız görürdü
Dörtlük konuşmanın nasıl bittiğini değil ne anda bittiğini anlatıyor. Kaynakta ikinci dizenin tırnak işaretleri yer değiştirmiş, bu yüzden hangi sözün kime ait olduğu bulanık kalıyor. Son dize şiirin asıl çelişkisini kuruyor: birbirine bakmayan bakışlar görüyor.
- 4
Senin dudakların üstünde -i da'vet
Benim dudaklarım üstünde -i niyyet!
1senin dudaklarında bir davet kızıllığı,
2benim dudaklarımda bir niyet titreyişi!
İki dize birebir simetrik: “senin dudakların” / “benim dudaklarım”, “sürhî” / “ra'şe”. Kızıllık ve titreme söylenmeyeni bedene devrediyor; sözün bittiği yerde renk ve hareket konuşuyor. Sone öpüşmeyi değil, öpüşmenin hemen öncesindeki ânı kilitleyerek kapanıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 162650 numaralı sürüm esas alındı; başlık ve imza satırı metne alınmadı. Onuncu dizede tırnak işaretleri kaynakta yer değiştirmiş hâlde dizilmiş (“»derken« «o! dedin bu yaman»”); düzeltilmeden korundu. On dört dize abba cdcd effe gg düzenine göre 4+4+4+2 olarak bölündü.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir mezâr üstünde bir mürg-ı şikeste şâhbâlCenab Şahabeddin · Sone→
Şiir bir hatırlatmayla açılıp muhatabını ilk dizede işin içine alıyor. Dörtlüğün asıl ağırlığı sonda: “imhâ” devrik biçimde en sona bırakılmış ve üç noktadan sonra düşüyor. Birlikte geçen saatler böylece güzel bir anı değil, öldürülmüş vakit olarak kayda geçiyor.