Bir Leb-i Şîrîne Gönül Düşürdüm
Âşık Ömer tatlı dudaklı güzele gönül verince gözyaşı başını aşar; gam kılıcı göğsünü, ayrılık gönül sarayını yıkar. Erenlere muradı sorar, fakat hâlini dinleyecek kimse bulamaz; gurbette gözyaşı seliyle nereye feryat edeceğini bilemez.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir gönül düşürdüm
Gözlerim yaşını
1Tatlı dudaklı bir güzele gönül verdim;
2gözyaşlarımı başımdan aşırdım.
- 2
Döner mi ateşim Ferhâd’e bilmem
Kalam mı bir ulu deryâde bilmem
1Ateşim Ferhat’ınkine döner mi, bilmem;
2büyük bir denizde kalır mıyım, bilmem.
Ferhat’ın aşk ateşi konuşanın acısı için efsanevi ölçüdür. Ardından ateş karşısına ulu deniz çıkar; âşık hangi unsurun içinde kalacağını bilmediğini söyleyerek yönsüzlüğünü büyütür.
- 3
sîneme açtı yarayı
Harâb oldu gitti gönül sarayı
1Gam kılıcı göğsümde yara açtı;
2gönül sarayı bütünüyle harap oldu.
Gam kesici bir kılıç, gönül ise yıkılan saraydır. Bedensel yara ile mimari yıkım aynı darbeye bağlanır; acı yalnız bir iz bırakmaz, iç düzenin tamamını çökertir.
- 4
Anın içün çağırırım karayı
Yine yüz tutar mı bilmem
1Bu yüzden karayı çağırırım [deyim bağı kapalı];
2yeniden mamur olur mu, bilmem.
“Karayı çağırmak” yüzeyinin neyi çağırdığı kesinleştirilmez; felaket ve yas çağrışımı korunur. Harap gönül sarayının yeniden âbâd olma ihtimali açık bir soruya bırakılır.
- 5
Eyi kötü geçer bilmem sor anı
Murad nedir sor anı
1İyi kötü nasıl geçer, bilmem; onu sor;
2muradın ne olduğunu erenlere sor.
Kişisel tecrübenin açıklayamadığı iyi-kötü geçişi, erenlerin bilgisine havale edilir. Murat sıradan istek olmaktan çıkar ve manevî rehberlerin açıklayabileceği hedefe dönüşür.
- 6
Bulamadım bir hatırım soranı
Hele ben ermedim murâda bilmem
1Hâlimi soran tek bir kişi bulamadım;
2ben henüz murada ermedim, ötesini bilmem.
Yalnızlık, hatır soracak kimsenin bulunmamasıyla somutlaşır. Konuşan bilgisinin sınırını kendi başarısızlığıyla çizer; erişmediği murat hakkında kesin öğreti sunmaz.
- 7
Demidir sîneme
Hâlim arzetmeğe kime varayım
1Göğsüme dağlar vurmanın zamanı mıdır?
2Hâlimi anlatmak için kime gideyim?
Dağ vurmak aşk yarasını bedende kalıcı işarete çevirmek demektir. İkinci soru toplumsal yalnızlığı yineler; yara açılabilir ama onu dinleyecek güvenilir kişi yoktur.
- 8
Gözlerim yaşını
Kalmışım gurbette piyâde bilmem
1Gözyaşımı toprağa karayım;
2gurbette yaya kalmışım, ne yapacağımı bilmem.
Gözyaşı toprağa karışarak beden ile gurbet zemini arasında bağ kurar. Piyade kalmak araçsız ve desteksizliği gösterir; konuşan hem yol hem yön bakımından çaresizdir.
- 9
Ömer çektiğimi elinden
Cevri çok bîvefâ dildâr elinden
1Ömer’in ayrılık yüzünden çektiklerini,
2çok cefa eden vefasız sevgili yüzünden çektiklerini...
Mahlaslı birim acının iki kaynağını aynı söz diziminde üst üste bindirir: hicran ve vefasız dildar. Cümle son birimdeki ibret ve feryat sorusuna açılır.
- 10
Gören ibret alır çeşmim selinden
Ben kime gideyim feryâde bilmem
1Gören, gözlerimin selinden ibret alır;
2ben feryat için kime gideyim, bilmem.
Gözyaşı seli artık yalnız özel acı değil başkalarının ders çıkaracağı görünür kanıttır. Buna rağmen yardım edecek kişi bulunmaz; şiir bilinmezlik ve yalnızlık sorusuyla kapanır.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği Ergun dizisi, görünür mahlas yüzeyi ve TEİS kamu otoritesiyle sınırlı olarak bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 75; tarama s. 144; 10 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Bir leb-i şîrîne gönül düşürdüm” ile başlar, “Ben kime gideyim feryâde bilmem” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Rûz ü şeb artmada âh ile zârım” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bu derd-i hasretin câna kârettiÂşık Ömer · Koşma→
Şeker dudaklı sevgiliye gönül düşürmek hemen taşan gözyaşıyla sonuçlanır. “Serden aşmak” suyun başı geçmesini ve derdin katlanılmaz sınıra ulaşmasını aynı anda anlatır.