Bu Derd-i Hasretin Câna Kâr Etti
Âşık Ömer hasretin canına işlediğini ve dile sığmadığını söyler. Gerçek dostu ararken sırrını açacak kimse bulamaz; cefa eden sevgiliye yine de uzun ömür diler, yüzünün mumuna pervane ve kapısındaki en aşağı kul olur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu derd-i hasretin câna
Nice gelmez lisâna
1Bu hasret derdi canıma işledi;
2nasıl açıklayayım, dile gelmiyor.
- 2
Ey benim ruhleri tâze civanım
Demâdem artmakta âh ü efganım
1Ey taze yanaklı genç sevgilim;
2ahım ve feryadım her an artıyor.
Taze yüz yaşam ve gençlik taşırken âşığın sesi giderek ağırlaşır. Sevgilinin canlılığı ile konuşanın yükselen iniltisi arasındaki karşıtlık hasretin tek taraflılığını gösterir.
- 3
Bulunmaz bu içinde
Hakîkî dost var mı cihan içinde
1Bu varlık ve mekân âlemi içinde bulunmaz;
2dünyada gerçek bir dost var mı?
İlk dize eksik yüklemiyle yokluğu geniş bir evrene yayar; sonraki soru aranan şeyin hakiki dost olduğunu açar. Böylece kişisel ayrılık güvenilecek kimsenin bulunmadığı varoluşsal yalnızlığa dönüşür.
- 4
Ne yahşiler gördüm yaman içinde
Kime sırr-ı nihânım
1Kötülerin arasında ne iyiler gördüm;
2gizli sırrımı kime açayım?
İyi ile kötü beklenmedik biçimde aynı çevrede bulunur, bu yüzden dış görünüş güvenilir ölçü değildir. Gizli sırrın muhatabı seçilemez; dost arayışı temkinli suskunluğa varır.
- 5
Ömrün ede cenâb-ı Hudâ
Nedir bu bendene cevr ile cefâ
1Yüce Tanrı ömrünü artırsın;
2bu kuluna neden eziyet ve cefa ediyorsun?
Şair kendisine cefa eden sevgili için yine de uzun ömür diler. Dua ile sitem aynı nefeste yer alır; bağlılık, görülen zarara rağmen sevgilinin iyiliğini istemekten vazgeçmez.
- 6
Cân ü baş ederdim yoluna fedâ
Benim ey kameti
1Canımı ve başımı yoluna feda ederdim,
2ey servi gibi yürüyen sevgilim.
Can ve baş bütünüyle teslim edilen en yüksek bedeldir. Servi benzetmesi yalnız uzun boyu değil salınarak yürüyüşü de anlatır; fedakârlık sevgilinin hareketli güzelliğine yönelir.
- 7
Cemâlin şem’inin
Gülzâr-ı hüsnünün dîvânesiyim
1Yüzünün mumunun pervanesiyim;
2güzellik gül bahçenin divanesiyim.
Yüz ışık saçan mum, âşık çevresinde yanmaya hazır pervanedir. İkinci dize mekânı gül bahçesine genişletir; delilik hem ışığa hem güzellik bahçesine duyulan çekime bağlanır.
- 8
Mahabbet meyinin mestânesiyim
Ey benim lebleri gonca dehânım
1Sevgi şarabının sarhoşuyum;
2ey gonca ağızlı sevgilim.
Sarhoşluk gerçek içkiden değil muhabbet meyinden doğar. Gonca ağız küçüklük, kapalılık ve tazelik taşır; hitap sevgilinin sözünü bekleyen âşığın mest hâlini incelikle tamamlar.
- 9
Beni şeydâ kılan zülfündür senin
Bu Ömer bir kulundur senin
1Beni çılgına çeviren senin saçındır;
2bu Ömer senin en aşağı kulundur.
Zülüf aklı dağıtan doğrudan güç olarak gösterilir. Mahlasla birlikte şair kendisini ednâ kul sayar; aşk deliliği toplumsal hiyerarşide isteyerek en aşağı konuma yerleşir.
- 10
Şâh-ı Mısır olsan yeridir senin
Kapunda yad etme şâh-ı cihânım
1Mısır’ın şahı olsan sana yaraşır;
2ey dünya şahım, kapında beni yabancı sayma.
Sevgilinin hükümdarlığı Mısır ölçeğinde meşru görülür ve ardından bütün dünyaya genişler. Son talep makam değil aidiyettir: Ömer kapıda unutulan yabancı olmak istemez.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği Ergun dizisi, görünür mahlas yüzeyi ve TEİS kamu otoritesiyle sınırlı olarak bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 91; tarama s. 150; 10 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Bu derd-i hasretin câna kâretti” ile başlar, “Kapunda yad etme şâh-ı cihânım” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Beni bana komaz aşk-ı cünûnun” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bu dersi hâce-i tâ mâsebaktanÂşık Ömer · Koşma→
Hasret dışarıdan dokunan bir üzüntü değil canın içine işleyen kalıcı etkidir. Şerh etme isteği vardır, ancak dil bu yoğunluğu taşıyamaz; şiir ifade edilemeyeni söylemeye çalışır.