Bir vakta erdi ki bizim günümüz
Beş dörtlük boyunca “belli değil” redifi bir düzenin dağılışını sayar: yiğit, dert, koyun, kurt, yazı. Ruhsatî'nin en sert toplumsal şiiri; şikâyet mecaza sığınmadan söylenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir vakta erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Her kes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belii değil
1Öyle bir zamana geldi ki günümüz,
2yiğit belli değil, mert belli değil.
3Herkes yarasına derman arıyor;
4ilaç belli değil, dert belli değil.
- 2
Fark eyledik âhır vaktın yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar gücü yettiğin
belli değil Kürt belli değil
1Ahir zamanın geldiğini fark ettik,
2merhametin çekilip göğe gittiğini.
3Gücü yeten, gücünün yettiğini soyar;
4papak belli değil, Kürt belli değil.
Dörtlük, dönemin kimlik adlarını birbirinden ayırt edilemez hâle gelmişlik şikâyeti içinde kullanır. ‘Papak’ ve ‘Kürt’ sözleri tarihsel konuşanın etnik sınıflandırma dilidir; katalog bu hiyerarşik söylemi bugünün yargısı olarak onaylamaz.
- 3
Adâlet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
1Adalet kalmadı, her yer zulüm doldu;
2bahar geçti, gülleri soldu.
3Dünyanın gidişi tuhaflaştı;
4koyun belli değil, kurt belli değil.
Dörtlüğün son dizesi bütün şiirin özeti sayılabilir. Kurdu koyundan ayıramamak, kurbanla failin karışması demek — Ruhsatî'nin toplum eleştirisi bu tek imgede toplanıyor.
- 4
Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor festen
yüz tuttu
Yayla belli değil yurt belli değil
1Başım kederden ve yastan ayılmıyor;
2âh ettikçe fesimden duman çıkıyor.
3Gül bahçesi meclisi yıkıntıya döndü;
4yayla belli değil, yurt belli değil.
Genel manzaradan kişisel hâle dönüş. Fesin dumanlanması, âhın bedende görünür hâle gelmesi; hem abartı hem çok somut bir görüntü.
- 5
bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Ruhsatî de dediğini bilmeyor
Yazı belli değil belli değil
1Çark bozulmuş, dünya düzelmiyor;
2yoksulun yüzü gülmüyor.
3Ruhsatî de ne dediğini bilmiyor;
4yazı belli değil, hat belli değil.
Mahlas dörtlüğü şairi de belirsizliğin içine katıyor: “dediğini bilmeyor”. Bu bir tevazu değil, tutarlı bir sonuç — her şeyin ayırt edilemez olduğu bir yerde konuşanın sözü de ayırt edilemez. Şiir kendi zeminini de çekerek bitiyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 138441 numaralı sürüm esas alındı. Sayfa numarası işareti alınmadı; kaynaktaki “belii” dizgisi olduğu gibi bırakıldı. Mahlas kaynakta büyük harflerle dizilmiş, burada normal yazımıyla verildi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiir bir zaman teşhisiyle açılıyor: “bir vakta erdi ki”. Sorun kişilerde değil, ayırt edilebilirliğin kendisinde. Herkes derman arıyor ama derdin ne olduğunu bilmiyor — kargaşanın en somut tarifi.