Bir zaman bu eşk-i çeşmim ben revân etsem gerek
Konuşan gözyaşını akıtmak, bülbül gibi feryat etmek, susup gizli ağlamak ve gezilerden destan kurmak arasında değişir. Mecnun gibi çöle gider, iç derdi dünyaya yayılır; gönlü Leylalara yönelir ve Anka gibi Kaf’ı yurt edinir. Aşk şahbazının uçuşu ve gülşen bülbülünün nazı ardından kaynakta kapalı “ığmâz” yüzeyi korunur; sıkıntı boyu kemana çevirir. Sonunda Ömer dünyayı dolaşmış, aşk hâli kötüleşmiş ve adını izini ölçüsüz/belirsiz kılmayı düşünmüştür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir zaman bu ben revân etsem gerek
Bir zaman bülbül gibi âh ü figan etsem gerek
1Bir zaman bu gözyaşımı akıtmam gerek;
2Bir zaman bülbül gibi ah edip feryat etmem gerek.
- 2
Bir zaman olup etsem gerek
Bir zaman geşt ü güzardan dâstân etsem gerek
1Bir zaman susup gizlice ağlamam gerek;
2Bir zaman gezip dolaşmadan destan kurmam gerek.
“Hâmûş” sessizliktir, fakat bu sessizlik içinde “zâr-ı nihân” gizli ağlayış sürer; ses yokluğu acı yokluğu değildir. Geşt ü güzardan destan yapmak bireysel dolaşmayı anlatılacak uzun yol hikâyesine dönüştürür.
- 3
Bir zaman Mecnun gibi saldım seri sahrâlara
Bir zaman fâş olup dünyâlara
1Bir zaman Mecnun gibi başımı çöllere saldım;
2Bir zaman iç derdim dünyalara açıldı.
Mecnun gibi başı sahraya salmak aklın ve toplumsal merkezin terkidir. Derd-i derunun dünyalara fâş olması iç ile dış ölçeği tersine çevirir; saklı yara, gezgin delilik sayesinde herkesçe bilinen habere dönüşür.
- 4
Bir zaman dîvâne gönlüm meyledip Leylâlara
Bir zaman anka gibi etsem gerek
1Bir zaman divane gönlüm Leylalara yöneldi;
2Bir zaman Anka gibi Kaf’ı yurt edinmem gerek.
Divane gönül çoğul “Leylâlar”a meyleder; özel efsane tipi güzeller sınıfına genişler. Anka gibi Kaf’ı mekân edinmek ise erişilmez dağa çekilmektir, çoklu arzu ile tek ve uzak sığınak arasında gerilim kurulur.
- 5
Bir zaman öyle pervâz eyledi
Bir zaman gülşende bülbül zâr ile nâz eyledi
1Bir zaman aşk şahbazım öyle uçuş yaptı;
2Bir zaman gül bahçesinde bülbül ağlayarak naz etti.
Aşk “şehbâz”, güçlü avcı kuş olarak yüksek pervaz yapar; gönlün enerjisi göğe yükselir. Gülşendeki bülbül ise zar ile naz eder, yükselişin ardından bahçe içindeki sesli ve kırılgan aşk rolü gelir.
- 6
Bir zaman mecliste görüp yârı ığmâz eyledi
Bir zaman mihnet çeküp etsem gerek
1Bir zaman mecliste sevgiliyi görüp “ığmâz” etti [yüzey kapalı];
2Bir zaman sıkıntı çekip boyumu keman etmem gerek.
Kaynaktaki “ığmâz” görünür fakat anlam ve yüklem bağı kapalı yüzeydir; onu göz yumma veya başka fiile sessizce çevirmek tahmin etmeme ilkesini bozar. Açık olan mihnetin kaddi keman gibi büktüğüdür.
- 7
Bir zaman hâl-i hayâlim aşkile oldu beter
Bir zaman maksûdu şâhım sîneye çektim yeter
1Bir zaman hayalimin hâli aşkla daha kötü oldu;
2Bir zaman amaç olan şahımı göğsüme çektim, yeter.
Aşkla hâl-i hayalin “beter” olması zihin görüntülerinin giderek bozulduğunu söyler. Maksut şahı sineye çekmek arzulanan kişiyi göğüste yakınlaştırır; “yeter” bu erişimin doyum mu sınır mı olduğunu açık bırakır.
- 8
Bir zaman Âşık Ömer gezdim cihânı sertaser
Bir zaman bîmizân etsem gerek
1Bir zaman Âşık Ömer dünyayı baştan başa gezdim;
2Bir zaman adımı ve izimi ölçüsüz/belirsiz etmem gerek.
Mahlasla birlikte dünyayı “sertaser” gezme, yaşamı bütün coğrafyaya yayar. Buna karşı ad ve nişanı “bîmizân” etmek ölçüsüzlük veya belirsizlik taşır; gezgin şöhret sonunda kimlik izini silme ihtimaline döner.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.348 gövdesinde “Bir zaman Âşık Ömer gezdim cihânı sertaser” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.348, PDF 280; 8 iki dizelik birim/16 dize. Kaynak aparatı: dize 11 “ığmâz”: SOURCE_VISIBLE_ODD_SURFACE_PRESERVED_NO_GUESS Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gözyaşını “revân” etmek akışı bilinçli eylem gibi kurar; ardından bülbülce ah ve figan gelir. Bir zaman su, başka zaman ses öne çıkar; tekrar kalıbı acının aynı biçimde değil değişen kanallarla sürdüğünü gösterir.