Bir zaman çeşmim yaşın bir çağlar âb etsem gerek
Konuşan gözyaşını çağlayan suya, bağrın kanlı suyunu hesaba, beden dağını değirmene çevireceğini söyler. Yalnızlık hırkası ve dünyayı dolaşma ardından göğün üstünden yerin altına geçiş düşünülür. Kaçırılan fırsat, suç, unutma ve utanma muhasebesi ölümü hazırlar. Kefen, Münker-Nekir’e cevap, amelleri kesin bilgiyle görme ve fiilleri sayma sıralanır. Ömer son kıtada murat yayını kurup fetih okunu attıktan sonra gözyaşını sevgilinin yol toprağına katar ve bedenini toprak içinde toprak eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir zaman çeşmim yaşın bir etsem gerek
Bir zaman hisâb etsem gerek
1Bir zaman gözyaşımı çağlayan su etmem gerek;
2Bir zaman bağrımın kanlı suyunu hesaplamam gerek.
- 2
Bir zaman çarpâre çeşminden dolâb etsem gerek
Bir zaman âsiyâb etsem gerek
1Bir zaman dört parçalı gözümden dolap yapmam gerek;
2Bir zaman beden dağımı değirmen etmem gerek.
“Çarpâre çeşm” gözün dört parçaya ayrılmış yaralı görüntüsünü verir, bundan dolap kurulması su hareketini mekanikleştirir. Beden “kûh”, dağdır; değirmene çevrilince acı hem suyu hem öğütülen büyük yapıyı üretir.
- 3
Bir zaman uzlette çekmiş ser
Bir zaman geşteyleyüp gezdim cihânı serteser
1Bir zaman yalnızlıkta yün hırkayı başıma çekmişim;
2Bir zaman dolaşıp dünyayı baştan başa gezdim.
Uzlet yün “peşmîne” hırkayı başa çekmekle bedensel ve dervişçe kapanış kazanır. Buna karşı dünyayı “serteser” gezmek bütünüyle açık harekettir; bir zaman içe çekilme, başka zaman sınırsız dolaşma yaşanır.
- 4
Bir zaman etmiş iken sakf-ı semâyı cilveger
Bir zaman irtikâb etsem gerek
1Bir zaman gök kubbeyi görünür kılmışken;
2Bir zaman yerin altına girmem gerek.
Gök tavanını “cilveger” etmek yüksekte görünürlük ve gösteri taşır. Ardından yerin altını “irtikâb” etmek mezara girişi düşündürür; kişi en yüksek sahneden en aşağı, kapalı mekâna ineceğini kabul eder.
- 5
Bir zaman hoş gün gibi geldi cihânın mihneti
Bir zaman sehvile fevtettim geçirdim fırsatı
1Bir zaman dünyanın sıkıntısı güzel gün gibi geldi;
2Bir zaman yanılarak fırsatı kaçırıp geçirdim.
Cihan mihnetinin güzel gün gibi gelmesi acının bir dönem kolay veya çekici algılandığını gösterir. Fırsat “sehv ile” kaçırılmıştır; bilinçli ret değil yanılma, geçmiş zamanın geri alınamaz kaybını doğurur.
- 6
Bir zaman cürmüm bilüp çeksem gerektir hacleti
Bir zaman gördükte nisyânım hicâb etsem gerek
1Bir zaman suçumu bilip utanç çekmem gerekir;
2Bir zaman unutuşumu görünce utanmam gerek.
Cürmü bilmek “haclet” yani utanç çekmeyi gerektirir; ahlaki muhasebe bilgiyle başlar. Nisyânı görmek ikinci bir hicap üretir, kişinin yalnız yaptığı suçtan değil unuttuğu sorumluluklardan da utanacağını söyler.
- 7
Bir zaman cismim kefenlerle kılup serpây zeyn
Bir zaman versem gerek ben de
1Bir zaman bedenimi baştan ayağa kefenlerle süsleyip;
2Bir zaman Münker ve Nekir’e cevap vermem gerek.
Kefen bedeni “serpây” baştan ayağa sarar ve ölüm giysisi ironik biçimde zînet sayılır. Münker ve Nekir’e cevap kabir sorgusudur; dış süsün hemen ardından sözlü hesap verme görevi gelir.
- 8
Bir zaman a’mâlimi görsem gerek
Bir zaman ef’âlimi bir bir hisâb etsem gerek
1Bir zaman amellerimi kesin bilgiyle görmem gerek;
2Bir zaman fiillerimi bir bir hesaplamam gerek.
Ameller “ilm-el-yakîn”, kesin bilgi düzeyinde görülecektir; dünyadaki belirsizlik kalkar. Ef’alin bir bir hesabı toplu yargı yerine her davranışın ayrı kaydını gerektirir, şiirin tekrarları sayım ritmi kazanır.
- 9
Bir zaman Âşık Ömer maksûdumun yayın çatup
Bir zaman tîr-i fütûhâtın murâdı üzre atup
1Bir zaman Âşık Ömer muradımın yayını kurup;
2Bir zaman fetih okunu isteğim yönünde atıp.
Ömer “maksûd” yayını çatıp fetih okunu muradı üzere atar; ölüm öncesi son etkinlik irade ve hedef imgesidir. Aşk, savaş ve dua aynı okçuluk düzeninde birleşir; sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği söylenmez.
- 10
Bir zaman gözyaşların hâk-i reh-i yâre katup
Bir zaman cismim etsem gerek
1Bir zaman gözyaşını sevgilinin yol toprağına katıp;
2Bir zaman bedenimi toprak içinde toprak etmem gerek.
Gözyaşı “hâk-i reh-i yâr”a karışarak sevgilinin yolunu ıslatır; kişisel sıvı kutsanan toprağa döner. Bedenin “türâb ender türâb” olması, toprağın içinde yeniden topraklaşmayı katmerli ve kesin son yapar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.347 gövdesinde “Bir zaman Âşık Ömer maksûdumun yayın çatup” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n347-D4FDCBCDB5D1. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.347, PDF 279–280; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gözyaşı “çağlar âb” yapılarak küçük damladan gür suya büyütülür. Bağrın “hûnâbe”si kanlı iç sıvıdır ve hesaplanması istenir; dış akış ile iç yara aynı gelecek muhasebesinin iki maddesi olur.