Biri Biriyle Müjgân Safları Gavgâya Girmişdir
Kirpik saflarını savaşa, gamzeyi arabulucuya; inciyi sadeften çıkan gümüş bedenli güzele ve aynadaki yansımayı cam içine girmiş periye benzeten gazel, Nedîm'in eşsiz efendisinin meclisindeki sevincini anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Biri biriyle safları gavgâya girmişdir
gûyâ sulh içün araya girmişdir
1Kirpik safları birbirleriyle kavgaya girmiş;
2gamzeli bakış sanki barış için araya girmiş.
- 2
İşitdim dür sadef pîrâhenin çâk eyleyüp çıkmış
Meğer ol dil-ber-i deryâya girmişdir
1İncinin sedef gömleğini yırtıp çıktığını duydum;
2meğer o gümüş bedenli güzel denize girmiş.
Bu beyit bir söylentiyle açılır ve tersine yürüyen bir çıkarım kurar: inci sedef gömleğini yırtıp çıkmışsa, demek ki denize gümüş bedenli biri girmiştir. Sonuçtan sebebe giden bu akıl yürütme sevgiliyi hiç göstermeden, yalnız yol açtığı telaşla anlatır.
- 3
Dediler şehr-i içinde ‘işve sûkunda
O tâcir-beççe bir dükkân-ı istiğnâya girmişdir
1Naz şehrinde, cilve çarşısında dediler ki
2o genç tacir, ihtiyaçsızlık dükkânına girmiş.
Üçüncü beyit sahneyi ticarete taşır ve iki uydurma yer adı kurar: naz şehri ve cilve çarşısı. Genç tacirin girdiği dükkân ise hiçbir şey satmayan “istiğnâ” dükkânıdır. Alışverişin olduğu bir yerde yüz vermemenin dükkân açması, erişilmezliği bir meslek gibi gösterir.
- 4
Temâşâ eyleyüp âyîne içre ‘aks-i ruhsârın
Kıyâs etdim perîdir sihr ile mînâya girmişdir
1Aynada yanağının yansımasını seyredince
2onu büyüyle camın içine girmiş bir peri sandım.
Dördüncü beyit yansımayı yanlış anlamayı ciddiye alır: aynadaki yüz gerçek sanılır ve peri, büyüyle camın içine kapatılmış varsayılır. “Kıyâs etdim” sözü bunu bir hayal değil, mantıklı bir sonuç gibi sunar; yanılgının kendisi böylece güzelliğin kanıtına dönüşür.
- 5
Fürûğu kûhsâr-ı âheni âb eylemek mümkin
Ol âteş kim hayâlinle dil-i şeydâya girmişdir
1Onun ışığının demir dağını eritmesi mümkündür;
2çünkü hayalinle çılgın gönle o ateş girmiştir.
Beşinci beyit gönüldeki ateşin gücünü ölçmek için imkânsız bir iş seçer: demir dağı eritmek. Ölçüt sıcaklık değil, sevgilinin ışığıdır. Ateşin gönle kendi başına değil “hayâlinle” girmesi, yakıcı olanın sevgilinin kendisi değil onun zihindeki sureti olduğunu söyler.
- 6
Bugün pek ser-fırâz u şâd-mân gördüm Nedîmâyı
Meğer kim meclis-i mahdûm-ı bî-hemtâya girmişdir
1Bugün Nedîm'i pek başı dik ve sevinçli gördüm;
2meğer eşsiz efendisinin meclisine girmiş.
Makta şairi üçüncü kişi gibi dışarıdan gösterir: bugün başı dik ve sevinçli görünmektedir. Sebep yine “meğer” ile gelir ve öznel değil toplumsaldır — eşsiz sayılan bir efendinin meclisine kabul edilmiştir. Gazelin bütün girişleri böylece bir davetle tamamlanır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.0e79792e-13b1-4a31-b154-3594bf9104c1:g30-pdf395. Ana açık edisyon G30'i basılı s.380/PDF 395'de 6 beyit, basılı ölçü adı, mahlaslı makta ve G33/PDF 395 sınırıyla verir. dize sırası korunur. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cefâ-yi tâli‘-i nâ-sâzkârı benden sorNedîm · Gazel→
Matla yüzü bir savaş alanına çevirir: kirpikler karşılıklı dizilmiş saflardır. İkinci dizede araya giren bakış barış elçisi rolünü üstlenir, ama gamzeli olduğu için tarafsız değildir. Barış getirmesi beklenen unsurun kendisi de bir silah olduğundan çatışma çözülmez, yalnız biçim değiştirir.