Bizi yoktan var eden Sübhân’ı ben bilmez miyim
Şiir Tanrı’yı, ilk halifeleri ve mezhep imamını bildiğini söyleyen bir inanç beyanıyla açılır. Âdem, İbrahim, Hamza, Ali, Hasan ve Hüseyin anılır; Hacı Bektaş ziyareti ile şeytanın saptırması karşı karşıya getirilir. Âşık Ömer son bölümde Musa’ya hitabı, güneşi ve dört kutsal kitabı sayarak Kur’an’ı bildiğini vurgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bizi yoktan var eden ’ı ben bilmez miyim
Hem Ebû Bekr ü Ömer Osmân’ı ben bilmez miyim
1Bizi yoktan var eden yüce Tanrı’yı bilmez miyim?
2Ebubekir’i, Ömer’i ve Osman’ı bilmez miyim?
- 2
Evveli Âdem değil mi aslımız
Mezhebimdir ’ı ben bilmez miyim
1İlk atamız Tanrı’nın seçkin kulu Âdem değil mi?
2Mezhebimin imamı Hazret-i Numan’ı bilmez miyim?
Âdem ilk ata, Numan ise mezhep imamı olarak kimlik zincirine eklenir. Şiir soy başlangıcıyla mezhebi aidiyeti aynı beyitte buluşturur; kişinin nereden geldiği ve hangi yorum geleneğine bağlı olduğu birlikte belirtilir.
- 3
Cümle nâsı bir avuç hakten yarattı Yaradan
Hazret-i İbrâhim’e gör âteşi gülzâr eden
1Yaradan bütün insanları bir avuç topraktan yarattı.
2Hazret-i İbrahim için ateşi nasıl gül bahçesine çevirdiğini gör.
İnsanların bir avuç topraktan yaratılması ortak kökeni öne çıkarır. İbrahim’e ateşin gül bahçesi kılınması, Tanrı kudretinin zarar veren unsuru esenliğe çevirebildiğini gösteren açık bir mucize örneğidir.
- 4
Hak Taâlâ cümlemiz halk eyledi dört pâreden
Cümlenin ma’lûmu ol sultânı ben bilmez miyim
1Yüce Tanrı hepimizi dört parçadan yarattı.
2Herkesin bildiği o sultanı ben bilmez miyim?
Dört parçadan yaratılma sözü dört unsur anlayışını çağırır. ‘O sultan’ ifadesinin tam göndergesi beyit yüzeyinde kesin değildir; güvenli okuma, yaratılışın herkesçe bilinen ilahî sahibine yönelen saygıyı korur.
- 5
Fahr-i âlem hak resuldür dü cihânın serveri
Hazret-i Hamza değil mi âlemin gerçek eri
1Âlemlerin övüncü gerçek elçidir, iki dünyanın önderidir.
2Hazret-i Hamza dünyanın gerçek yiğidi değil mi?
Peygamber iki dünyanın önderi, Hamza ise gerçek yiğit olarak anılır. Manevi rehberlik ile savaşçı cesaret yan yana gelir; din tarihinin farklı erdemleri aynı bilme ve tanıma zincirine katılır.
- 6
Hazret-i Ali’yi gör kim erlerin şîr-i neri
Ol olan Arslan’ı ben bilmez miyim
1Hazret-i Ali, yiğitlerin en güçlü aslanıdır.
2Tanrı’nın Aslanı olan o kahramanı ben bilmez miyim?
Ali için aslan benzetmesi iki kez güçlendirilir. Yiğitlerin en güçlü aslanı ve Tanrı’nın Aslanı unvanları, fiziksel cesareti manevi yakınlıkla birleştirir; soru biçimi bu tanımayı tartışmasız kabul eder.
- 7
İmam Hasen hem Hüseyin ’da oldu şehid(?)
Hacı Bektaş’ı ziyâret edeler her mâh u îd
1İmam Hasan ile Hüseyin Kerbelâ’da şehit oldu; baskıdaki soru işareti korunur.
2Hacı Bektaş’ı her ay ve bayramda ziyaret etsinler.
Hasan ile Hüseyin’in Kerbelâ şehitliği, metindeki belirsizlik işareti korunarak aktarılır. Hacı Bektaş ziyaretinin ay ve bayramlarla anılması, tarihsel acıyı yaşayan ziyaret ve anma pratiğine bağlar.
- 8
Âdeme cennetten iğvâ verüp oldu nâümîd
Bunca nâsı azdıran Şeytân’ı ben bilmez miyim
1Âdem’i cennette kandırıp umutsuz bıraktı.
2Bunca insanı yoldan çıkaran şeytanı ben bilmez miyim?
Şeytanın Âdem’i kandırması, insanlığın ortak saptırılma hikâyesi olur. Tanrı’yı ve velileri bildiğini söyleyen özne, kötülüğün kaynağını da tanır; bilgi yalnız kutsal kişileri saymakla sınırlı kalmaz.
- 9
Der Ömer bûy-i Kelîmullâh’a gelürdü hitab
Âlemi nurla münevver kılur idi âftâb
1Ömer der: Tanrı’nın Musa’ya hitabının kokusu gelirdi.
2Güneş âlemi nurla aydınlatırdı.
Musa’ya gelen hitabın kokusu şiirsel bir duyumla anlatılır; güneş de âlemi aydınlatan nur olur. İlahi söz ile doğal ışık aynı beyitte birleşerek vahiy ve görünür aydınlığı yan yana getirir.
- 10
Biri İncil biri Tevrat biri Zebur dört kitab
Hak Muhammed’e inen ’ı ben bilmez miyim
1Biri İncil, biri Tevrat, biri Zebur; bunlar dört kitaptandır.
2Tanrı’nın Muhammed’e indirdiği Kur’an’ı ben bilmez miyim?
İncil, Tevrat ve Zebur sayıldıktan sonra dördüncü kitap Kur’an olarak tamamlanır. Muhammed’e indirilen Furkan adı, doğruyla yanlışı ayırma niteliğini taşır; şiir baştaki bilme sorusunu kutsal kitaplarla kapatır.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “Der Ömer bûy-i Kelîmullâh’a gelürdü hitab”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 421 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Böyle yüksek uçma şahin bakışlımÂşık Ömer · Sitem koşması→
Tekrarlanan ‘bilmez miyim’ sorusu bilgisizlik ihtimalini reddeden güçlü bir inanç beyanıdır. Tanrı’nın yaratışı ilk üç halifeyle yan yana anılır; söyleyen özne hem yaratıcıyı hem tarihsel din büyüklerini tanıdığını bildirir.