Bu Şeb Tahrîr-i Vasf-ı Çîn-i Zülf-i Dil-rübâ Geçdi
Kalemin sevgilinin saç kıvrımını yazarken misk ve tel benzetmelerinde zorlanmasını, ömrün geçişini, rakibin öne çıkışını ve mecliste riyanın çözülmesini anlatan gazel.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu şeb tahrîr-i vasf-ı -i dil-rübâ geçdi
İdüp teşbîh müşke tel kırdı hatâ geçdi
1Bu gece gönül çelen sevgilinin saç kıvrımının tasviri yazıya geçti;
2kalem onu miske benzetip tel kırdı, hata da geçip gitti.
- 2
Geçer ‘ömr-i şitâbânım gibi yâr uğramaz bezme
Rakîb-i har bizi ol nâzenîne gâlibâ geçdi
1Hızla geçen ömrüm gibi geçer; sevgili meclise uğramaz;
2eşek rakip, o nazlı güzele ulaşmada galiba bizi geçti.
Redif iki ayrı anlamda çalışır: ömür geçer, rakip ise bizi geçer. Zamanın akışı ile yarıştaki kaybediş aynı fiile bindirilir. Sevgilinin meclise uğramaması, gecikmenin yalnız duygusal değil sıralamayla ilgili bir kayıp olduğunu gösterir.
- 3
Yine başka letâfet oldı peydâ gülde sünbülde
Meger gül-zârdan bû-yı latîf-i dil-rübâ geçdi
1Gülde ve sümbülde yine başka bir incelik ortaya çıktı;
2meğer bahçeden sevgilinin hoş kokusu geçmiş.
Bahçedeki değişim bir bilmece gibi sunulur, çözümü ikinci dizede verilir: oradan sevgili geçmiştir. Geçiş görülmez, yalnız kokuyla ve güzelleşmeyle anlaşılır. Beyit sevgiliyi görüntü olarak değil, geride bıraktığı etki olarak kaydeder.
- 4
Gehî bir -ı cân-bahşa bin niyâz itdim
Hele ol pâdişâh-ı mülk-i nâza bir recâ geçdi
1Bazen can bağışlayan bir ayak öpücüğü için bin kez yalvardım;
2nihayet naz ülkesinin padişahına bir rica ulaştı.
Sayılar beytin dengesini kurar: bin yalvarışa karşılık tek bir ricanın ulaşması. ‘Geçdi’ burada kabul değil, yalnızca iletilme anlamındadır. Naz bir ülke, sevgili onun padişahı sayılınca sahne bütünüyle dilekçe verme usulüne bağlanır.
- 5
Görünce ol büt-i tannâzı mest-i nâz meclîsde
Bir iki câm-ile zâhid riyâdan ibtidâ geçdi
1Zahit, mecliste naz sarhoşu o cilveli güzeli görünce
2zahit bir iki kadehle ilkin riyadan geçti.
Zahidin dönüşümü hızlı ve ucuzdur: bir iki kadeh yeter. ‘İbtidâ’ sözcüğü bunun daha başlangıç olduğunu söyler, yani riyadan vazgeçiş henüz yeni başlamıştır. Beyit ikiyüzlülüğü suçlamak yerine ne kadar kolay çözüldüğünü göstererek küçültür.
- 6
Degildir dûd-ı âhım toz kopardı ol
O dem kim cânıma bî-gân-ı hecri Râsimâ geçdi
1Bu, ahımın dumanı değildir; o yay kaş toz kopardı
2ey Râsim, ayrılığının yabancılığı canımdan geçtiği anda.
Makta bir yanlış anlamayı düzeltir gibi başlar: görünen şey ahın dumanı değil, kaşın kaldırdığı tozdur. Yay kaş bir silah sayıldığı için toz da bir çarpışma izidir. Redif son kez söylenir, ama bu kez geçen şey cana saplanan ayrılıktır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:g34-pdf209-210. Ana açık edisyon G34'i basılı s.196–197/PDF 209–210'de 6 beyit, basılı ölçü satırı ve G35/PDF 210 sınırıyla verir. Ana “müşke” ve bütün redifler korunmuştur; Y “miske” ve İ'nin redif eksikleri gövdeye taşınmadı. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bu ‘ünvânü'ş-şeref nâmında nüshaEğrikapılı Mehmed Râsim · Tarih→
Gazel yazma anını konu edinir: gece boyunca saç kıvrımının tasviri yazıya geçmiştir. İkinci dize kalemi bir zanaat aleti gibi gösterir — miske benzetirken ‘tel kırar’. Yazmak burada ilham değil, hata payı bulunan bir el işi olarak anılır.