Bu Vücûd Şehrini Ta‘mîr Eyledi Mi‘mâr-ı Aşk
Şiir, aşkı varlık şehrini onaran mimar, kalbi gül bahçesine çeviren pîr himmeti ve görünen yüz olarak anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu vücûd şehrini ta‘mîr eyledi
Hem göñül levhine tasvîr eyledi -ı aşk
1Aşk mimarı bu varlık şehrini onardı;
2aşkın yüzünü gönül levhasına resmetti.
- 2
Bülbül-i dil nagme eylerse aceb mi zâhidâ
Bâg-ı kalbim himmet-i pîr eyledi -ı aşk
1Ey zahit, gönül bülbülü ezgi söylerse şaşılır mı?
2Pîrin himmeti kalp bahçemi aşk gül bahçesi yaptı.
Pîr himmeti kalp bahçesini aşk güllüğüne çevirince gönül bülbülünün ötmesi doğal sonuç olur. “Zâhidâ” hitabı beytin muhatabını değiştirir; savunma, ötüşü gereksiz bulan bir bakışa karşı yapılır.
- 3
Nâle vü efgân-ile feryâdıma dahl eyledi
Bu dil-i mecrûha tesîr eyledi âsâr-ı aşk
1İnleyiş ve feryadıma karıştı;
2aşkın izleri bu yaralı gönlü etkiledi.
Aşkın izleri inilti ve feryada karışıp yaralı gönlü etkiler; keder, kaynağı tanınan manevî yaraya dönüşür. “Dahl eyledi” fiili aşkı davetsiz bir müdahil yapar; feryat konuşanın kendi sesiyken araya giren başkasıdır.
- 4
Cezbe-i Hak yâr-ı gârımdır benim leyl ü nehâr
Hân-gâh-ı dilde tezkîr eyledi ezkâr-ı aşk
1Hakk'ın çekimi gece gündüz mağara arkadaşım oldu;
2gönül dergâhında aşk zikirlerini hatırlattı.
Hakk'ın çekimi mağara arkadaşı gibi yakın durur ve gönül dergâhında aşk zikirlerini sürekli hatırlatır. “Yâr-ı gâr” tamlaması hicret hatırasını çağırır; cezbe böylece ani bir coşku değil, yol boyunca yanı başında duran bir yoldaş sayılır.
- 5
Zikr-i Hak mir’ât-ı kalbe dâ’imâ virir cilâ
Anun-içün hüsnün izhâr eyledi dîdâr-ı aşk
1Hakk'ın zikri kalp aynasını sürekli parlatır;
2bu yüzden aşkın yüzü güzelliğini gösterdi.
Zikir kalp aynasını cilalayınca aşkın yüzü güzelliğini gösterir; temiz yüzey didârın görünme koşuludur. İlk beyitte gönül bir levha, burada bir aynadır; ikisi de yüzey imgesidir ama biri üzerine çizilen, öteki yansıtandır.
- 6
Fahrîyâ itdün teşebbüs bir azîz-i kâmile
Hamdü-li’llâh saña takrîr eyledi -ı aşk
1Ey Fahrî, olgun bir azize bağlandın;
2Allah'a şükür, o sana aşkın hâllerini açıkladı.
Fahrî olgun bir azize bağlanıp aşk hâllerini öğrenmiştir; dönüşüm kaynaksız ilhama değil rehber öğretimine dayanır. “Teşebbüs itmek” girişim anlamı taşır; şiir bağlanmayı kişinin kendi attığı ilk adım sayar, gerisini “takrîr”e, yani anlatılana bırakır.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf131-132-printed122-123-n73. Bu görüntü aralığında 73 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 12 dizedir; basılı aruz satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cümlemizün ol mu‘îni Yâ Kerîm ü Yâ HafîzMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Aşk mimarı varlık şehrini onarır ve yüzünü gönül levhasına resmeder; beden ile kalp aynı yaratıcı güççe biçimlenir. “Ta‘mîr” sözü bedeni yeni yapılmış değil onarılmış sayar; şiirin başlangıç varsayımı, varlığın önceden yıkık olduğudur.