Bu Vücûdum Teslim Olsun Eline İbrâhim’in
Şair bedenini, canını ve başını İbrahim’e teslim eder; Mecnun gibi kırları dolaşsa da sevgilinin tek saç teline zarar vermediğini vurgular. Gül, sümbül ve bülbül imgeleriyle güzelliği över, kıyamete kadar kul kalmayı ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu vücûdum teslim olsun eline İbrâhim’in
Cân ile başım fedâdır yoluna İbrâhim’in
1Bu bedenim İbrahim’in eline teslim olsun.
2Canım da başım da İbrahim’in yoluna feda olsun.
- 2
Ağlarım gezerim Mecnun gibi
Bir zararım değmedi bir teline İbrâhim’in
1Kırdan kıra ağlayarak Mecnun gibi dolaşırım.
2İbrahim’in tek bir saç teline bile zarar vermedim.
Mecnun gibi kırdan kıra dolaşma aklın ve yerleşik hayatın kaybıdır. Şair buna rağmen sevgilinin bir saç teline zarar vermediğini belirtir; kendi perişanlığı ile İbrahim’e gösterdiği kusursuz özen karşılaştırılır.
- 3
Sîm-i pâkinde efendim benlerin gibi
Kokusu anber midir sünbül gibi
1Efendim, temiz yüzündeki benler karabiber taneleri gibidir.
2Saçlarının kokusu amber mi, yoksa sümbül mü?
Yüzdeki benlerin karabibere, saç kokusunun amber ve sümbüle benzetilmesi sevgiliyi renk ve kokuyla kurar. Soru biçimi tek bir kokuyu seçemez; İbrahim’in saçı iki değerli rayihayı aynı anda aşar.
- 4
Rûz ü şeb âh eylemektir işimiz bülbül gibi
Bâğ-ı hüsnünde açılan gülüne İbrâhim’in
1Gece gündüz bülbül gibi ah etmek bizim işimizdir.
2İbrahim’in güzellik bağında açan gülüne tutulduk.
Bülbül gibi gece gündüz ah etmek aşkın kesintisiz işidir. Güzellik bağı içindeki gül İbrahim’in kendisini temsil eder; şairin sesi bahçedeki bülbülün ötüşüne, yanışı da doğal bir mevsime dönüşür.
- 5
Gel yeter cevreyledin ey lâ’l-i mercânım benim
Okunur bu dinle sultânım benim
1Ey mercan dudaklım, gel; yeterince eziyet ettin.
2Bu dilekçem okunuyor; dinle beni sultanım.
Mercan dudaklı sevgiliye “yeter” denmesi, şiirdeki ilk açık sınır talebidir. Ardından arzuhal imgesi gelir; şair duygusunu sultana sunulan resmî dilekçe gibi düzenleyerek merhamet bekler.
- 6
Bir teveccüh almak içün çekinür cânım benim
Çok mürüvvettir sarılmak beline İbrâhim’in
1Tek bir yakınlık görmek için canım çekiniyor.
2İbrahim’in beline sarılmak büyük bir iyilik olur.
Tek bir teveccüh için canın çekinmesi, sevgilinin büyüklüğü karşısındaki ürkekliği gösterir. Bele sarılmak basit bir yakınlık değil “mürüvvet”, yani büyük bir iyilik sayılır; bedensel temas bağış düzeyine yükselir.
- 7
Bu kulun Âşık Ömer’den gel dirîğ etme selâm
Tâ kıyâmet haşrolunca ben olam sana
1Gel, kulun Âşık Ömer’den selamı esirgeme.
2Kıyamet günü dirilinceye kadar sana kul olayım.
Ömer kendi kul kimliğiyle selamının esirgenmemesini ister. Kıyamete kadar kulluk vaadi aşkı ölümün ötesine taşır; geçici bir görüşme arzusunun altında sonsuz sadakat iddiası bulunur.
- 8
Görmedim dünyâ içinde sen gibi mîr-i kelâm
Şakıdıkça mâil oldum gülüne İbrâhim’in
1Dünyada senin gibi söz sultanı görmedim.
2İbrahim’in dili şakıdıkça gülüne gönül verdim.
İbrahim sözün hükümdarıdır ve dili şakıdıkça şair yeniden gönül verir. Şiirin başındaki bedensel teslimiyet kapanışta söze bağlanır; sevgilinin dili, bütün fedakârlığı sürdüren canlı kaynak olur.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.470; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 470 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n470-8733408A87EC.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bugün ben bir güzel gördümÂşık Ömer · Şiir→
Bedenin ele, can ile başın yola teslim edilmesi aşkı parça parça değil bütünüyle sunar. İbrahim’in eli sahiplik, yolu ise hizmet yönünü gösterir; âşık hem yönetilmeyi hem onun uğruna yürümeyi kabul eder.