DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bülbül oldum gül yanında hâra minnet etmezem
Şiir · 17. yüzyıl

Bülbül oldum gül yanında hâra minnet etmezem

Bülbül ve pervane kimliklerini üstlenen anlatıcı, güle erişmişken dikene, muma bağlanmışken ateşe boyun eğmeyeceğini söyler. Vefasız sevgilinin eziyetini ve zulmeden güzele duyulacak minneti reddeder; güç durumunda ilahî inayet bekler. Sarhoş göz uğruna başını feda eden âşık kendisini dara yürüyen Mansur’la özdeşleştirir. Dünya süsüyle yoksul hırkasını bir tutar, varlıktan geçer. Son bölümde girdap, sahipsiz dilekçe, seher feryadı ve ölüm karşısında bile cana minnet etmeyen kesin bir vakar belirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bülbül oldum gül yanında hâra minnet etmezem

    Şem’ine pervâneyim ben nâra minnet etmezem

    1Bülbül oldum; gülün yanındayken dikene minnet etmem.

    2Mumuna pervaneyim; ateşe boyun eğmem.

    Bülbül güle, pervane muma kavuştuğunda aradaki diken ve ateş ikincil kalır. Minnet etmezem sözü acının varlığını inkâr etmez; seçilmiş sevgiliye ulaşan âşığın, yol üzerindeki zarar verici araca boyun borcu duymadığını ilan eder.

  2. 2

    Bîvefânın sitemin çekmeğe yoktur tâkatim

    Âşıka cevreyleyen dildâra minnet etmezem

    1Vefasızın sitemini çekmeye gücüm yok.

    2Âşığa eziyet eden sevgiliye minnet etmem.

    Vefasızın sitemini taşıyacak güç kalmamıştır; âşığa eziyet eden güzel sevgi nesnesi olsa bile minnet hakkını kaybeder. Redif burada gönül bağını tümüyle kesmekten çok, zulmü sevginin zorunlu bedeli saymayı reddeden bir onur sınırı çizer.

  3. 3

    Lûtfu ile bir inâyet kıla ol

    Hâl müşkil oldu gayet arzedemem ben gedâ

    1O yaratıcı Allah lütfuyla bir yardım ihsan etsin.

    2Durum pek güçleşti; ben yoksul kul, hâlimi sunamıyorum.

    Çaresiz anlatıcı yaratıcı Allah'tan lütuf ve inayet bekler, fakat kendisini hâlini arz edemeyen bir gedâ olarak görür. İhtiyacın büyüklüğü ile konuşamamanın utancı yan yana gelir; yardım talebi doğrudan pazarlık değil, sessiz bir rahmet umududur.

  4. 4

    Çeşm-i mesti uğruna ben başımı kıldım fedâ

    Mansur’um meydâna geldim dâra minnet etmezem

    1Sarhoş bakışlı gözleri uğruna başımı feda ettim.

    2Mansur gibi meydana geldim; darağacına minnet etmem.

    Sarhoş göze adanan baş, Mansur'un darağacına yürüyüşüyle anlam kazanır. Anlatıcı aşk uğruna ölümü göze alır ve idam aracına bile borçlanmayacağını söyler; tarihî-mistik gönderme, dünyevi sevgideki fedayı inanç uğruna şehadet vakarına yükseltir.

  5. 5

    Bir haber ver bana yârımdan eyâ

    Eyledi bu aşk vücûdum mülkünü cümle hebâ

    1Ey sabah yeli, sevgilimden bana bir haber getir.

    2Bu aşk beden ülkemin tamamını yok etti.

    Sabah yeli sevgiliden haber taşıması istenen geleneksel aracıdır; çünkü aşk beden ülkesini bütünüyle harap etmiştir. Vücudun mülk gibi tasarlanması, duygunun tek bir uzvu değil bütün yönetim düzenini çökerten geniş bir güç olduğunu gösterir.

  6. 6

    Birdürür yanımda birdürür köhne abâ

    Fâriğim geçtim cihandan vara minnet etmezem

    1Değerli kaftan da eski aba da gözümde birdir.

    2Dünyadan el çektim; varlığa minnet etmem.

    Değerli hil'at ile eski aba gözde eşitlenince toplumsal rütbe ve yoksulluk ayrımı silinir. Dünyadan fariğ olan anlatıcı vara, yani maddi mevcudiyete minnet etmez; bu kayıtsızlık önceki aşk sitemini daha kapsamlı bir terk tavrına dönüştürür.

  7. 7

    Der ki Ömer yâ İlâhî bir aceb girdabdeyim

    Arzıhâli dinlerim yok her seher feryaddeyim

    1Ömer der ki: Ey Allah'ım, şaşırtıcı bir girdabın içindeyim.

    2Dilekçemi dinleyen kimsem yok; her sabah feryat ediyorum.

    Ömer kendisini çıkışı belirsiz bir girdabın içinde görür ve dilekçesini dinleyecek kimse bulamaz. Her seher yükselen feryat, hem düzenli dua vaktini hem bitmeyen yalnızlığı taşır; insanlardan karşılık gelmeyince doğrudan ilahî hitap öne çıkar.

  8. 8

    Düşmüşüm ben hâkipâye daima minnetteyim

    Öldür imdi kend-elimle[1] câna minnet etmezem

    1Ayağının toprağına düşmüşüm, daima minnet hâlindeyim.

    2Şimdi beni kendi elinle öldür; cana minnet etmem.

    Ayağın toprağına düşmek sevgili karşısındaki en yüksek bağlılık ve alçalış işaretidir; bu yüzden daima minnetteyim sözü redifle bilinçli bir gerilim kurar. Kaynaktaki dipnotlu yüzeyin açıkladığı kendi elinle öldür çağrısı, hayata bile borçlanmayan kararlılıkla kapanır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Tam gövdede görünür Âşık Ömer mahlası: 13. dize: “Der ki Ömer yâ İlâhî bir aceb girdabdeyim”. Basılı koleksiyon yerleşimi destekleyici kanıttır.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 388 numaralı metin, 308 ve 309 numaralı PDF sayfalarından aktarılmıştır. Sabit kayıt sürümü ergun1936-n388-526B90CED2B7 olarak belirtilmiştir. Şiirin 8 birimi ve 16 özgün dizesi basılı biçimiyle korunmuş, tarama görseli yeniden dağıtılmamıştır. Basılı yüzey notu: 16. dizedeki “kend-elimle[1]” biçimi aynen korunmuştur; Gövde içindeki dipnot işareti korunmuştur; sayfa altındaki “Kendi elinle.” açıklaması gövde dizesi değildir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBülbülüm bâğ-ı hayatta âh ü zâr olmaz banaÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

hâr

Diken.

Bârî Hudâ

Yaratan Allah.

dâr

Darağacı.

bâd-i sabâ

Sabah yeli; sevgiliden haber getiren rüzgâr.

hil’at

Onur göstergesi olarak giydirilen değerli kaftan.

hâkipâ

Ayağın toprağı, ayak eşiği.