Istırabımdan Kimse Haber Almadı
Söyleyen kendi cevabının işaretindeki çekimi, hesabını ve kitabını kimsenin çözemediğini söyler. Sevgiliye bağlanışının heves mi yoksa öz ateşi mi olduğunu, gözyaşının hangi acıdan doğduğunu sorar. Ayrılık ateşi varlığa yayılır; ah dumanı göğe yükselip dünyayı karartır. İnsanlar nabzını tutsa da ıstırabını anlayamaz; mahlaslı kapanışta Ömer acı meclisinde tek başına, sabaha kadar sevgilinin eşiğine gözyaşı döker.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bulmadım bir cezbedir remz-i cevâbımdan benim
Yandı âlem nâra rûz-i sînetâbımdan benim
1Cevabımın işaretindeki çekimin ne olduğunu bulamadım;
2Parlak sinemin ateşinden bütün âlem yandı.
- 2
Bulmadılar müşkilin bâb-ı kitâbımdan benim
Kaldılar âciz muhâsibler hisâbımdan benim
1Hesap tutanlar kitabımın kapısındaki güçlüğü çözemediler;
2Hesabım karşısında çaresiz kaldılar.
Kitap kapısındaki müşkül ve çözülemeyen hesap, iç dünyanın ilim ve sayı araçlarıyla kavranamadığını anlatır. Muhasiplerin aczi, aşk deneyimini dışarıdan ölçmeye çalışan aklın sınırını özellikle belirginleştirir.
- 3
Yâ hevâ mıdır görüp dildâra dil bağladığım
Nâr-ı aslımdır ya sînem serteser dağladığım
1Sevgiliyi görüp gönül bağlamam yalnız bir heves midir?
2Yoksa göğsümü baştan başa dağlayan öz ateşim midir?
Sevgiliye gönül bağlamanın geçici heves mi yoksa benliğin öz ateşi mi olduğu doğrudan soru hâlindedir. Göğsü baştan başa dağlayan ikinci ihtimal, aşkı yüzeysel bir istekten çok kişinin yapısına işlemiş yanış olarak düşündürür.
- 4
Seyl-i âlâmdan mıdır sular gibi çağladığım
Ya bu kadar çektiğim zillet türâbımdan benim
1Sular gibi çağlamam acı selinden midir?
2Çektiğim bunca zillet benim toprağımdan mı gelir?
Çağlayan gözyaşının kaynağı önce acı selinde aranır, ardından çekilen zilletin kişinin kendi toprağından gelip gelmediği sorulur. İki soru da kesin yanıt vermediği için günümüz Türkçesi nedenlerden birini seçmez.
- 5
İreli mülk-i vücûda nâr-ı firkattir gider
Muttasıldır dûd-i âhım arşa ser çekmiş gider
1Ayrılık ateşi varlık ülkesine ulaşarak ilerler;
2Ahımın kesintisiz dumanı göğe doğru yükselir.
Ayrılık ateşinin varlık ülkesine girmesi, acının yalnız kalpte değil bütün bedensel ve ruhsal alanda ilerlediğini gösterir. Ah dumanının arşa uzanması ise iç yanışın yukarı doğru kesintisiz bir işarete dönüşmesidir.
- 6
Ol sebebden başıma dehri şeb-i gam târ eder
Tuttu zulmet âlemi ebr-i sehâbımdan benim
1Bu yüzden zaman başıma keder gecesini karanlık eder;
2Bulut gibi yükselen dumanım bütün âlemi karanlığa boğdu.
Keder gecesi zamanı karartırken ah dumanı bulut olup bütün âlemi örter; gece, duman ve bulut aynı görsel alanda birleşir. Kişisel yas böylece gündüzü bile karanlığa çevirebilecek kozmik bir yoğunluk kazanır.
- 7
Bildiler kim gussadan hâl-i diğer gûnum iyan
Geldiler hep bu araya seyredüp halk-ı cihan
1Kederden başka bir hâle girdiğim açıkça anlaşıldı;
2Bütün dünya halkı bunu seyretmek için buraya geldi.
Kederin söyleyeni başka bir renge ve hâle soktuğu herkesçe fark edilir; halk bu değişimi seyretmeye gelir. Meraklı kalabalık acıyı paylaşmak yerine onu dışarıdan izler ve sonraki birimde görülecek anlayışsızlığı hazırlar.
- 8
Tuttular nabzım tefekkür ettiler hayli zaman
Olmadı kimse haberdâr ıztırâbımdan benim
1Nabzımı tuttular ve uzun süre düşündüler;
2Yine de ıstırabımdan hiç kimse haberdar olmadı.
Nabız tutma ve uzun düşünme, çevredekilerin derdi tıbbi ya da aklî yoldan çözmeye çalıştığını gösterir. Buna rağmen kimsenin ıstırabı anlayamaması, görünür belirtilerle iç deneyim arasındaki aşılmaz uzaklığı açığa çıkarır.
- 9
Meclis-i mihnette kaldım ey Ömer tek başıma
Kimseler rahmeylemez gör şimdi çeşmim yaşına
1Ey Ömer, acı meclisinde tek başıma kaldım;
2Şimdi gör, hiç kimse gözyaşıma merhamet etmiyor.
Mahlas hitabıyla Ömer acı meclisinde yalnız kaldığını kendisine söyler; gözyaşına merhamet eden kimse yoktur. Seyretmek için toplanan kalabalığın ardından gelen bu yalnızlık, insan sayısının gerçek yakınlık sağlamadığını gösterir.
- 10
Geceler tâ subha dek yârın eşiği taşına
Gözlerimden döktüğüm nemler hayâlimdir benim
1Geceleri sabaha kadar sevgilinin eşiğinin taşına
2Gözlerimden döktüğüm yaşlar hayalimdir benim.
Sabaha kadar sevgilinin eşiğine dökülen yaş, bekleyişi belirli bir mekâna ve bütün geceye bağlar. Son dizedeki hayal sözü gözyaşını sevgilinin zihindeki görüntüsüyle ilişkilendirir; şiir çözülemeyen iç sırra geri döner.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 basılı No. 409 gövdesindeki görünür Ömer veya Âşık Ömer mahlası ve farklı bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı.
Atıf kanıtını aç ↗Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 409, PDF 322–323; 10 beyit/20 dize. 0 kaynak aparat notu kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Cevabın içindeki remiz ve cezbe, söyleyenin kendisinin bile açıklayamadığı iç çekim olarak sunulur. Parlak sine ateşinin âlemi yakması, kişisel sırrın etkisini bütün dünyaya yayar; bilinmeyen neden ile görünür sonuç yan yanadır.