Buluşalım ey perî yarın sabah erkence gel
Peri sevgiliyle ertesi sabah erken buluşup şeker gibi şarap içmek istenir; akşam olduğu için o günün fırsatı geçmiştir. Arif sevgilinin kanlı gözyaşını silmesi ve vaadine aykırı davranmaması beklenir. Ah dumanının ve berzah aşkının tehdidi içinde tan yeri ağarmadan gelmesi söylenir. Sevgili gözden uzak olsa da her an aranır; konuşan başını onun uğruna koyduğunu kapalı “seri” yüzeyiyle bildirir. Davete icabet etmezse gönlün kırılacağı belirtilir; Ömer kendisine kıyılmamasını ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Buluşalım ey perî yarın sabah erkence gel
İçelim mey yarın sabah erkence gel
1Ey peri, yarın sabah erkenden gel de buluşalım;
2Şeker gibi şarap içelim; yarın sabah erkenden gel.
- 2
Gayri olmaz gün dolandı şimdi ahşam üstüdür
Var efendim var yürü yarın sabah erkence gel
1Artık olmaz, gün döndü; şimdi akşam vaktidir;
2Git efendim, şimdi yürü; yarın sabah erkenden gel.
Günün dolanıp akşam üstüne varması mevcut buluşma olanağını kapatır; “gayrı olmaz” bu zaman sınırıdır. Sevgili şimdi yürüyüp gitmeye bırakılır, fakat ayrılık ertesi sabah için açık ve ısrarlı çağrıyla geçicileştirilir.
- 3
Ârif isen cân ü dilden bilmemeklik eyleme
Kanlı yaşı dîdemizden silmemeklik eyleme
1Arifsen canı gönülden bilmezlik etme;
2Kanlı yaşı gözümüzden silmezlik etme.
Ariflik sevgilinin bilmezlik etmemesini gerektirir; konuşanın acısını tanımak bir gönül bilgisi ölçüsüdür. Kanlı yaşın gözden silinmesi fiziksel teselli kadar, görülen sıkıntıyı inkâr etmeme ve bakım gösterme talebidir.
- 4
gelmemeklik eyleme
Ey güzeller serveri yarın sabah erkence gel
1Vaade aykırı davranıp gelmezlik etme;
2Ey güzellerin önderi, yarın sabah erkenden gel.
Vaade hilaf etmek sözden dönmektir ve gelmemek bu ihlalin somut biçimi olur. Güzeller serveri diye yüceltilen sevgiliye, makamının gerektirdiği sadakati göstermesi ve belirlenen sabahı kaçırmaması hatırlatılır.
- 5
almadan tâ subha dek bin fersahi
Korkarım ger dûş edersin câna
1Ahımın dumanı sabaha dek bin fersahı almadan;
2“Dûş edersin câna aşk-ı berzahi” [fail ve yüklem bağı açık].
Ah dumanı sabaha dek bin fersah yol alan büyüklükte düşünülür; nefes uzaklığı doldurur. “Dûş edersin câna aşk-ı berzahi” günümüz Türkçesinde da yüklemek fiiline çevrilmez; fail ve yüklem bağı açık kalır.
- 6
Sakın ihmâl eyleyip geç gelme cânâ bir dahi
Geçmeden yarın sabah erkence gel
1Sakın ihmal edip bir daha geç gelme ey sevgili;
2Tan yerleri ağarmadan yarın sabah erkenden gel.
İhmal geç kalmanın ahlaki sebebi olarak anılır; konuşan bunun “bir dahi” tekrarlanmamasını ister. Tan yerleri geçmeden gelmek, sabahı belirsiz gün içinden ayırır ve gizli buluşmanın karanlığa yakın vaktini korur.
- 7
Geçti kim sen şimdi ammâ dîdeden
Gör nice her dem ararım ben seni nâzik beden
1“Geçti kim sen dûr olursun şimdi ammâ” [zaman ve bağlaç ilişkisi açık];
2Gör, ben seni her an nasıl ararım ey nazik bedenli.
“Geçti kim” ile “şimdi ammâ” arasındaki zaman ve bağlaç düzeni yayımlanabilir tek nedenselliğe zorlanmadan aparatlı korunur. Açık ikinci dize konuşanın sevgiliyi her dem aradığını söyler; nazik beden hitabı aranan kişiyi somutlaştırır.
- 8
Hârdan pâk olunup havfeyleme hiç kimseden
Uğruna koydum seri yarın sabah erkence gel
1Dikenden arınıp hiç kimseden korkma;
2Uğruna “seri” koydum [yüzey kapalı]; yarın sabah erkenden gel.
Hârdan pâk olmak diken veya zarar çevresinden arınmayı, kimseden korkmamak buluşma cesaretini ister. “Seri” yüzeyi baş, sır veya başka kelimeye zorlanmaz; açık olan konuşanın sevgili uğruna bir şeyini ortaya koymasıdır.
- 9
Gelmez isen bil ki gayet hâtırım kalır sana
Da’vete eyle gitme varup bir yana
1Gelmezsen bil ki sana çok gönül koyarım;
2Davete karşılık ver, gidip başka yana gitme.
Gelmeyişin sonucu öfke değil “hâtırım kalır”, yani kalıcı gönül kırgınlığıdır. Davete icabet olumlu eylem, bir yana gidivermek ise yönünü sevgiliden başka yere çevirmektir; çağrı bu iki seçeneği karşılaştırır.
- 10
Der ki bu Âşık Ömer gel kıyma yazıktır bana
Elveda’ şimdengeru yarın sabah erkence gel
1Bu Âşık Ömer der ki: gel, bana kıyma, yazıktır;
2Şimdilik elveda; yarın sabah erkenden gel.
Mahlaslı kapanış Ömer’in kendisine kıyılmamasını ve yazık görülmesini ister; buluşma talebi merhamet sınırına ulaşır. Elveda bugünkü ayrılışı kabul ederken “şimdengerü” ve yarın nakaratı vedayı kesin son olmaktan çıkarır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.367 gövdesinde “Der ki bu Âşık Ömer gel kıyma yazıktır bana” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n367-105A86F432BD. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.367, PDF 292–293; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bunca derdim var benim bir çâre bilmem neyleyimÂşık Ömer · Şiir→
Buluşma ertesi sabahın erken saatine kesinlenir; bugün için kaçan zaman yeni randevuya çevrilir. Meyin “şekkerî” oluşu içkinin tadını sevgili sohbetiyle tatlandırır, tekrar edilen gel çağrısı birlik arzusunu taşır.