Bunda mâdâm âşıkân eyler semâ
Aynı redifle ay, gök, gözyaşı girdabı, meyhane ve Kâbe’yi tek dönüşe bağlayan; kendini Mecnûn’un yerine koyan yedi beyitlik semâ gazeli.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bunda mâdâm âşıkân eyler semâ
Mâh u mihr ü âsümân eyler semâ
1Âşıklar burada sürekli semâ ediyor.
2Ay, güneş ve gökyüzü de semâ ediyor.
- 2
Sırr-ı aşk eflâki edip
Hâliyâ eyler semâ
1Aşkın sırrı felekleri başı dönmüş hâle getirmiş.
2Şimdi bütün varlık ve mekân semâ ediyor.
Feleklerin dönüşünü açıklayan şey burada astronomi değil, aşkın sırrı. Baş dönmesi böylece evrenin arızası olmaktan çıkıp doğrudan işleyiş ilkesinin adı hâline geliyor.
- 3
Çeşm-i giryân gûyiyâ girdâbdır
Kef-zenân gevher-feşân eyler semâ
1Ağlayan göz sanki bir su girdabıdır.
2Köpük saçarak, inci saçarak semâ eder.
Gözyaşı dönerken önce köpük, sonra inci oluyor; acı yol boyunca değer kazanıyor. Girdap batırır, ama buradaki batış yüzeye mücevher çıkarıyor.
- 4
Devr eder meyhâneyi muğbeççeler
Ka’bede san hâciyân eyler semâ
1Meyhaneci çırakları meyhanenin çevresinde dönüyor.
2Sanki Kâbe’de hacılar semâ ediyor.
Beyit meyhane ile Kâbe’yi tek benzetmede birleştiriyor; ölçü mekân değil hareket. Tavaf ile meyhane devri aynı daireye oturunca, kutsallık binadan çıkıp dönüşe geçiyor.
- 5
Ney safîr-i şevk urup
Çün kebûter per-zenân eyler semâ
1Ney coşku ıslığını çalınca kutsal âlemin kuşları
2güvercinler gibi kanat çırparak semâ eder.
Neyin sesi burada çağrı değil ıslık; kuşları toplayan bir işaret. Kanat çırpma dönüşün en hafif biçimi, çünkü yükselmek için yere basmak gerekmiyor.
- 6
Ben o -ı serserî seyrim ki gâh
Başım üzre eyler semâ
1Ben öyle başıboş bir Mecnûn gezginiyim ki
2başımın üstünde kuş yuvası semâ eder.
Mecnûn kıpırdamadan durduğu için kuşlar başına yuva yapar; Gâlib bu eski sahneyi döndürüyor. Hareketsiz kalan âşığın üstünde artık yuvanın kendisi dönüyor.
- 7
Nûr bahş oldukça Gâlib Şems-i aşk
Mevlevîler eyler semâ
1Gâlib, aşkın güneşi ışık verdikçe
2Mevlevîler zerreler gibi semâ eder.
‘Şems’ hem güneş hem Şems-i Tebrîzî. Işıkta görünen toz zerreleri dönerken, dervişler de ancak bir ışık düştüğünde fark edilen küçüklüklere benzetiliyor.
Metnin kaynağı
Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap neşri (hzl. Naci Okçu) esas alındı; üçüncü beyitteki ‘kef- zenân’ dizgi boşluğu kapatıldı. Aynı gazelin şerhi için Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’ndeki (2024) ‘eyler semâ’ redifli gazel çalışmasına bakılabilir; o çalışma da metni bu e-kitaptan alıyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Yer ile gök aynı fiilin öznesi oluyor. Tekke avlusundaki dönüş bir taklit değil, gökteki dönüşün küçük ölçekli devamı gibi kuruluyor.