Câ-nişîn-i Istılâhı Âkıbet
İrfan sahibi Şeyh Mustafâ'nın ölümden önce oğullarından birini halife yapması, dervişinin noktalı harflerle söylediği 1156 tarihiyle kaydedilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i ıśŧılāĥı Ǿāķibet
Eyledi yā Hū diyü
1Sonunda haleflik makamının sahibi,
2“Yâ Hû” diyerek sonsuzluğa yöneldi.
- 2
bir źāt idi Ǿālemde ol
Rūĥına raĥmet ide anuñ Ħudā
1O, dünyada benzeri olmayan bir kişiydi;
2Tanrı onun ruhuna rahmet etsin.
Övgü ile dua ardarda gelir ve birbirini dengeler: ‘misli yok’ hükmü bu dünyaya bakar, rahmet dileği ise onun dışına. Övgünün mutlak biçimde söylenmesi hemen ardından gelen ricayı küçültmez; kişinin eşsizliği kabul edilirken hüküm yine Hudâ'ya bırakılmıştır.
- 3
ile tārįħin Nažįr
Geldi bir dervįşi didi ĥāliyā
1Ey Nazîr, tarihini noktalı harflerle
2bir dervişi gelip şimdi söyledi:
Burada şiir kendi tekniğini açıkça söyler: tarih, harflerin tamamından değil yalnız noktalı olanlarından hesaplanacaktır. ‘Hâliyâ’ sözü hesabı geçmişe değil şimdiye bağlar. Söyleyen de şairin kendisi değil adsız bir derviştir; Nazîr'e seslenilir ama o yalnız aktarıcı konumunda kalır.
- 4
Oġlunın birin eyleyüp
Göçdi şeyħ Muśŧafā
1Oğullarından birini halife yapıp,
2irfan sahibi Şeyh Mustafâ göçtü.
Tarih beyti sona saklanır ve asıl haber onun içindedir: Şeyh Mustafâ göçmeden önce oğullarından birini halife bırakmıştır. Ölüm böylece bir boşluk değil, devredilmiş bir görev olarak kaydedilir; açılıştaki ‘câ-nişîn’ unvanı da karşılığını burada bulur. Dizeyi mahlas değil ölenin adı kapatır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih29-pdf996; Târihler no.29, basılı 951/gerçek PDF 996, basılı yıl 1156; ayrı numaralı tam kayıt. Tarihsel atıf başlık/metin dışına genişletilmedi. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cāme-i elvān fikrin eylemez Ǿāķil olanNazîr İbrahim · Matla/Müfred→
Ölen kişi adıyla değil makamıyla anılır: ‘câ-nişîn’, yani birinin yerine geçen halef. Ölüm de ‘gitti’ diye değil ‘azm-i bekâ’ diye söylenir ve bu yönelişin sesi tarikatın kendi zikridir: ‘Yâ Hû’. Beyit böylece kurumsal bir unvanla son nefesin sözünü aynı cümlede tutar.