DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Câm-ı aşkın içen ey perî peyker
Şiir · 17. yüzyıl

Câm-ı aşkın içen ey perî peyker

Aşk kadehini içen ile peri yüzlü hitabın, ay yüzünü gören ile nazlı sevgilinin kişi bağları açık tutulur; üzüm şarabı değersizleşir ve mest olanın bir daha mahmur olmaması istenir. “Cânâ” hitabı ve “terkettin” kişisi aparatlıyken çeng, rebap ve tambur sesi terk edilir, karanlık perde kalkar. Gönlün sığınağı sevgilidir; Mansur gibi dara çekilse de ayrılık ahı sürer. Feryat göğe çıkar. On dokuz dizeli özel biçimde Ömer’in “söyle gel” buyruğunun yönü açık kalır; gönül yüz mumunun pervanesidir ve güzellikle gururlanmama öğüdü gelir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Câm-ı aşkın içen ey perî peyker

    Meh cemâlin gören ey nâzı perver

    1Aşk kadehini içen; ey peri yüzlü [içen/hitap bağı açık];

    2Ay yüzünü gören; ey nazlı sevgili [gören/hitap bağı açık];

    İçen ve gören ortaçlarının öznesi ile ardından gelen peri yüzlü ve nazlı sevgili hitaplarının ilişkisi kesin değildir. Modern aktarım aynı kişiyi dayatmaz; peri beden, ay yüz ve nâzı perver nitelemeleri açıkça korunur.

  2. 2

    Neylesin âlemde

    Mest olup bir dahi olmasın

    1Dünyada üzüm şarabını ne yapsın?

    2Sarhoş olup bir daha mahmur, sersem olmasın.

    Üzüm şarabı dünyevî içkidir ve aşk kadehini tatmış kişi için artık değersiz sayılır. “Bir dahi olmasın mahmûr” ayılmamak değil, bir daha mahmurluk ve sersemlik yaşamamaktır; modern leksik ayrım bunu açıkça korur.

  3. 3

    Nûş edelden cânâ aşkın şerâbın

    Terkettin aşkınla çeng ü rebâbın

    1Ey sevgili, aşkının şarabını içtiğinden beri;

    2‘Terk ettin’ aşkınla çengi ve rebabı [kişi bağı açık].

    “Cânâ” hitabı ey can değil ey sevgili anlamındadır; aşk şarabı ona yönelir. “Terkettin” ikinci kişi yüzeyi konuşan ile sevgili bağını kesinleştirmeden aparatlı kalır; çeng ve rebabın bırakılması güvenli olaydır.

  4. 4

    Ref’ettin kendinden zulmet hicâbın

    İrişmez sem’ime sadâ-yı tanbûr

    1Kendinden karanlık perdesini kaldırdın;

    2Tamburun sesi kulağıma ulaşmaz.

    Zulmet hicabının kaldırılması iç karanlığın ve algıyı örten perdenin açılmasıdır. Bu aydınlanmadan sonra tambur sesi kulağa erişmez; önceki iki çalgıyla birlikte dış musikinin sesi aşk tecrübesi içinde sessizleşir.

  5. 5

    Bîçâre gönlümün sensin penâhı

    Yüz çevirmem senden inan vallâhi

    1Çaresiz gönlümün sığınağı sensin;

    2Allah’a yemin olsun, senden yüz çevirmem.

    Gönlün sığınağı sevgilidir; biçarelik bu korunma ihtiyacını artırır. Vallahi yemini yüz çevirmeme kararını sıradan sadakat sözünden daha ağır yapar ve muhatabın merhametsizliğine rağmen bağlılığın sürmesini sağlar.

  6. 6

    Nice bir eylerim hicrinle âhı

    Ger dâra çekilsem

    1Ayrılığınla daha ne kadar ah ederim?

    2Mansur gibi dara çekilsem bile.

    Ayrılık ahının ne kadar daha süreceği soru olarak kalır ve zaman yükünü duyurur. Mansur gibi dara çekilmek, Hallâc-ı Mansûr hafızasını çağırarak aşk sözünün uğruna idama kadar varan bedeli kabul etme görüntüsü kurar.

  7. 7

    Dağıttın ey perî bunca efkârım

    Merhamet etmedin gül yüzlü yârım

    1Ey peri, bunca düşüncemi dağıttın;

    2Gül yüzlü sevgilim, merhamet etmedin.

    Sevgili konuşanın bunca efkârını dağıtır; bu fiil rahatlatma kadar düşünceleri darmadağın etme anlamı da taşıyabilir. Hemen ardından merhamet etmediğinin söylenmesi, dağıtmanın huzur veren bir iyileşme sayılmasını engeller.

  8. 8

    Çıktı âsümâna feryâd ü zârım

    Gerçi ben âşıkım ol nevcivâne

    1Feryadım ve iniltim göğe çıktı;

    2Gerçi ben o gence âşığım.

    Feryat ile zârın göğe çıkması sesin yeryüzündeki muhataptan karşılık alamayıp en yüksek makama ulaştığını anlatır. Konuşan yine de o nev-civana âşık olduğunu kabul eder; “gerçi” sözü yakınmayla aşkı yan yana tutar.

  9. 9

    Ey Ömer söyle gel şâh-ı hûbâne

    Şem’-i ruhsârına gönül pervâne

    1Ey Ömer, ‘söyle gel’ güzeller şahına [buyruk yönü açık];

    2Gönül, yanağının mumuna pervanedir.

    Mahlaslı dizede “söyle gel” diziminin gel buyruğu Ömer’e veya güzeller şahına yönelmiş olabilir; günümüz Türkçesi tek söz dizimi kurmaz. Gönlün yüz mumuna pervane oluşu güzellik ile yanmayı birleştirir.

  10. 10

    Sakınsın hüsnüne olmasın mağrûr

    1Güzelliğine güvenip gururlanmasın.

    Tek dizelik son birim kaynak özel biçimini aynen korur; eksik ikinci dize uydurulmaz. Sevgilinin güzelliğine mağrur olmaması yönündeki öğüt, bütün övgüyü ahlaki bir sınırla kapatır ve gençliğin geçiciliğini sezdirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.139 gövdesinde “Ey Ömer söyle gel şâh-ı hûbâne” mahlası görünür; aparat ve atıf düzeyi kaynak kararıyla korundu.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n139-71D7169C23C2. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.139, PDF 169; 10 kaynak birimi/19 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirO güzel mübarek cuma günü yataktan kalktı
Câmehabdan kalktı ol dilber mubârek cum’a gün
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Câm-ı aşk

Aşk kadehi.

bâde-i engûr

Üzüm şarabı.

mahmûr

Ayılma sonrası sersem.

çeng ü rebâb

İki tarihî çalgı.

zulmet hicâbı

Karanlık perdesi.

penâh

Sığınak.

mânend-i Mansûr

Mansur gibi.

şem’-i ruhsâr

Yanak mumu.