Câm-ı hecrün nûş ider mestâneler gördin mi hiç
Her beyit “gördin mi hiç” sorusuyla bitiyor. Şair sevgiliye altı kez aynı şeyi soruyor: benim gibisini hiç gördün mü?
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-ı hecrün nûş ider mestâneler gördin mi hiç
Yoluna cânlar virür merdâneler gördin mi hiç
1Ayrılık kadehini içen sarhoşlar gördün mü hiç?
2Yoluna can veren yiğitler gördün mü hiç?
- 2
Zülfünün zencîr-i sevdasın tolayub boynına
Şehr-i hüsnün cerr ider dîvâneler gördin mi hiç
1Saçının sevda zincirini boynuna dolayıp
2güzellik şehrinde dilenen deliler gördün mü hiç?
Zincir boyna dolanıyor ve deli şehirde dilenmeye çıkıyor. “Cerr etmek” dilenmek demek — âşıklık burada bir onur değil, açıkça bir düşkünlük hâli.
- 3
İtmege ağyârdan bu 'ışkun gencini
Bu yıkık gönlüm gibi vîrâneler gördin mi hiç
1Bu aşkın hazinesini rakiplerden gizlemek için
2bu yıkık gönlüm gibi viraneler gördün mü hiç?
Halk inanışında hazine viranelerde saklanır. Şair gönlünün yıkıklığını bir kusur değil, bir güvenlik önlemi olarak sunuyor: değerli olan şey ancak harabede korunur.
- 4
Göreliden sûretün nakşın der ü dîvârda
Sûretün nakş itmedük büt-hâneler gördin mi hiç
1Yüzünün resmini kapıda duvarda gördüğümden beri
2yüzünü resmetmemiş puthaneler gördün mü hiç?
Sevgilinin sûreti her yere işlenmiş. Puthane benzetmesi cesur: âşık kendi bakışını putperestlik olarak adlandırıyor ve bundan kaçınmaya çalışmıyor.
- 5
Bezm-i hüsnünde Necâtî gibi yüzün şem'ine
Bâl ü perler yandurur pervâneler gördin mi hiç
1Güzellik meclisinde Necâtî gibi yüzünün mumuna
2kanat kanat yanan pervaneler gördün mü hiç?
Mahlas beyti klasik pervane–mum imgesine dönüyor ama redif onu bir iddiaya çeviriyor: “benim gibi yananını gördün mü?” Soru altı beyittir yanıtsız; şairin istediği de cevap değil, fark edilmek.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142073 numaralı sürüm esas alındı; şairin 15. yüzyıl imlâsı korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif bir soru olarak kuruluyor ve cevabı beklenmiyor. Ayrılık şaraba benzetiliyor: sarhoş eden şey kavuşma değil yokluk. İkinci dize aynı adanmayı yiğitlik diline çeviriyor.