Dağları Ferhâd anunçün hâk ile yeksân ider
Ferhad'ın dağ yarmasıyla açılıp, göz ucuyla verilen bir selamın bile yalan sayılmasıyla kapanan gazel. Necâtî'nin deyim ve atasözü kullanımının en yoğun örneklerinden.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dağları Ferhâd anunçün ider
Kim gam-ı Şîrîn içün dâ'im yeler efgân ider
1Ferhad dağları yerle bir eder,
2çünkü Şîrîn'in derdiyle durmadan koşup feryat eder.
- 2
Gel berü ey 'ışk-ı dilberden isteyen
Az mıdur bu kim kişiye ölmeği âsân ider
1Gel bakalım, sevgili aşkından keramet bekleyen;
2insana ölmeyi kolaylaştırması az mı?
Aşktan mucize bekleyene verilen cevap sert: mucize istemeyin, aşkın verdiği zaten yeter — ölümü kolaylaştırmak. Bu, tasavvuf dilinin gündelik bir kesinlikle söylenmiş hâli.
- 3
Ben -yı dilber olduğumı çok mu gördünüz
Hak Te'âlâ isteyicek bir kulı sultân ider
1Sevgilinin dilencisi olmamı çok mu gördünüz?
2Allah dilerse bir kulu sultan eder.
Bir atasözü mantığı gazelin içine giriyor. Dilencilik utanç değil, çünkü mertebe insanın elinde değil. Necâtî'nin halk söyleyişini divan şiirine taşıması bu beyitte açıkça görülüyor.
- 4
Tan mı her ahşam yire gömülse tîğ-i âfitâb
Çünki gün başına bin kan ider
1Her akşam güneşin kılıcı yere gömülse şaşılır mı?
2Çünkü felek celladı günde bin kan döker.
Batan güneş kana bulanmış bir kılıca dönüşüyor ve gömülmesi bir cinayeti gizleme hareketi oluyor. “Gün başına bin kan” ifadesi hem “her gün” hem “gün için” anlamıyla çalışıyor.
- 5
Var perî'âlemde ammâ sanma âdemden kaçar
Himmetünden utanub kendüzini ider
1Âlemde peri var, ama insandan kaçtığını sanma;
2senin yüceliğinden utanıp kendini gizler.
Peri saklanıyor ama korkudan değil, utançtan. Sevgiliye yapılan övgü doğaüstü bir varlığı geride bırakacak kadar ileri gidiyor. “Himmet” burada yardım istemekten çok, karşısındakini mahcup eden manevî yüceliği adlandırıyor.
- 6
Göz ucıyla merhabâ itdüm dimiş ol
Pâdişehdür hâşe-lil'lleh anı kim yalan ider
1O vefasız, “göz ucuyla selam verdim” demiş;
2padişahtır, Allah korusun, onu kim yalanlayabilir?
Gazelin en ince beyti: sevgili selam verdiğini iddia ediyor, âşık ise almadığını söyleyemiyor. Padişah benzetmesi bir nezaket değil, susmak zorunda kalmanın gerekçesi.
- 7
Bî-vefâdan merhabâ gelmez Necâtî kimseye
Gâlibâ utanduğında kendüye ider
1Vefasızdan kimseye selam gelmez Necâtî;
2galiba utandığı için kendine iftira ediyor.
Mahlas beytinde sevgilinin sözü kendi aleyhine dönüyor: selam vermediği hâlde verdiğini söylemesi, yüz kızarmasıyla birlikte okunuyor. Beyit sevgilinin utancını kesin bir iç dünyaya bağlamadan, söz ile beden işareti arasındaki çelişkiyi öne çıkarıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142074 numaralı sürüm esas alındı; şairin 15. yüzyıl imlâsı korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel bir emek sahnesiyle açılıyor: dağı yaran adam. Ama sebep aşk değil “gam” — Ferhad'ı çalıştıran şey kavuşma umudu değil, kederin kendisi.