Can Eder Şem-i Ruhun Şevkine Pervanelik
Yüz mumuna pervane olan can ve zülüf karşısında divaneleşen gönül şiirin merkezindedir. Sabah yelinin taşıdığı koku, viran gönle yerleşen peri ve tarak gibi parçalanma görüntüsü, Muhibbî’nin mertçe can verme çağrısıyla kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cân eder şem'-i ruhun şevkine pervânelik
Dil kılur görse ser-i zülfüñü dîvâneliği
1Can, yüzünün mumuna duyduğu istekle pervane olur.
2Gönül, zülfünün ucunu görünce divanelik eder.
- 2
Bûy-ı zülfün dimâğa getürdi çü
Verir mi cân u dili yoluna
1Sabah yeli zülfünün kokusunu zihne getirince,
2Can ile gönül yoluna şükranını nasıl sunmasın?
Sabah yeli zülfün kokusunu taşıyarak uzaktaki sevgiliyi zihinde hazır eder. Can ile gönlün şükranı, alınmış somut bir nimete değil bu kokuyla kurulan yakınlığa yönelir; koku aşk yolunun kendisini bağış gibi duyurur.
- 3
Ol perî göñli idinse n'eyler
Çün perî mesken eder bulduğu vîrâneliği
1O peri gönlünü cömertliğe hazırlasa ne çıkar?
2Çünkü peri, bulduğu viraneyi kendine mesken eder.
Perinin gönlü kereme açılsa bile şiir bunun sonucunu küçümseyen bir soruyla karşılar. Çünkü perinin meskeni zaten viranedir; cömertlik umudu, âşığın yıkılmış gönlüne yerleşen sevgili imgesiyle acı bir karşılık kazanır.
- 4
Bu gönül gibi âh ne bin pâre olur
Ol perî zülfüne gör eyledi sâhib-şâneliği
1Ah, bu gönül tarak gibi bin parçaya ayrılır.
2Bak, o perinin zülfü ona tarak sahibi olma payesi verdi.
Gönlün tarağa benzetilmesi, zülfün her telinde parçalanma düşüncesini doğurur. ‘Şâne’ hem tarak hem paye çağrışımı taşır; sevgilinin saçı gönlü bölerken aynı gönle zülfü tarama şerefini de vermiş gibi görünür.
- 5
Merd olan verir cân imiş çünki bu dünyâya gönül
Sen dahi eyle (Muhibbî) kıl merdânelik
1Bu dünyaya gönül veren mert kişi canını verirmiş.
2Sen de ey Muhibbî, mertlik göster.
Son beyit mertliği can verme cesaretiyle ölçer ve dünya karşısındaki sınavı Muhibbî’nin önüne koyar. Mahlasla yapılan çağrı, önceki pervane ve parçalanmış gönül imgelerini soyut yakınma olmaktan çıkarıp kişisel bir davranış buyruğuna dönüştürür.
Metnin kaynağı
Muhibbî (Kanûnî Sultan Süleyman) kimliği basılı kaynaktaki görünür yüzey ve kamu otoritesi kaydına bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Muhibbî Dîvânı, Âdile Sultan nüshası neşri (1890); 5 birim/10 dize. Kayıt kaynakta “Cân eder şem'-i ruhun şevkine pervânelik” ile başlar, “Sen dahi eyle (Muhibbî) kıl merdânelik” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Çeşm-i mestüñ her ne kim fitneler peydâ kılur” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Başlık/imza parateksti gövdeye katılmadı; kapalı yüzeylerde tahmin yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Çeşm-i mestüñ her ne kim fitneler peydâ kılurMuhibbî · Musammat→
Yüzün mum, canın pervane oluşu sevgiliye yönelişi yanma pahasına sürdürülen bir hareket yapar. Zülfün yalnız ucunu görmek bile gönlü divaneliğe götürür; yüz aydınlatırken saç aklı karıştıran ikinci kuvvet olur.