DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Muhibbî/Can Eder Şem-i Ruhun Şevkine Pervanelik
Gazel · 16. yüzyıl

Can Eder Şem-i Ruhun Şevkine Pervanelik

Yüz mumuna pervane olan can ve zülüf karşısında divaneleşen gönül şiirin merkezindedir. Sabah yelinin taşıdığı koku, viran gönle yerleşen peri ve tarak gibi parçalanma görüntüsü, Muhibbî’nin mertçe can verme çağrısıyla kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Cân eder şem'-i ruhun şevkine pervânelik

    Dil kılur görse ser-i zülfüñü dîvâneliği

    1Can, yüzünün mumuna duyduğu istekle pervane olur.

    2Gönül, zülfünün ucunu görünce divanelik eder.

    Yüzün mum, canın pervane oluşu sevgiliye yönelişi yanma pahasına sürdürülen bir hareket yapar. Zülfün yalnız ucunu görmek bile gönlü divaneliğe götürür; yüz aydınlatırken saç aklı karıştıran ikinci kuvvet olur.

  2. 2

    Bûy-ı zülfün dimâğa getürdi çü

    Verir mi cân u dili yoluna

    1Sabah yeli zülfünün kokusunu zihne getirince,

    2Can ile gönül yoluna şükranını nasıl sunmasın?

    Sabah yeli zülfün kokusunu taşıyarak uzaktaki sevgiliyi zihinde hazır eder. Can ile gönlün şükranı, alınmış somut bir nimete değil bu kokuyla kurulan yakınlığa yönelir; koku aşk yolunun kendisini bağış gibi duyurur.

  3. 3

    Ol perî göñli idinse n'eyler

    Çün perî mesken eder bulduğu vîrâneliği

    1O peri gönlünü cömertliğe hazırlasa ne çıkar?

    2Çünkü peri, bulduğu viraneyi kendine mesken eder.

    Perinin gönlü kereme açılsa bile şiir bunun sonucunu küçümseyen bir soruyla karşılar. Çünkü perinin meskeni zaten viranedir; cömertlik umudu, âşığın yıkılmış gönlüne yerleşen sevgili imgesiyle acı bir karşılık kazanır.

  4. 4

    Bu gönül gibi âh ne bin pâre olur

    Ol perî zülfüne gör eyledi sâhib-şâneliği

    1Ah, bu gönül tarak gibi bin parçaya ayrılır.

    2Bak, o perinin zülfü ona tarak sahibi olma payesi verdi.

    Gönlün tarağa benzetilmesi, zülfün her telinde parçalanma düşüncesini doğurur. ‘Şâne’ hem tarak hem paye çağrışımı taşır; sevgilinin saçı gönlü bölerken aynı gönle zülfü tarama şerefini de vermiş gibi görünür.

  5. 5

    Merd olan verir cân imiş çünki bu dünyâya gönül

    Sen dahi eyle (Muhibbî) kıl merdânelik

    1Bu dünyaya gönül veren mert kişi canını verirmiş.

    2Sen de ey Muhibbî, mertlik göster.

    Son beyit mertliği can verme cesaretiyle ölçer ve dünya karşısındaki sınavı Muhibbî’nin önüne koyar. Mahlasla yapılan çağrı, önceki pervane ve parçalanmış gönül imgelerini soyut yakınma olmaktan çıkarıp kişisel bir davranış buyruğuna dönüştürür.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Muhibbî (Kanûnî Sultan Süleyman) kimliği basılı kaynaktaki görünür yüzey ve kamu otoritesi kaydına bağlandı.

Atıf kanıtını aç ↗

Muhibbî Dîvânı, Âdile Sultan nüshası neşri (1890); 5 birim/10 dize. Kayıt kaynakta “Cân eder şem'-i ruhun şevkine pervânelik” ile başlar, “Sen dahi eyle (Muhibbî) kıl merdânelik” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Çeşm-i mestüñ her ne kim fitneler peydâ kılur” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Başlık/imza parateksti gövdeye katılmadı; kapalı yüzeylerde tahmin yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÇeşm-i Mestin Her Ne Kim Fitneler Peyda Kılır
Çeşm-i mestüñ her ne kim fitneler peydâ kılur
Muhibbî · Musammat

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

şem’-i ruh

Yüzün mumu; parlak yüz imgesi.

ser-i zülf

Zülfün ucu.

sabâ

Sabah yeli.

kerem-sâz

Cömertliğe yönelen, kerem gösteren.

şâne

Tarak; beyitte paye çağrışımı da taşır.

şükrânelik

Şükür ve minnet gösterme hâli.