Cân ü dilden bir melek sîmâ güzel sevsem gerek
Konuşan canı gönülden melek yüzlü, eşsiz çehreli ve bütün güzellerden üstün bir sevgili arar. Onun yüz yüze gelip selam vermesini, nazla tatlı söz söylemesini ve gamze oklarını gizlemesini düşler. Ay yüzlü sevgilinin cilvesi karşısında gözyaşı nehri değirmen döndürür; aşk ateşi konuşanı kebap eder. Ömer, görmeden tutulduğu parlak ayın yüzünü ölmeden görüp göremeyeceğini sorar ve ancak gerçekten güzel birini sevmek ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cân ü dilden bir güzel sevsem gerek
Câna lâyık güzel sevsem gerek
1Canı gönülden melek yüzlü bir güzel sevsem gerek;
2Cana layık, yüzü eşsiz bir güzel sevsem gerek.
- 2
Eser ise bir gün ol hem rûzigârı bahtımın
Hublar içre cümleden a’lâ güzel sevsem gerek
1Bahtımın rüzgârı bir gün eserse;
2Güzeller içinde hepsinden üstün bir güzel sevsem gerek.
Baht “rûzigâr”dır ve ancak eserse arzu gerçekleşebilir; sevgili seçimi kader havasına bağlanır. “Cümleden a’lâ” güzeli kalabalık içinden derecelendirir, istek herhangi bir yüzü değil bütün hubların üstününü hedefler.
- 3
aşka gelüp verse selâmı sevdiğim
Söylese nâz ile ol sevdiğim
1Sevdiğim yüz yüze aşka gelip selam verse;
2Sevdiğim nazla o tatlı sözü söylese.
Yüz yüze gelmek uzak hayali karşılaşmaya çevirir; ilk beklenen eylem selamdır. Naz ile “şîrin kelâm” söylemek sevgilinin sesini tatlandırır, görsel çekiciliğe ölçülü konuşma ve karşılıklı tanıma ekler.
- 4
Şöyle olsa gamze ok gizler harâmî sevdiğim
Böyle bir hub güzel sevsem gerek
1Sevdiğim gamze okunu gizleyen bir harami olsa;
2Böyle boyu yüce bir güzel sevsem gerek.
Gamze “ok”tur, sevgili de bunu gizleyen “harâmî” gibi düşünülür; güzellik saklı saldırı taşır. Boyun “bâlâ” oluşu bu tehlikeli kişiyi dik ve yüce gösterir, konuşan riskini bilerek aynı güzeli istemeyi sürdürür.
- 5
Cilvekâr olsa o mehrû dilber-i
Gam yemezdim dönerdi âsiyâb
1O ay yüzlü, soylu sevgili cilve gösterse;
2Gözyaşı nehrimde değirmen dönse gam yemezdim.
Mehru dilber “âlîcenâb”, soylu ve cömerttir; cilvesi görünürse gözyaşı nehri değirmen çevirecek kadar büyür. Konuşan buna rağmen gam yemeyeceğini söyler, karşılaşmanın bedeli olan ağlamayı kabul eder.
- 6
Hayfâ bu âteş-i aşkın beni etti kebâb
Bu derûnum derdine ola güzel sevsem gerek
1Yazık, bu aşk ateşi beni kebap etti;
2“Derûnum derdine ola güzel” [çare, uygunluk veya yöneliş bağı açık]; sevsem gerek.
“Hayfâ” aşk ateşinin sonucu için açık eseftir; beden kebap olur. “Derûnum derdine ola güzel” sözdizimi çare, uygunluk veya yöneliş alanlarına açıktır; modern aktarım da kesin hekimlik yüklemi kurmadan aynı belirsizliği görünür tutar.
- 7
Bir meh-i tâbânın oldum mübtelâsı görmeden
Bize kısmet yüzünü görmek olur mu ölmeden
1Görmeden parlak bir aya tutkun oldum;
2Ölmeden yüzünü görmek bize kısmet olur mu?
Tutkunluk görmeden başlamıştır; “meh-i tâbân” sevgiliyi henüz yalnız parlak ay imgesiyle tanıtır. Ölmeden yüzünü görme sorusu, karşılaşmayı sıradan buluşmadan yaşam süresine karşı yarışan büyük kısmete dönüştürür.
- 8
Gönlümüz uslanmadı gitti bu dilber sevmeden
Ey Ömer sevsem gerek ammâ güzel sevsem gerek
1Bu gönül güzel sevmeden uslanmadı gitti;
2Ey Ömer, sevmem gerek ama güzel sevmem gerek.
Mahlaslı kapanış gönlün güzel sevmeden uslanmadığını itiraf eder; tekrar alışkanlığın sürekliliğidir. “Ammâ güzel” son şartı nicelikten niteliğe döner: sevmek kaçınılmazsa seçilen gerçekten güzel olmalıdır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.352 gövdesinde “Ey Ömer sevsem gerek ammâ güzel sevsem gerek” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n352-97D878BF8C80. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.352, PDF 282–283; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cân ü dilden mâil oldum sözüne İbrâhim’inÂşık Ömer · Şiir→
“Cân ü dilden” sevginin hem hayat özü hem gönülden gelmesini ister; melek sima insan güzelliğini göksel saflığa taşır. “Rûyi müstesnâ” yüzü benzerlerinden ayırır, fakat aranan temel ölçü onun cana layık oluşudur.