Cânâne cefâ kılsa n’ola câna safâdur
Sevgilinin cefasını cana sevinç sayan gazel, fakr tacını ve gönlün ayna gibi yüz sürmesini işler; sonunda gazel söylemenin amacı hasetçiyi incitmek, dünya işinin sonu ise yokluk olur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Cânâne cefâ kılsa n’ola câna safâdur
Agyâr elemin çekdügümüz ya ne belâdur
1Sevgili cefa etse ne olur; bu, cana sevinçtir;
2asıl rakiplerin verdiği eziyete katlanmamız ne büyük belâdır.
- 2
Her tâc olamaz şâhına
Terk ehlinüñ ey hvâce biraz başı kabadur
1Her taç, yoksulluk ve yokluk şahına baş tacı olamaz;
2ey hoca, dünyadan el çekenlerin başı biraz açıktır.
Her taç fakr ve fenâ şahına baş tacı olamaz; dünyadan el çekenlerin başı açıktır. Gösterişli makam simgesi, benliği bırakma yolunun ölçüsüne uymaz. ‘Ey hâce’ hitabı, maddi itibarı manevî yoksulluğun üzerine koyan bakışı uyarır.
- 3
İzüñ tozına sürdi yüzin dil
Maksûd benüm pâdişehüm kesb-i safâdur
1Gönül, ayna gibi yüzünü ayağının izindeki toza sürdü;
2ey hükümdarım, amaç arınmışlık kazanmaktır.
Gönül ayna gibi yüzünü sevgilinin ayak izi tozuna sürer; amaç safa, yani arınma kazanmaktır. Ayna parlaklığını yükselerek değil toprağa değerek bulur. Alçalma hareketi, âşığın kulluğunu ve sevgiliye yakınlıkla temizlenme arzusunu birleştirir.
- 4
‘Aşk ehline şol câmı sunar sâkî-i la‘lüñ
Kim ‘akla kalbe safâ rûha gıdâdur
1Yakut dudağının sakisi aşk ehline öyle bir kadeh sunar ki,
2akla parlaklık, kalbe sevinç, ruha gıda olur.
Yakut dudağın sakisi aşk ehline akla parlaklık, kalbe sevinç, ruha gıda veren kadehi sunar. Aynı içki insanın üç katmanında farklı iş görür. Sevgilinin dudağı yalnız bedensel arzu nesnesi değil düşünceyi aydınlatan ve ruhu besleyen meclis kaynağıdır.
- 5
Hep derd ü belâdur güzelüm ‘aşk u mahabbet
‘Âlemde hemân mihr ü vefâ hüsn-i edâdur
1Güzelim, aşk ve sevgi bütünüyle dert ve belâdır;
2dünyada sevgi ile vefa da ancak güzel bir edadan ibarettir.
Aşk ve sevgi bütünüyle dert ve beladır; dünyada mihr ü vefâ ise ancak güzel bir edadan, hoş bir tavırdan ibaret kalır. Beyit sevgi dilinin gösterişe indirgenmesini görünür kılar; ‘hemân’ bu sınırlamayı güçlendirir.
- 6
Va’llâhi gazel söylemeden çokdan usanduk
Maksûd hemân hâside bir pâre ezâdur
1Tanrı’ya yemin olsun, çoktandır gazel söylemekten usandık;
2şimdiki tek amaç kıskanca biraz eziyet etmektir.
Şair gazel söylemekten usandığına yemin eder, fakat şimdiki amacının kıskanca biraz eziyet etmek olduğunu söyler. Yorgunluk iddiası yeni gazelin varlığıyla ironikleşir. Şiir, sevgiliye niyaz kadar edebî rakibe ve hasetçiye yönelik rekabet aracı olarak da işlev kazanır.
- 7
Sâkî mey-i Bâkîyi getür bezme safâ vir
Çün kâr-ı cihân ‘âkıbetü’l-emr fenâdur
1Ey saki, Bâkî’nin şarabını getir ve meclise sevinç ver;
2çünkü dünya işinin sonu sonunda yokluktur.
Saki Bâkî'nin şarabını getirip meclise sevinç vermelidir; çünkü dünya işinin sonu fenâdır. Şairin adı ‘kalıcı’ anlamıyla geçici dünya hükmüne karşı ses oyunu kurar. Gazel ve meclis, fanilik bilgisi karşısında ertelenmemesi gereken paylaşılan hazdır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.4543efa5-2233-4958-a504-0b76689cc339:g106-pdf289-290. Açık lisanslı tez ekinde G.106, basılı 271–272/PDF 289–290, 7 beyit; şiir-numarası ile vezin bağlantısı PDF 65–66'daki Tablo 2'de açıktır. Sabahattin Küçük neşri sınır ve kısa okuma karşılaştırmasında kullanılmıştır. CC BY profil-ek ilişkisindedir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgiliden gelen cefa cana sevinçtir; gerçek bela rakiplerin eziyetine katlanmaktır. Matla acıyı kaynağına göre ayırır. Sevgilinin ilgisi cefa biçiminde bile olsa ilişki kurar, rakibin müdahalesi ise âşığı bu özel bağın dışına iten asıl sıkıntıdır.