Söylemez küsmiş bana cânâne söyleñ söylesün
Küsen sevgiliyi konuşturmak için çevresindekilere seslenen gazel, aşk derdini ancak onu çeken âşığın anlatabileceğini söyler; bülbülün diken yarasını bahçıvana duyurur ve söz söyleme gücü varken susmamayı öğütler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Söylemez küsmiş bana söyleñ söylesün
N’eyledüm ol yâr-ı ‘âlî-şâne söyleñ söylesün
1Sevgili bana küsmüş, konuşmuyor; ona söyleyin, konuşsun.
2O yüce şanlı sevgiliye ne yaptım, söyleyin de açıklasın.
- 2
Nâz ile güftâre gelmezse helâk eyler beni
Ol cefâ vü cevri bî-pâyâne söyleñ söylesün
1Naz edip söze gelmezse beni öldürür;
2o sonsuz cefa ve eziyet sahibine söyleyin, konuşsun.
Sevgili nazından konuşmayabilir, fakat bu sessizlik âşığın sınırsız cefayla ölmesine yol açar. Beyit, nazın zarif bir oyun olarak kalmadığı eşiği gösterir: cevap vermemek eziyeti uzatır. Âşık ölüm ihtimalini dile getirerek sevgiliden hiç değilse suskunluğunun sebebini açıklamasını ister.
- 3
Derd-i ‘aşkı gayrıdan sormañ ne bilsün çekmeyen
Anı yine ‘âşık-ı nâlâne söyleñ söylesün
1Aşk derdini başkasına sormayın; çekmeyen ne bilsin?
2Onu yine inleyen âşığa söyleyin, o anlatsın.
Aşk derdinin ne olduğunu sıradan gözlemci değil, sevgilinin gamıyla gönlü yaralanmış âşık bilir. Bilgi burada kitap veya öğütten değil çekilen acıdan doğar. ‘Bilir’ ile ‘söylesün’ arasındaki bağ, deneyim sahibinin konuşma hakkını belirler ve aşk üzerine kolay hüküm verilmesini reddeder.
- 4
Hâr zahmından neler çekdügümi gülzârda
Bâgbân-ı bülbül-i giryâne söyleñ söylesün
1Gül bahçesinde diken yarasından neler çektiğimi
2bahçıvan, ağlayan bülbüle söyleyip anlatsın.
Bahçıvan, gül bahçesinde feryat eden bülbüle diken yaralarının ne olduğunu anlatmalıdır. Bülbülün sesi yalnız bahar neşesi değil gülün çevresindeki acının ifadesidir. Bahçıvanın tanıklığı, doğal manzarayı aşk yarasının somut dersine çevirir; güzellik ile incinme aynı bahçede bulunur.
- 5
Bâkıyâ diñ durmasun güftâra tâkat var iken
Vaktidür ol husrev-i devrâne söyleñ söylesün
1Ey Bâkî, söze takat varken söyleyin, durmasın;
2zamanıdır, devrin hükümdarına söyleyin, konuşsun.
Bâkî söz söylemeye gücü varken susmamalı, çağın hükümdarını konuşturmalıdır. Gazel boyunca sevgiliden beklenen söz maktada şairin görevine döner: başkasının sessizliğini eleştiren şair kendi belagatini kullanacaktır. Hükümdar övgüsü, sözün saray çevresindeki temsil ve itibar gücünü de gösterir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.4543efa5-2233-4958-a504-0b76689cc339:g395-pdf299-300. Açık lisanslı tez ekinde G.395, basılı 281–282/PDF 299–300, 5 beyit; şiir-numarası ile vezin bağlantısı PDF 65–66'daki Tablo 2'de açıktır. Sabahattin Küçük neşri sınır ve kısa okuma karşılaştırmasında kullanılmıştır. CC BY profil-ek ilişkisindedir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgilinin konuşmaması küslük belirtisi sayılır; âşık, ne yaptığını bilmediği için suçunu doğrudan ondan duymak ister. ‘Söylesün’ redifi tek yönlü sessizliği bozma çabasıdır. İlk beyit, sevgilinin hüküm veren konumuyla açıklama bekleyen âşığın bilgisizliği arasındaki güç farkını kurar.